YAZARA MAİL GÖNDER Kızlar, doğru seçenek ikinci turdaki erkekler

YAZARLAR / Günaydın Yazarları

İlişki uzmanı, yakışıklı mı yakışıklı, cemiyet hayatının tanınmış simalarından bir beyefendi ile yemekteyiz... Etrafındaki ilişkilerden yola çıkarak bir ilişki çözümü yaratmış ve yanındaki bekar kadına akıl veriyor: "Sen git ikinci turdaki erkeklere bak. İkinci turdaki bir adam ne istemediğini iyi bilir inan; birinci turdakilerden daha doğru bir seçenek." Bir kez boşanıp bekar gezen adamlardan bahsediyor...
Hakikaten de öyle; ikinci turdaki adamın bilinçli halleri, birinci turdakinde olmaz; deneyin kızlar.

ACELECİ DAVRANMAYIN
İkinci turdaki erkek, sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yiyendir. Ne istemediğini bilen erkek, tasmayı takamayacağınız erkektir kızlar. Çevremdeki birçok kadın dertli; 'adam' yok diyorlar.
Var kızlar ama bu adamların gözü açık benden söylemesi. Aslında işiniz çok daha kolay, sadece aceleci davranmayın ve ürkütmeyin yeter.
İkinci el erkek neler istemez?
Özgürlüklerinin kısıtlanmasından hoşlanmazlar, tadını çıkarın, siz de kendi özgür alanınızı yaratın.
Aşkın heyecanla eş orantılı olduğuna inandıklarından mükemmel eş taklidi yapmayın; evinin kadınını aramıyor bu adamlar. Mutfak marifetleriniz, ev becerileriniz onların umurunda değil.
Bir önceki evliliğindeki monotonluktan yaka silkmiş adam, çok haklı.
Kılığına, kıyafetine, gardırobuna karışılmasından, yeme içme düzenine burun sokulmasından hiç hoşlanmazlar. Onlar önceki roundda bunların her birini tecrübe etti. Aman özel alanına girmeyin.
Evlilik terbiyesini iyi bir şekilde aldığından, beraber yaşamanın kurallarını siz kızlardan çok daha iyi biliyordur.
O yüzden dağılmayın; duşta saçınız, etrafta eşyanız kalmasın.
Sakın üstünde çocuk yapma baskısı kurmayın, bir önceki evliliğinden çocuğu varsa onu ürkütmemek için çocuklara o istemediği sürece yanaşmayın.
Onun için doğru zamanı bırakın erkek tarafı belirlesin.
Kısaca ikinci el adama doğal gelin; en yalın halinizle. Onun bu oyunu hakkıyla ama hasarla oynadığını bilin.

AMERİKA'DAN SAÇ AŞISI
İnsanoğlu her an bilgiye, yeniliğe aç. Hop emiyoruz en organik, en vitamin dolu bilgiyi. Sonra filizlenip her önümüze gelenle paylaşıyoruz; 'Tatlım duydun mu bak neler oluyor etrafımızda?' diye. İşte öyle bir hafta geçirdim ben de. Berberimden 'saç aşısı' teknolojisini öğrendim. 'Saç mı ektirsem?' muhabbeti yaparken, "Mert Bey buna ne gerek var, Amerika'dan 45 dakikalık tek seanslık saç aşısı geldi. Hemen gidin yaptırın, çok iyi gelecek" dedi.

NE OLACAK BU SEKTÖRÜN HALİ?
Nerede bir popçu görsem, 'Hayırdır albüm ne zaman? Yoksa single mı yapıyorsun? Nerelerdesin? Uzun zamandır sesin çıkmıyor' desem, 'Seçim sonrasına bıraktık tatlım' diyor... Birçok ünlü ismin 1 Kasım'daki seçim öncesi sesi soluğu çıkmayacak anlayacağınız. Yoksa albüm hazır, hatta kliplenecek şarkılar belirlenmiş ancak gelin görün ki pop dünyasının gündemi seçim sandığı... Bakalım Kasım'dan sonra nasıl bir bombardıman yaşanacak... İstanbul mekanları, eğlence sektöründeki durgunluğa akıl sır erdiremiyor. İşleri iyi gideni de nazardan korkuyor. İşte tam da bu noktada falcılar yardıma koşuyor. En son gittiğim mekanın sahibi, mekanı için hem kurşun döktürüyor, hem de fal baktırıyordu... Bu bir ilk değil. Birçok mekancı; kahvenin telvesinden, tarotun açılımından medet umuyor. İşler kesatsa, bir de üstüne kurşun döktürüyor. Ah bu belirsizlik, yarınından korkmalar...

MENAJER SORUNU
'Bu sezon bir proje var mı? Dizi olacak mı?' diye sorduğumuzda; oyuncu tayfası kaliteli bir proje olmadığından yakınıyor ya da yapımcıya güvenmiyor. Son olarak da menajerinden yaka silkiyor. 'Çalışmıyor, bana iş getiremiyor, bıktım menajerimden' deyip 'Sence hangisi iyi, kim bana iş bulur?' arayışına giriyor. Anlayacağınız popçusundan oyuncusuna tabii bir de mekancısına; herkeste bir huzursuzluk, mutsuzluk hakim.

BU ÇOCUK NEDEN BÖYLE OLDU?
Yağmurlu bir günde Beyoğlu'nun kalabalığından, itiş kakışından kaçıyorum, buram buram kahve kokan bir kitabevinde buluyorum kendimi... Rafların önünde soluklanıyorum. İşte o anda bu satırlar dikkatimi çekiyor. 'Şimdi anlatma sırası Christian'da.' 'Grinin Elli Tonu' serisinin dördüncüsü olan 'Grey' kitabının kapağında yazıyor bu sözler... Bir önceki seriyi okuyup filmine koşarak giden biri olarak benim için oldukça şaşırtıcıydı. Çünkü bu sefer aynı hikayeye 'Mr. Grey'in gözünden bakacaktık. Ufak bir örnek... Evden kaçan evlat, alkol bağımlısı olan ve sorumluluklarını unutan baba, çocuklarını şiddete maruz bırakan anne için 'Aman evlerden uzak olsun' diyerek onları yargılayarak suçlu ilan ederler. Kimse dönüp de 'Bu adam veya bu kadın nasıl böyle oldu?' demez. İşte serinin bu son kitabı bana kesin yargılardan bir kez daha uzak durmamız gerektiğini hatırlattı. Hep birlikte 27 yaşındaki yakışıklı, seksi milyarder girişimci 'Christian'ın çocukluğuna, karmaşık ergenliğine gideceğiz. Okuduktan sonra hiçbir şeyin tek taraflı yaşanmadığını, bugünlerdeki travmalarımıza etki eden şeylerin geçmişteki tecrübelerimiz olduğunu anlayacaksınız. Unutmadan; kitabı okurken aynı olaylar ve diyaloglar sizi sıkabilir, sabredin; 'Grey'in en doğal hali ile ilerleyen sayfalarda karşı karşıya kalacaksınız. Kitapta onun korkularını, çekişmelerini ve gelgitlerini okurken aynalama yapmayı unutmayın.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.