Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Aşağıdaki resme baktığınızda hangi hayvanı görüyorsunuz?
Ördek mi?
Tavşan mı?
Ben ilk başta tavşan gördüm. Biraz dikkatimi yoğunlaştırdığımda ördeği de görüyorum ama sonra yine tavşan beliriyor.
Amerikalı psikolog Joseph Jastrow'un 1899'da keşfettiği meşhur illüzyondur bu!
Bir şeyi nasıl görüyorsak, öyle yorumluyoruz.
Görmek istedigimiz gibi görüyoruz, anlamak istediğimiz gibi anlıyoruz. Perspektifimiz gerçeğimiz oluyor.
Mesela şöyle bir örnek vereyim… Diyelim bir kafede oturuyorsunuz.
Keyfiniz yerinde, çayınızı yudumluyorsunuz.
Yan masada oturan kadın gözünüze ilişiyor. Saçlarını taradığı tarz, belki yüzündeki ifade ya da beden dili bir anda size eşinizin eski sevgilisini hatırlatıyor.

DEĞER GÖRMEME HİSSİ
Belki önceden yaşadığınız ve eşinizin o dönemde sizi kıran bazı tavırları, sanki o anda yaşıyormuşsunuz gibi tazeleniyor. Hayal kırıklığı hissettiğiniz olaylar zinciri birden zihninizde canlanmaya başlıyor. Kan beyninize hücum ediyor. Kaslarınız geriliyor. Mideniz asit salgılamaya başlıyor.
Ve bütün modunuz değişiyor.
Bir yabancının anlık görüntüsü… Tek bir düşünce. Şu anki gerçeğiniz o olmadığı halde tüm enerjinizi alıp götürebiliyor, birden değer görmediğiniz hissine kapılıyorsunuz.
Bu kadar etkilisiniz. Bedeniniz ve hisleriniz üzerinde bu kadar kontrol sahibisiniz.
Gün içinde belki defalarca fark etmeden, alışkanlıkla; düşüncenin yarattığı bu tip senaryolara esir oluyor ve bizleri daha da üzecek, öfkelendirecek, endişelendirecek, hayatımızı zorlaştıracak tepkiler gösterebiliyoruz.

ENDİŞELİ DÜŞÜNCELER
Size acı veren bir tecrübeyi, zaman geçmesine rağmen tekrar tekrar yaşayıp karşı koyduğunuz bir durumda dikkatinizi, içinizde uyanan hisse verin.
Bu his içinizde yayılıyor mu?
Yoksa kasılıyor mu? O hissin bedendeki etkisini fark edip rahatlayınca, hissin de hafifleyeceğini biliyor muydunuz?
Düşünceniz ve bedeniniz arasındaki bu direkt bağı daha önce farketmiş miydiniz?
Bu his içinizde tutmayı seçtiğiniz bir enerji mi? Bir seçiminiz olduğunu bilseniz bu enerjiyi içinizde tutmaya devam mı ederdiniz, yoksa ağır bir yükü elinizden bırakır gibi içinizden atmayı ve hafiflemeyi mi tercih ederdiniz?
Endişe dolu bir düşünceye tüm benliğimizle kendimizi kaptırıp daha da endişelenmek yerine bu düşünceyi fark etmek ve salıvermek... O düşünce tekrar geri geldiğinde içinizde yarattığı hissi fark etmek ve tekrar bırakıp sakinleşmek... Bu pratikle kendinizi, endişenin yoğunluğuna kaptırmamayı öğrenirsiniz.
Her şeyi ve herkesi tehdit olarak gördüğümüz şu dönemde, içinde bulunduğumuz şartları kendimize işkence yapmak için kullanmayı bırakmak inanın çok etkili bir yöntem…

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER