YAZARA MAİL GÖNDER Hayatta hiçbir şey yarım kalmıyor!

YAZARLAR / Günaydın Yazarları

Geçtiğimiz günlerde Murat Aşık ile Tuğba Özerk'in Kuruçeşme'deki bir mekanda yakınlaştığına dair bir haber okudum. Büyük gazetelerin manşetlerinde yer alıyordu.
Birçok okur, haberi 'çapkınlık gündemi' olarak değerlendirmiş olabilir ama işler öyle değil...

VİCDAN MUHASEBESİ

Tuğba ve Murat, uzun bir dönem beraberlerdi; hani Tuğba'nın 'Lo Lo Lo' yaptığı 2005 yılı var ya, işte o zaman.
Haberi okuduğumda, aklıma ilk şu söz geldi: 'Hayatta hiçbir şey yarım kalmıyor.' Zaman denilen şey o kadar mucizevi ki; benim gibi kontrol manyağı, kadere inanmaya çalışsa da çok zorlanan ve her şeyin elinde olabileceği fikrine göbekten bağlı bir insana bile, çok değişik hisler yaşatabiliyor. Gün geliyor; o yarım bıraktığın her şey, tek tek karşına çıkıyor. Tam da sen hatırlamadığın, takmadığın anda aldığın 'özür dilerim mesajı' gibi, karşı tarafın geç de olsa vicdan muhasebesi yaptığını gösteren bir işareti karşına çıkarıyor. O zaman diyorsun ki; bu kader değil de ne?
İşte Tuğba ve Murat meselesi de böyle...
2005'te yarım kalan bir duygu ve 2015'e girerken tamamlanması...
Aşk başladı, başlamadı önemli değil; uzun yıllar süren küskünlük sona erdi.
Sonu ne olur bilinmez...

CİHANGİR'İN MONA'SININ YERİNDE ARTIK BİR ZAMANLARIN LEYLA'SI VAR

Geçtiğimiz kış sezonunun en popüler mekanlarından biriydi Cihangir Mona. Özellikle pazartesi akşamları eğlenmek isteyenler için en ideal yerdi. Cihangir'in Lucca'sı olarak nam saldı. Yaz geldi, kapılarını kapadı ve Çeşme'ye taşındı. 'Kış sezonu geliyor, kaldığı yerden devam eder' dediğimiz mekan; son dakika kararı ile Cihangir'den taşınıyor, başka bir lokasyonda karşımıza çıkmak için geri sayıyor. Sabırlı olalım, eğlenmeye kaldığımız yerden devam edeceğiz...
Peki şimdi Mona'nın yerinde ne var biliyor musunuz; Leyla. Leyla; hani 2004-
2008 yılları arasında Deniz Türkali'nin yarattığı, kahvaltıları ile meşhur olan bir mekan vardı ya; işte o. Tekrardan hayatımıza giriyor. Birkaç gün önce hizmet vermeye başlayan mekanın mönüsü İtalyan.
Mekana girer girmez, tam ortadaki dev bar sizi karşılıyor. Duvardaki dev kara tahtada, özel bir mönü var.
Özellikle akşamüstleri barında kokteyl yudumlamak isteyenler burayı tercih edebilir.
Bar atıştırmalıkları da şahane. Kahvaltıda ise sıradışı olmayı tercih ediyorlar; Madrid, İstanbul, Londra ve Paris'e özgü kahvaltı seçenekleri var. Siz hangi kültürün kahvaltısına ekmek banmak istersiniz?
Unutmadan; mekanda Zeynep Casalini'nin kahvaltısı, Serra Yılmaz'ın kırmızı havyarlı makarnası da bulunuyor.
Gidin tadın; bakalım Leyla, Mona'nın yerini tutabilecek mi?

EĞLENİRKEN İÇİNİZE SANAT KAÇSIN!

Geçen sezon açılan, Melda Tuna'nın işlettiği Louis adlı mekanda, dün gece sergili bir parti vardı. Biliyorsunuz, bu tarz sanatsal hareketler mekanlara bir hareket, bir bereket getiriyor; iyi bir yöntem. Yakın arkadaşı Aydın Perksu'nun fotoğraf sergisinin partiye dönüştüğü mekanda kurulan fotoğraf stüdyosunda; Aydın'ın objektifine poz da verebildik. Londra'nın farklı sokaklarında, farklı stillerdeki insanları yolda yürürken durduran ve fotoğraflayan sanatçının 1000-1500 lira arasındaki fotoğraflarına bir göz atın. Benim gibi Londra sokaklarına ve insanlarına hayransanız; evinize bu ruhu taşıyabilirsiniz. Ekim ayının sonuna kadar sergilenecek fotoğraflara hem göz atmak, hem de eğlenmek isterseniz; çarşamba gecesini tercih edin, Çarşamba geceleri Cenk Suyabatmaz performansıyla birlikte içinize sanat kaçacak; benden söylemesi...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.