Türkiye'nin en iyi haber sitesi

'İçimde Akan Nehir' filmiyle sinemaya adım atan Erhan Güleryüz, rolü için 17 kilo verdiğini söyledi: İştahlı biriyim; film için kilo vermek beni zorladı. İzleyici, sağlıksız bir adam görecek

90'lı yıllarda Ayna grubunun solisti olarak hayatımıza giren Erhan Güleryüz, geçtiğimiz hafta vizyona giren 'İçimde Akan Nehir' filmiyle sinemaya adım attı. Güleryüz'ün yazıp, yönetip yapımcılığını üstlendiği ve başrolünü oynadığı film; yıllar sonra doğduğu yere dönüp geçmişiyle hesaplaşan bir adamın hikayesini anlatıyor. Güleryüz; Tuğçe Kazaz, Hasan Kaçan ve Cahit Berkay'la birlikte rol aldığı filmde ilk kez güneş gözlükleri olmadan kamera karşısına geçti. Rolü için 17 kilo veren Güleryüz ile sinema macerasını konuştuk...

Sinema filmi çekmek nereden aklınıza geldi?
Yaş sınırı olmaksızın bütün sinemaseverlerin ailece gidebilecekleri bir film yapmaya çalıştık. 20 yıla yakındır Ayna grubu ile yüzlerce şarkı yaptık. Sevenlerimiz, konserlerimizde ve albümlerimizde bizi hiç yalnız bırakmadı. Ekranla da aramız hep iyi oldu. Bir şarkı yazarı olarak, ilk başta parçanın öyküsünü yazıyorum. Öyküden şiir çıkıyor, ardından da şarkı sözü ve müzik geliyor. Dolayısıyla yazıp söylediğim şarkılar, aslında üç-dört dakikaya sığdırılmış öyküler... Çocukluğumdan beri sinemayla ilgilenen bir sanatseverim. Sinema filmi yapma fikri yıllardır aklımdaydı. İlk filmim bu yıla nasip oldu.

Filmi yazmaya ne zaman başladınız?
Senaryo çalışmalarıma çok uzun yıllar evvel başlamıştım. 'İçimde Akan Nehir' filminin öyküsü dört yıl önce kafamda oluştu. Birçok değerli sinemacı dostumdan destek alarak uzun bir sürede senaryoyu tamamladım. Çıkış noktam; beni çok etkileyen yaşanmış bir hikayeydi. İçinde aile, baba-oğul, anne-kız ilişkileri ile aşkı ve sevgiyi barındıran bir film oldu. Gerçek sevginin her zaman insan hayatını ve dünyayı değiştireceğine inanıyorum. Bunu küçük bir balıkçı kasabasının sakinlerinin suretinden anlatmak istedim.

Filmde kendiniz oynamaya nasıl karar verdiniz peki?
Oyunculukla ilgili son ana kadar kararsızdım. Ayna grubunda yıllarca sahnede gözlük kullandım ve özel hayatımda ünlü olmanın dezavantajlarından kendimi hep korumuştum. Bir sinema filminde gözlüklerimi çıkarıp sokakta tanınma riskini almak beni korkutuyordu. Ayrıca oyunculuk konusunda tecrübem yoktu. Son ana kadar başrol oyuncumuz belli değildi. Okuma provalarında oyuncu arkadaşlarımla bütün replikleri çalışırken ister istemez ben de çalışmalara dahil oldum. 'Hazar Kafkas' karakterini benim oynamam için diğer arkadaşlarım moral verdi. Oyuncu koçum Funda Özdemiroğlu bana epey emek harcadı.

HATALARIMDAN DERS ALDIM

'Hazar', filmde geçmişiyle hesaplaşıyor. Peki siz hayatınızın muhasebesini yaptığınızda ne görüyorsunuz?
İyi bir çocukluk yaşadım; aileme her zaman çok bağlıyım. Çok zor ve acılı zamanlardan geçtim, çok mutlu olduğum günler de oldu. Her insan gibi hatalarımdan ders aldım. İyiliklerimi ise hatırlamaktan utanırım. Sevgiyi hep gördüm ve karşılığını vermek için çok çalışıyorum.

Hayal ettiğiniz yerde misiniz?
Şükretmeye inanırım, dua ederim. Her şerde bir hayır, her hayırda bir şer vardır. İyi şeyler hayal ettim hep. Dünyaya nasıl bakarsanız öyle görürsünüz.

Yönetmenlik, senaristlik, oyunculuk ve yapımcılık; ilk defa film çekecek birisi için ağır bir sorumluluk değil mi?
Evet, çok yorucu ve yıpratıcı bir tecrübe oldu. Yüzlerce emekçi dostla iyi bir film yapmak istedik. İlk filmde bu kadar yorulacağımı düşünmüyordum doğrusu. Fakat başka bir şansım yoktu. Beni en çok yoran; yapımcılık ve tanıtım kısmı oldu.

Sizi filmde ilk defa gözlüksüz gören hayranlarınız çok şaşırmış. Yıllarca sahnede gözlük takmanızın özel bir sebebi var mıydı?
Gözlük, yıllarca beni ünlü olmaktan korudu. Filmde ağır sağlık sorunları olan bir adamı canlandırmaya çalıştım. Rolüm için kısa sürede 17 kilo vermek zorunda kaldım. İştahlı biri olduğum için bu beni çok zorladı. Sevenlerim, filmde epey sağlıksız bir yüz görecek.

AŞK HORMONAL BİR BOZUKLUK

Filmde canlandırdığınız 'Hazar Kafkas', nasıl bir adam?
'Hazar', 1991'deki Dağlık Karabağ işgalinde yaralanmış bir gazi. Uzun yıllar kaçmış ve saklanmış. Yıllar sonra çocukluğuna dönüp hayatındaki sorulara cevap arayan çaresiz, mutsuz bir adam. Doğup büyüdüğü kasaba ile İstanbul arasında iki farklı hayat yaşamak zorunda kalmış. Babasından kalan sırlar ve yıllardır göremediği oğlunun hasretiyle hayatta kalmaya çalışıyor. İlk defa aşkla karşılaştığında ne yapacağını bilemiyor.

Sizden bir şeyler var mı 'Hazar'da?
Oyuncu kadrosunu oluşturduktan sonra, filmin karakterlerinin tamamında gerçekliği yakalayabilmek için onların kendi hayatlarını inceledim. Sadece 'Hazar Kafkas'da değil, filmin tüm karakterlerinde oyuncuların hayatlarından bir gerçeklik payı var.

Aşk insana neler yaptırır sizce?
Aşkı nasıl tanımlarsınız? Bence aşk, gerçek sevgiye giderken yaşadığımız hormonal bir bozukluk hali.

TUĞÇE'NİN OYUNCULUĞU İZ BIRAKACAK

Tuğçe Kazaz'a başrol verdiğiniz için memnun musunuz?
'Nehir' karakteri için oyuncu ararken epey zorlandık. O günlerde Osman Sınav'ın 'Uzun Hikaye' filmini izledim. O filmde Tuğçe Kazaz'ın oyunculuğu beni çok etkiledi. Aradığımız 'Nehir'i bulmuştuk. Tercihimden memnunum çünkü filmi sahiplendi. 'Nehir', seyircide iz bırakacak.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER