YAZARA MAİL GÖNDER Gözüm sahnede hep Nejat'ı arıyor

YAZARLAR / Günaydın Yazarları

Necla Uygur: Nejat'la çok yokluk çektik. O, yamalı pabuçla sahneye çıkar, para için elbiselerini satardı. Çocuklarımın ise hiç oyuncağı olmadı

Behzat Uygur: "Uzun bir aradan sonra babamı anmak maksadıyla yeniden onun bir oyununu sahnelemek istedik. Annemle aynı sahnede olmak da ayrı bir keyif."

Necla Uygur : "15 yıl aradan sonra sahneye dönmek korkutucuydu. Elim ayağım titredi. Gözlerim ise sahnede hep Nejat'ı arıyor."

Süheyl Uygur: "Babamın yıllarca oynadığı bir karakteri canlandırmak beni heyecanlandırıyor. Annem 'Çok iyi oynuyorsun' diye moral verdi."

18 Kasım 2013'te kaybettiğimiz usta oyuncu Nejat Uygur, 9 Ağustos'taki yaşgününde, 60 yıllık sanat kariyeri boyunca hiç çıkmadığı Harbiye Açıkhava Sahnesi'nde, 'Markopaşa Müzikali'yle anılacak. Süheyl-Behzat Uygur kardeşlerin sahneye koyduğu oyunda anneleri Necla Uygur da 15 yıl aradan sonra sahnelere döndü. Üçlü, ilk kez GÜNAYDIN'a konuştu...
Siz sezonu kapatmadınız, sürekli oynuyorsunuz...

BEHZAT UYGUR:
Babamla da böyleydik; sezon biter, turneler yapılır yıllardan beri. O alışkanlıkla oynamaya devam ediyoruz. Şimdi de Harbiye'de olacağız. İlginçtir; babam sağlığı boyunca Harbiye'de hiç oynamadı, denk gelmemiş.

NECLA UYGUR
: Çünkü biz o dönemde hep İzmir Fuarı'nda olurduk.
Gittiğiniz yerlerde insanların size ilgisi nasıl?

SÜHEYL UYGUR:
Süper, çok ilgililer. Çok eğlenip çok gülüyorlar. Özellikle finalde 15 dakika ayakta alkışlanıyoruz.
N.U.: En çok beni alkışlıyorlar.
Ona şüphe yok Necla Hanım... Uzun zaman sonra yeniden sahnedesiniz.
N.U.:
Evet, uzun süredir yapmıyordum tiyatro. Eşimin rahatsızlığı, ondan önceki seneler de benim ameliyatlarım araya girdi. 15 sene sonra çocukların teşvikiyle yeniden hayata dönüş oldu. Nefes almama sebep oldukları için teşekkür ediyorum.

ELİM AYAĞIM TİTREDİ


Sahneye çıkınca ne hissetiniz?
N.U.:
İçimde bir korku vardı; acaba becerebilecek miyim diye endişelendim. İlk kez sahneye çıkıyormuşum gibi heyecan vardı. Gerçi bu rol benim eskiden oynadığım bir rol. Her ne kadar aşina olsam da, gerçekten de sahneye ilk çıktığımda elim ayağım titredi, ondan sonra toparladım.
Nejat Uygur'suz ilk kez sahneye çıktınız. Sahnede eksikliğini hissettiniz mi?
N.U.:
Hem de nasıl! Gözüm hep onu aradı. Yeri dolmayacak bir eksiklik o. Ancak çocuklarımla yeniden sahnede beraber olmak büyük haz. Süheyl babasının rolünü oynuyor; onu hiç aratmadı. Ona baktığımda zaman zaman Nejat'ı görüyorum, sahnede gözüm doluyor.
Süheyl Bey büyük bir sorumluluk almışsınız...
S.U.:
'Kılıbık Hayrullah', Nejat Baba'nın oynadığı rol. Çok büyük bir sorumluluk. Daha önce de 'Boynuz Kulağı Geçer de babamın rolünü oynamıştım. Bu oyunda da onunla bütünleşmiş bir rolü oynamak benim için çok büyük bir gurur. Beni çok heyecanlandırdı ama kimseye çaktırmamaya çalıştım. Oyun üzerinden birkaç gün geçtikten sonra annem bana "Çok iyi oynuyorsun" diyerek moral verdi.
B.U.: Süheyl ödüllük oynuyor. Bence şu anda en başarılı komedi oyuncusu o.
Behzat Bey, siz de bir başka usta Bahri Beyat'ın rolünü oynuyorsunuz... Evet, ustalarımız onlar. Ne mutlu ki onlarla aynı sahneye çıktık. Biz rol dağılımını Geleneksel Türk Tiyatrosu'ndaki kalıba göre, Kavuklu Pişekar mantığıyla yapıyoruz. Oyunun komiği hep Süheyl olur. Ben pas atarım ona. Onlardan öğrendiğimizi sahneye aktarıyoruz.

ANILARI KİTAPLAŞTIRMAK GEREKSİZ


Necla Hanım çok eskilere dönsek... Nejat Uygur'lu yılları biraz anlatır mısınız?
N.U.:
Nejat, Nejat Uygur olmadan pabucu hep yamalı çıkardı sahneye. Behzat'ın doğumuyla biraz biraz düzeldik. Çocuklarımın hiç oyuncakları olmadı ama yaratıcılardı. Tahtaya çivi çakıp bozuk parayla maç yaparlardı. Tahtadan tabanca yapıp oynarlardı. Kağıtlardan, çoraplardan top yapıp oyun oynarlardı. Çok yokluk içinde büyüdüler. Ajitasyon yapmıyorum ama pijama yamayarak çocuklarımı okula gönderdim. 'İstanbul büyük deniz, sizi yutar' demişlerdi ama İstanbul, Nejat'ı yutamadı.
Çocuklarınızın tiyatrocu olmaları nasıl karşılandı?
N.U.:
Anne-baba tiyatrocu olunca onlar hep kulislerde büyüdüler. Açıkçası ben onların tiyatrocu olmalarını hiç istemedim. Bizim çektiğimiz sıkıntıları çekmelerini istemedim ama onların tercihi bu yönde oldu. Biz de hep destekledik.
Nejat Uygur'suz iki yıl nasıl geçti?
N.U.:
Yedi sene hastalık süreci de dahil zor geçti. 'Kolunu kes ver' deseler; kolumu da, bacağımı da vermeye hazırdım. O güzel bir isim bıraktı bizlere. Ona yaptığım her şey helal olsun. Sahneye çıkana kadar ben kendimi kapattım, hiçbir sosyal yaşamım olmadı. Kendimi yeni yeni toparlıyorum. 11 torunum var; onlarla vakit geçiriyorum.
S.U.: Ben sesini özlüyorum. Özlediğimde açıyorum, seyrediyorum, rahatlıyorum.
B.U.: Biz babamızı ve ustamızı kaybettik. Her çıktığımız sahnede onun anısı var.
Bu anıları kitapta toplamayı düşünmez misiniz?
N.U.:
Hayır, düşünmedim. Gereksiz görüyorum. Seyirci ne olduğumuzu biliyor.

TİYATROSU İÇİN ELBİSELERİNİ SATARDI

Bir dönem televizyonda gösterildiğinde reyting rekorları kıran oyunların DVD'lerini çıkarmayı düşünüyor musunuz?
B.U.
: 80'lerde, 90'larda oynanan oyunların var olan kasetlerini elden geçirme düşüncemiz var.
N.U.: Keşke elimizde eski oyunların videosu olsa. O TV'lerde yayınlanan oyunlar Nejat'ın hep hasta olduğu dönemde çekilen oyunlar. Trafik kazası sonrası rahatsızlanmıştı. O videoların haklarını Nejat çok ucuz fiyata televizyonlara bırakmıştı.
B.U.: Yani Nejat Uygur o kasetleri, tiyatrosunu sürdürebilmek için yaptı. Bir nesil o videolarla büyüdü. Bir yerde okudum; 'Nejat Uygur benim babamla ilişkimi kuvvetlendiren insandır. Babam hiç gülmezdi. Onu gülerken görmek beni de güldürürdü' diyor bir seyirci. Ne kadar güzel.
S.U.: Bir nesli etkiledi belki ama bazı oyuncular, belli bir kesim Nejat Uygur tarzını çok küçük görüyordu ama daha sonra onun oyunlarını oynuyorlardı.
Nejat Uygur'un yeteri kadar değer görmediğini mi düşünüyorusunuz?
N.U.:
Değer görmemekten kastımız ne? Oyunculuğu mu, hayır. Seyirci mi, hayır. Manevi anlamda halktan çok büyük değer gördü Nejat. Seyirci onu hep el üstünde tuttu. Hastalandığı dönemde, o dönemki Başbakan'ımız Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan başta olmak üzere bütün devlet adamları bilhassa ilgilendi.
B.U.: Babam her kesimden büyük itibar gördü.
N.U.: Fakat maddi anlamda Türkiye'de öyle bir değer yok. Yurt dışında olsa aslanlar gibi rahat bir şekilde yaşamlarını sürdürebilirler. Bu, tüm tiyatrocular için öyle. Gazanfer Özcan borçlar içinde vefat etti. Münir Özkul ne durumda takip eden var mı? Nejat tiyatroyu ayakta tutabilmek için elbiselerini satardı. İnanır mısınız, bir tek pantolonu kalırdı. O dönemde öyleydi. Evden eşya satardı. Böyle böyle tiyatroyu yaşatmak için 60 sene mücadele etti.

OĞULLARIM BANA BİR KEZ BİLE 'SEN' DEMEDİ

Nasıl bir ana-oğul ilişkisi var aranızda? B.U.: Biz yıllarca anne-oğul ya da baba-oğul gibi değil; birlikte çalışan, aynı kaderi paylaşan insanlar gibi yaşıyorduk çünkü meslektaştık. Uzun bir aradan sonra aynı şeyleri yeniden yaşıyoruz.
N.U.: Ben çocuklarımdan babaları hasta yatağındayken bile 'sen' kelimesini duymadım. Çok terbiyeli büyüdüler.

HİÇ ÖNE ÇIKMAYI SEVMEDİM

Necla Hanım, Nejat Bey'in her zaman yanında oldunuz...
N.U.:
Evet, ben öne çıkmayı hiç sevmedim. Çünkü Nejat Uygur'un eşiydim, onun yardımcı oyuncusuydum. Çalıştım, yemekler yaptım, çocuklarıma baktım, onları büyüttüm. Eşime destek olmaya çalıştım. Şimdi çocuklarım sayesinde biraz öne çıkar gibi oldum ama bir sonrakinde olmayabilirim.

SEYİRCİNİN ŞARKI İSTER GİBİ OYUN İSTEDİĞİNİ GÖRDÜK

Özellikle bu oyunu seçmenizin sebebi neydi?
B.U.:
Biz, 1990'da tiyatromuzu kurduk. O zamandan beri sadece bir tane Nejat Uygur oyunu oynadık. O da 'Boynuz Kulağı Geçer'di. Uzun aradan sonra onu anmak maksadıyla yeniden bir Nejat Uygur oyunu oynamanın doğru olacağını düşündük.
S.U.: Halkın da bir özlemi var zaten; seyirciye de çok güzel yansıdı oyun.
B.U.: Bir seyircinin kalkıp şarkı ister gibi oyun istemesini ilk defa gördüm. Biri "Minti Minti'yi de istiyoruz" diye bağırdı. O sıcaklığı çok özlemiş seyirci.
Oyunu müzikal olarak sahnelemek kimin fikriydi?
B.U.:
Oyunun üstüne bir şey katmamız gerektiği fikrini savunduk. Zaten kahkaha olarak çok üst seviyede. Onun üstüne müzik katarak müzikal olarak sahnelemek istedik. Nejat Baba da olsa gurur duyardı.
Necla Hanım, siz de oyunda canlandırdığınız 'Müşerref' gibi taşı gediğine koyan biri misiniz?
N.U.: Hayır. Özel hayatımda çok munis bir insanımdır; taşı gediğine koymam, hep içimde saklarım.



Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.