YAZARA MAİL GÖNDER Geleneksel çalgılarımıza sahip çıkmak görevimiz

YAZARLAR / Günaydın Yazarları

İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı, geleneksel çalgılarımız olan tanbur, ut, tar, kaval, kemençe ve kanunu çocuklara tanıtmak ve müziğimizi yaşatmak adına Herkes İçin Sanat Akademisi projesini başlattı

Türk müziği alanında eğitim vermek üzere kurulmuş ilk konservatuar olarak 40'ıncı yılını kutlayan İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı, Herkes İçin Sanat Akademisi adıyla bir sosyal sorumluluk projesi hayata geçirdi. Şubat'ta Gaziosmanpaşa'dan, geçtiğimiz hafta sonunda da Esenler'den gelen 600 çocukla buluşan projenin mimarı ise Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı Müdür Yardımcısı Prof. Serpil Murtezaoğlu. Ticari müziğe aşina olan çocuklara geleneklerimizi ve kültürümüzü öğretmek için tüm varlıklarıyla çalıştıklarını belirten Murtezaoğlu, "Herkes İçin Sanat Akademisi'nin temel manifestosu, yeni nesle Türk musikisinin çalgılarını tanıtmak, bu çalgıları çalmalarını sağlamak. Bunu da Geleneksel Çalgı Eğitimi Merkezleri kurarak gerçekleştirmek istiyoruz" dedi. Tanbur, ud, tar, kanun çalan çocukların artması konusuna hassasiyet gösteren Murtezaoğlu ile projeyi konuştuk...
Herkes İçin Sanat Akademisi adlı proje ne amaçla hayata geçirildi?
Herkes İçin Sanat Akademisi, toplumsal bir sorumluluk ve sürdürülebilirlik anlayışı içinde geleneksel müziğimizi öncelikli olarak çocuk ve gençler arasında yaygınlaştırmak fikrinden yola çıkılarak oluşturulmuş bir proje daha da ötesi bir düşünce biçimidir.

HERKESİN BİR HOBİSİ OLMALI


Bu proje ile konservatuvar olarak hedefiniz nedir?
Kalıcı, sürdürülebilir işler yapmak üniversitelerin sorumlulukları arasındadır. Konservatuvarımız da Herkes İçin Sanat Akademisi ile geçmişten getirdiği tecrübe ve bilgiyi sadece kendi öğrencileri için değil, toplumsal olarak yaygın bir faydaya çevirmeyi arzu etmektedir. Çocuk ve gençlerin mutlaka sanatsal hobileri olmalıdır. Hangi mesleği seçerseniz seçin, eğer sanatsal bir uğraşınız var ise çok daha güçlü bir kişilik ve toplumsal varoluş gerçekleştirebilirsiniz. Ayrıca hepinizin malumu olduğu üzere günümüzde toplumda çocuk ve gençler için pek çok tehlike söz konusu olabilmektedir. Özellikle sosyo ekonomik seviyenin daha düşük olduğu yerlerde çocukların mutlaka bir sanatsal faaliyetle ilgilenmeleri ve bunu sürdürmeleri önemlidir. Sürdürülebilirlik kavramının özellikle altını çiziyorum çünkü ülkemizde ne yazık ki bu konuda biraz geriden geliyoruz. Özellikle yerel yönetimler kültür sanata ciddi kaynak ayırıyor ve güzel işler de yapıyorlar. Fakat bunların çıktılarını görebilmek için sistematik ve kararlı biçimde sürdürülmesi gerekiyor.
Proje kapsamında geleneksel Çalgılar Eğitim Merkezi kurulmasına neden ihtiyaç duyuldu?
Aslında bu benim hayalim. Geleneksel Çalgılar Eğitim Merkezi GEÇEM olarak isimlendirdim. Müziğin ya da sanatın felsefesinin, derinliğiyle öğretildiği, içinde dijital bir kütüphanenin, ses ve görüntü arşivinin yer aldığı, sanatsal çıktılarının ulusal ve uluslararası anlamda sergilendiği merkezlerin oluşturulması ve yaygınlaştırılması amaçlanıyor. Öncelikle geleneksel müziğin ve çalgıların eğitimi, akabinde kaynağını gelenekten alan diğer sanatların sistematik eğitiminin verilmesi amaçlanıyor. Bazı çalgıların eğitimi ancak konservatuvar çatısı altında olabiliyor; örneğin çevrenizde tanbur, kanun, ud, kemençe, kaval ya da tar çalan çocuk pek göremezsiniz. Neden bu çalgıların eğitiminin verildiği merkezler çoğalmasın? Neden bu çalgıların öğretimi yaygınlaşmasın? Ancak fırsat sunulursa çocuklar bu çalgıları çalmayı öğrenebilir, yoksa sadece konservatuarda okuyan çocuklar bu çalgıları çalabilir.

AYNI ANDA 600 ÇOCUĞA ULAŞIYORUZ


Ulaştığınız çocuklardan nasıl geri dönüşler alıyorsunuz?
Herkes İçin Sanat Akademisi projesi kapsamında belediyelerle iş birliği yapıyor, ilköğretim öğrencileri için geleneksel müzik ve çalgılarımızın tanıtıldığı müzikli seminerler düzenliyoruz. Her seferinde yaklaşık 600 çocuk aynı anda, İTÜ TMDK'nın akademik kadrosunda yer alan ve aynı zamanda alanlarında virtüöz olan çok değerli eğitmenlerin sunumlarını dinleme fırsatını buluyor. Daha sonrasında o çocuklardan aldığımız geri bildirimlerde görüyoruz ki, çocuklarda gerçekten büyük bir ilgi ve farkındalık oluşuyor. Hatta geçmişte yaptığımız sunumları dinlemiş çocuklardan bazıları daha sonra bizim öğrencimiz oldu.
Geleneksel müzik ya da sanat neden daha görünür ya da ulaşılabilir değil?
Aslında bu bir kaynak sorunu değil. Bilgi, insan ve finansal kaynaklar açısından bir sorun yok. Yani herşey var! Fakat yaygın olarak geleneksel müzik ve çalgıların eğitimlerinin verildiği, herkesin ulaşabileceği ve sistematik eğitim alabileceği merkezler ve kurumsal olarak sürdürülebilir hedefler yok.

KÜLTÜREL BAĞLAR SANATI GERÇEKÇİ KILMAYA YARAR

40'ıncı yılını kutlayan konservatuvarın kültür sanat alanındaki varlığını nasıl değerlendiriyorsunuz? Konservatuvarımızın varlığını çok önemli buluyorum. Bir gelenekten gelmek, kültürel bağların mevcudiyeti; sanatı gerçek kılmak için çok önemlidir. Günümüzde sanat bana göre gitgide anlamsızlaşmaya başladı. Bağlamı olmayan bir sanat, endüstriyel bir ürün olmaktan öteye gidemiyor. Adınız Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı ise, kimi zaman icra ettiğiniz sanatın evrensel bir niteliği olmadığı düşünülebiliyor. Çünkü bazı çevrelerce evrensel sanat, Batı sanatı olarak düşünülüyor. Eğitim ve performans alanında günümüzde dünya genelinde sınırsız bir çalışma alanı oluşmuş olup bu anlamda konservatuvarımız da özellikle Avrupa konservatuvarları ya da sanat akademileri ile yakın iletişim, iş birliği ve üretim içindedir. Konservatuvarımızın mezunları ve hocaları geleneksel dünya müziklerinden caz müziğine, klasik Batı müziğinden dönem müziklerine kadar farklı pek çok proje içindedir. Okulumuzun bu sayede tanınırlığı ve marka değeri artmaktadır. Okulumuzun uluslararası tanınırlığından öte gerek akademik, gerekse sanatsal anlamda yaptığımız çalışmalarla ülkemizi temsil ediyor olmak ayrıca mutluluk kaynağımızdır. Çünkü kimi zaman tarihsel önyargıların ve şarkiyatçı bakışın da etkisi ile hakkımızda Batı'da oluşmuş bazı stereotipler bulunmaktadır. Sanatsal üretim başlı başına sanatsal bir varoluşun gereği olduğu kadar aynı zamanda temsiliyet için de önemlidir.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.