Türkiye'nin en iyi haber sitesi

'Heredot Cevdet Saati' isimli programla adından söz ettiren Hasan Kaçan: Bizim hedefimiz değil, aracımız oyunculuk. O yüzden 'Heredot Cevdet', ömür boyu sürse de beni hiç rahatsız etmez. Ben bundan memnuniyet duyarım

Bundan 13 yıl önce atv'de yayınlanan ve halen ekranların fenomen dizileri arasında yer alan 'Ekmek Teknesi'ndeki 'Heredot Cevdet' karakteri, bu kez diziden bağımsız olarak yeniden ekranlarda. Dizide; kahvede anlattığı sıradışı hikayelerle dikkat çeken Hasan Kaçan, yıllar sonra aynı karakteri TRT'de canlandırıyor. 'Heredot Cevdet Saati' adını verdiği programda; efsaneleri ve ilginç hikayeleri anlatan Kaçan ile programı 'Heredot Cevdet'i ve efsaneleri konuştuk...

TARİH UZMANLIK ALANIM


'Ekmek Teknesi'ndeki karakteri yeniden, diziden tamamen bağımsız olarak hayata geçirme fikri nasıl doğdu?
Ben çarşıda, pazarda dolaşan bir adamım. Beni sokakta gören 'Ekmek Teknesi' hayranlarından sürekli 'Heredot Cevdet'in hikayelerini çok özledikleriyle ilgili tepkiler alıyordum. Biz de bu özlemi gidermek için 'Heredot Cevdet'i 'Ekmek Teknesi'nden bağımsız olarak yapalım istedik. Ama hafta içi beş gün yayınlanmasıyla ilgili fikir, TRT 1'den geldi. 'Heredot Cevdet Saati', geçen sene başladı. Bu sene de 30 bölüm çektik. Şimdilik devam ediyor. 'Heredot'un hikayeleri bizim hoşumuza gidiyor, izleyenlerin de hoşuna gittiği izlenimini alıyorum.

Tarihi efsaneleri anlatıyor, ekran başındakileri de bilgilendiriyorsunuz. Siz bu bilgi birikimine nasıl ulaştınız?
Birincisi, tarihi hadiseler benim zaten uzmanlık alanım. Uzmanlık alanım derken, çocukluğumdan beri en büyük merakım. Çocukluğumdan beri bu tür hikayeleri dinlemekten, tarihi takip etmekten ve tarihi kitaplar okumaktan büyük keyif alırdım. Ortaokul ve lisedeyken de en iyi dersim tarihti. Bu özel bir merak benim için. Bir de artık tabii ki bunu sadece Hasan Kaçan olarak değil, ekip olarak yapıyoruz. Yoksa bizim bilgi birikimimiz bir yerde biter. Ciddi bir araştırma yapmak durumundayız.

'HEREDOT CEVDET' BÜNYEMİZDE VAR

Bir oyuncu olarak yıllar sonra; bıraktığınız belki de unuttuğunuz karakteri yeniden canlandırmak nasıl bir histi? Zorlandınız mı?
Neticede bir futbolcu bile uzun süre aynı hareketleri yapmayınca, o hareketlere yabancı kalabiliyor. Ancak 'Heredot Cevdet', biraz bizim bünyemizde olan bir şey. O yüzden de hiç zorlanmadım. 'Heredot Cevdet'i seviyorum.

'Heredot Cevdet' karakteri üzerinize yapıştı mı? Bundan rahatsızlık duyuyor musunuz?
Son dönemde popüler olmuş bir laf var: 'Bu karakter üzerime yapıştı' diye... Kardeş, birincisi bu tutkal mı ki üzerimize yapışsın? İkincisi de dünyada herkes 'Bir karakter benim üzerime yapışsa da, ben o karakteri canlandırsam' der. Bir tek bizde böyle bir kompleks var nedense. Yani 'Rambo'yu oynayan Sylvester Stallone'un veya 'Terminatör'ü canlandıran Arnold Schwarzenegger'in "Ya bu karakter benim üzerime yapıştı" diye bir şikayeti olduğunu sanmıyorum. Sizin eğer anlatmak istediğiniz bir hedefiniz ve derdiniz varsa; ha o karakterle anlatmışsın, ha bu karakterle... Önemli olan insanlara ulaşıp ulaşamadığındır. Bizim canlandırdığımız karakterler insanlara ulaşmak için bir bahane, bir vesile.... Biz bunu gerçekleştirebiliyorsak ister 'Superman' kılığında, ister Hazerfan Ahmet Çelebi kılığında, ister Heredot kılığında olabilirsiniz. Önemli olan kime, ne anlatıyorsunuz, nasıl bir derdiniz var. Bence durum bundan ibarettir. Bizim hedefimiz oyunculuk değil, bizim aracımız aslında oyunculuk. Oyunculuk bizim için insanlarla beraber olmak için bir vasıta... O yüzden 'Heredot Cevdet', ömür boyu sürse de beni rahatsız etmez. Ben bundan memnuniyet duyarım, şikayet etmem.


SEVENLERİMLE ARAMDA HAYRANLIK DEĞİL, KARŞILIKLI BİR SEVGİ VAR

Seyircinin ilgi ve alakası, size karşı yaklaşımı nasıl?
Ben gençlik yıllarımda oyunculuğa başlamadığım için insanlarda bir Hasan Abi imajı var. O yüzden benimle aralarında bir yakınlık var. Beni görünce 'Hasan Ağabey' deyip hemen yanıma gelirler. Birlikte fotoğraf çektiririz, vaktimiz varsa oturur, sohbet ederiz. Ama sanki mahalleden, aileden biriymiş gibi aramızda bir samimiyet durumu vardır.

SEVGİ EMEK İSTİYOR
Bizimkisi bir hayranlık durumu değil, ben hayranlarım olduğunu zannetmiyorum. O hayranlık biraz daha başka bir şey. Bizde karşılıklı bir sevgi var. Ben onun daha etkili, daha güzel bir şey olduğunu düşünüyorum. Yani hayranlık geçici bir şey daha çok, ama sevgi çok köklü, bambaşka bir şey. Onu muhafaza etmek, emek isteyen bir şey. Bu işin en büyük kârı 'Heredot Cevdet'in birbirimizi sevmemize vesile olması.. En güzel tarafı, birbirini tanımayan insanların arasındaki mesafeyi kaldırıyor olması... İzleyiciyle, bizi sevenlerle aramızdaki ilişki; dediğim gibi arkadaşlık ve akrabalık ilişkisi gibi... Onlarla çok yakınız.

YAŞLI DEĞİL ARTIK KIDEMLİ DELİKANLIYIM

'Ekmek Teknesi'nin eski bölümlerini izlediğimde sizin hep aynı kaldığınızı gördüm. Yaşlanmamayı nasıl başardınız? Gençlik formülünüzü paylaşır mısınız?
Valla bizim maksadımız yaşlanmak değil, ihtiyarlamak diyelim. Çünkü çiçek de yaşlanır, ağaç da yaşlanır, kedi de, köpek de... Biz yaşlanmıyor gibi görünüyoruz ama ihtiyarlıyoruz aslında. İhtiyarlamak da güzel bir şey. İhtiyarın kelime anlamı iki büklüm olmuş, bastonlu amcalar ya da teyzeler değil ihtiyar demek; tecrübeli, daha doğrusu kıdemli delikanlı demektir. Bu soruya 'Kıdemli delikanlı sınıfına giriyoruz' diye cevap vereyim.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER