YAZARA MAİL GÖNDER Dizilerdeki gibi kötü bir baba olmayacağım

YAZARLAR / Günaydın Yazarları

ATV'de bugün başlayan 'Sevdam Alabora' dizisinin 'Ali Hikmet'i Mustafa Avkıran, Nisan ayında baba olacak. Avkıran "Dizilerde oynadığım gibi kötü bir baba olmayacağım, buna eminim" diyor

Usta oyuncu Mustafa Avkıran, ATV'nin yeni dizisi 'Sevdam Alabora'da 'Ali Hikmet' rolüyle izleyici karşısına çıkacak. Çekimleri Köyceğiz'de devam eden dizinin hem senaryosuna, hem de çekimlerin yapıldığı mekana hayranlığını dile getiren Avkıran; bir yandan yeni dizisinin heyecanını yaşarken diğer yandan da baba olmaya hazırlanıyor. Eşi Övül Avkıran Nisan ayında bir erkek bebek bekleyen Mustafa Avkıran'la diziyi, hayalini kurduğu yaşamı ve babalık heyecanını konuştuk.

Dizi teklifini kabul etmenizdeki sebep neydi?
Hikaye... Başlarken bütün hikayeyi biliyordum. Aslında bu, sektörde çok zor rastlanan bir şey. Örneğin; bu dizi iki yıl sürecekse, iki yıl boyunca bu adamın başına ne geleceğini, hikayenin nasıl evrileceğini bilmek oyuncuya güven veren bir şey. Bu durum ve hikayenin içeriği, beni çok heyecanlandırdı. Bu yıl çok iş geldi ama 'Kaçak'tan sonra yeni bir projede oynamak nasıl olacaktı, onun kararını vermek zaman aldı. 'Kaçak' bitti, onun yayınlandığı saatte 'Sevdam Alabora' başladı. İzleyici ekrana dönmemi istiyordu. Ben de hem aynı kanala, hem de aynı gün ve aynı saate döndüm.

DİZİMİZ ÇOK SAĞLAM

Yüzünüzü dinlendirme isteği olmadı mı?
Sektörde böyle bir şey var. Bazıları bunu yapıyor, bazıları yapamıyor. Ben de uzunca bir süre bunu yapamayanlardanım. Çünkü arka arkaya iyi projeler denk geliyor. 'Kaçak' bittikten sonra altı ay kadar dinlenme imkanı buldum. O iyi geldi.

Oynadığınız rollerin birbirine benzemesi sizde rahatsızlık yaratıyor mu?
Hayır. Aslında benim oynadığım adamlar, birbirinden çok farklı. Ben de fiziksel olarak biraz değişiklik yaptım. 'Kaçak'taki halimden 10-12 kilo zayıflayıp saç ve sakalda da oynama yaptım.

Canlandırdığınız 'Ali Hikmet' nasıl bir karakter?
Ataerkil sistemi temsil eden, nüfuslu ve güçlü biri. 'Kuzey Güney'de küçük, 'Kaçak'ta daha da küçük bir ailenin hakimiyken burada geniş bir ailenin ve büyük bir toprağın sahibi.

Dizide senaryo gereği 22 yıl önceki halinize döndünüz. O sahneler için sizin orijinal kendi fotoğraflarınızdan yararlanıldı mı? Nasıl bir deneyimdi sizin için?
Yararlanıldı ama daha çok dizideki tip üzerine gittik. 22 yıl önceyi oynuyor olabilmek iyi geldi bana. Peruğu çıkarıp makyajı sildiğimde ekip "Görüyor musun Mustafa Abi, gençlik işte beş dakikada uçup gidiyor" dedi, çok hoşuma gitti.

BEBEK İÇİN HEYECANLIYIM

Sizin de gençliğiniz kıymetini bilmeden uçup gitti mi?
Yok hayır, ben bilmişim gençliğimin kıymetini. 'Gençliğim gitti' diye hayıflanacak bir durum yaşamadım.

Peki, bu durum size kendinizi yaşlı hissettirdi mi?
Karışık bir konu bu. Ben yakında baba olacağım. O yüzden hiçbir şey, beni yaşlı hissettirmiyor. Ben ilk defa hayatımda çocuk sahibi olacağım, şaka gibi. Ama seyirci kucağımda çocuğumu görünce "Torununuz kaç yaşında?" diye soracak tabii.

Baba olmaya kendinizi hazırladınız mı?
Kısmetse, Nisan başında bir erkek bebek bekliyoruz. Baba olma düşüncesi bile beni heyecanlandırıyor. İstanbul Doğum Akademisi diye bir kurum var. Şimdi Övül ona başlayacak, sonra da ben gideceğim. Dizi uzun soluklu olursa ailemi de yanımda götüreceğim.

Nasıl bir baba olacağınızı düşünüyorsunuz?
Dizilerde oynadığım gibi kötü bir baba olmayacağım kesin. İyi bir baba olurum. Annemin dediği gibi, çok uzun yoldan geliyor. O yüzden çok değerli bizim için.

Çocuk olduktan sonra 'Keşke daha önce yapsaydık' diyeceksiniz...
Biz şimdi diyoruz onu. Garajistanbul olmasaydı, sekiz yıl önce çocuk sahibi olacaktık. Antalya Devlet Tiyatrosu Müdürü olmasaydım, belki 20 yıl önce olacaktı. Çünkü biz Övül'le 23 yıldır beraberiz ama biraz iş odaklı gittik.

İLERİDE EGE'DE YAŞAMAK GİBİ BİR HAYALİMİZ VAR

Dizinin çekimleri Köyceğiz'de yapılıyor. Zor oluyor mu?
Zor ama ben alışığım. 'Kınalı Kar' ve 'Ezogelin' dizilerimizi Anadolu'da çekmiştik. Anadolu'da çalışmanın tek zorluğu; yaşadığınız yerden uzakta, gurbettesiniz. Onun dışında her şey İstanbul'dan daha kolay.

Özlediniz mi İstanbul'u?
Hayır, hiç özlememişim. Evimi özledim sadece. Oradaki yaşamı daha çok seviyorum.

Nasıl bir yaşam sürüyorsunuz orada?
Şahane sözcüğüyle başlamak lazım. İnsanlar para vererek bir hafta kalıp kafa dinlemeye gidiyor, biz orada çalışıyoruz. İnsanların birbirine bakışı bile farklı. Ayrıca ulaşım da çok kolay.

Geleceğe dair böyle bir hayaliniz var mı?
Var tabii. Zaten karı-koca düşlediğimiz bir şey bu. Kendi bağımız, bahçemiz olsun... Eskiden Assos'ta evimiz vardı. Hâlâ Ege'de yaşamak gibi bir dürtü var içimizde. Bu ne zaman olur gerçekten bilemiyorum. Çünkü oyunculuğun emekliliği yok.

YURT DIŞINDAKİ KARİYERİM BURADAKİNDEN DAHA FAZLA!

Kariyerinizde hak ettiğiniz değeri göremediğinizi düşünüyor musunuz?
Hayır, hiç öyle bir düşüncem olmadı. Ben şanslı bir insanım. Yaptıklarım hem burada, hem yurt dışında takdir edildi. Yurt dışındaki kariyerim belki buradakinden daha fazla. Burada da kariyerim hem çağdaş sanat, hem popüler kültür üzerinden devam etti. Bugün Türkiye'de birçok tiyatro açılıyorsa; Devlet Tiyatroları yurt dışında bir şeyler yapıyorsa, onu başlatanlardan biri olduğumu biliyorum. Çabuk unutuluyor birçok şey ama ben bundan rahatsız değilim.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.