YAZARA MAİL GÖNDER Kadına şiddete karşı Türkiye'nin sesi

YAZARLAR / Günaydın Yazarları

Washington Büyükelçimiz Serdar Kılıç ve sevgili eşi Sinem Kılıç, çok tatlı ve mütevazı bir çift.
Türk insanının kadına yönelik şiddete karşı duyarlılığı hakkında Washington'da farkındalık yaratmak için aktif çaba gösteriyorlar.
Kadına yönelik şiddete karşı Türkiye'nin sesini duyurma amacıyla, Hillary Clinton'ın büyük destek verdiği kadın hakları konusunda sivil toplum kuruluşu Vital Voices ile bir araya gelerek ABD'nin başkenti Washington'da muhteşem bir defile düzenlediler.
Tasarımcı Cemil İpekçi'nin 'Harem' ve 'Bir Doğu Masalı' koleksiyonundan 40 parça elbisenin sergilendiği 'Zaman İçinde Birlikte: Türkiye'nin Kadın İçin Yürüyüşü' başlıklı rüya gibi defileye ben de katıldım.
Defileye Özgecan Aslan'ı tanıtarak başlamaları çok etkileyici oldu. Hillary Clinton ve Emine Erdoğan'ın kadının güçlendirilmesine yönelik gönderdiği mesajlar okundu.
Cemil İpekçi, bu etkinlik için şahane bir seçim olmuş. Bir Türk tasarımcının, kültürümüzü nefes kesen kıyafetleri ile böyle bir platformda sunması çok gurur vericiydi. Defilede yanımda oturan Vital Voices yönetim kurulu üyeleri, koleksiyonu resmen ağızları açık şekilde, büyük bir hayranlıkla izledi.

EĞİTİMSİ ZLİK LE İLGİSİ YOK
Konuşmacılardan aldığım notlara göre; kadına yönelik şiddet, sadece düşük gelir düzeyli, eğitimsiz ailelerde yaşanmıyor. Her gelir düzeyinden, eğitim seviyesinden ve her yaştan kadın şiddete maruz kalıyor.
Amerika'da üniversitelerde her beş öğrenciden biri cinsel taciz görüyormuş.
Her üç kadından biri tacize uğruyor.
Bu istatistikler, Büyükelçi Kılıç'ın deyimi ile kadına saygısızlık gösterenlere 'dur' denilmedikçe değişmeyecek.
Dört günlük Washington seyahati boyunca Cemil İpekçi ile bu konularda sohbet ettik.
İpekçi, "İlk kimliğimiz 'insan' olmalı. İnsan olmak demek; hiçbir canlıya ve canlının dışında yaratılan hiçbir şeye zarar vermemek demektir.
İnsanlığın ne olduğunu kavramadan, kadın ve erkek kimliğiniz öne çıkıyorsa; o zaman aradaki biyolojik, sosyal ve ideolojik farklar sorun ve mağduriyet yaratıyor.
Önce hepimiz insan haklarını savunmalıyız. Cinsel ve bedensel kimliklerimiz ikinci sırada olmalı" diyor.

BİR BİLEZİK İÇİN...
Bir de halen pek çok kadının itibarı; kocasının ne kadar zengin olduğu ve karısına ne kadar iyi bakabildiği üzerine kurulu... Yıllar boyu ataerkil bir düzen içinde yaşamaya alışmış zihniyet nedeniyle biz kadınlar özgür yaşamla, bir erkeğin güvencesinde olma hissine bağımlılığımız arasında gelgitler yaşıyoruz.
Cemil İpekçi bu konuda da güzel konuştu: "Kadın; muazzam bir varlık, labirent gibi bir beyin. Eğer iyi işletirse, dünyanın hakimi. Ama aynı zamanda çabuk kandırılabilen bir varlık...
Çoğu kadın, dayak yediği kocası akşam altın bilezikle eve geldiğinde iki öpücükle 'Ay kocam sever de, döver de' diye susuyor. Kendi haklarını iki bilezik, üç elbise için feda edebiliyor ve ezilmeyi göze alıyor. Kadınların, en az erkek kadar güçlü olduklarını hatırlamaları gerekiyor. Hatta daha güçlüler, çünkü dünyaya çocukları onlar getiriyorlar. Eğer çocuklarını şikayet ettikleri şeylerden dolayı farklı büyütmezlerse, aynı şikayet ettikleri erkeklerin doğacağını ve devam edeceğini de bilmeleri gerekiyor. Önce anne oğlunu terbiye edecek, sonra erkek kendini terbiye edecek..."

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.