YAZARA MAİL GÖNDER Ah bu erkek bahaneleri!

YAZARLAR / Günaydın Yazarları

İlkilerin raf ömrü dolduğunda, erkeklerin çoğu dürüst olmaktan kaçınır. Lafı dolandırmaya, bahanelere sığınmaya başlarlar; bakınız ünlü basketbol yıldızı Semih Erden'in haberine. Erden, kız arkadaşına son bir haftadır 'Annem bende' 'Kamptayım', 'Hastayım' gibi bahaneler sıralıyormuş. Sonra ne olmuş; kız tarafı evi basmış, başka bir kızla karşılaşmış! Tabii sonrası kaçınılmaz kriz! Bu ilişki kazası, birçok çiftin başına gelebilecek cinsten. Aslında ben şaşırmadım; daha ilk başta sıraladığı sebeplerden bir şeylerin ters gittiği ortadaymış. Erkek tarafı bahaneler sıralıyorsa, sizinle görüşme sayısını azaltıyorsa, aramalar seyrekleşiyorsa, açılan telefonlar yanıtlanmıyor ya da saatler sonra geri dönülüyorsa; ilişkide hazin sona yaklaşıyorsunuz demektir. Çünkü erkeğin kimyasında var; çoğu erkek karşısındaki kadına bazı şeylerin bittiğini direkt olarak söyleyip onu kırmak istemez, genelde bir yalana sığınmayı tercih eder.
Peki erkekler genelde hangi bahanelerin ardına sığınır? İşte bitmekte olan ilişkilerdeki son model klişe söz ve hareketler:
İş ve aile sorunlarını dile getiriyor, kafası dolup dolup taşıyor, yanınızda sürekli sosyal medyada geziniyorsa...
İş çıkışı toplantılarında, erkek erkeğe gideceği spor aktivitelerinde artış varsa...
Sizinle gezmek tozmak istemiyor, 'Yorgunum, evdeyim, kendimle baş başa kalmak istiyorum' diyorsa...
Tarzının dışına çıkıp giyimine-kuşamına yenilikler katmaya başladıysa...
Bağlanma korkusunu dile getiriyor, en romantik anlarınızda uykusu geliyorsa...
Sizin sorunlarınızı dinlerken, bir yandan da Playstation oynuyorsa...
Ah sanırım siz de o hazin sona yaklaşıyorsunuz demektir!

BİR HAFTA SÜREN DOĞUM GÜNÜ KUTLAMALARI
Ah bu doğum günü işleri! Eskiden bir akşam yemeğinin ardından ufak bir parti ile o günü geçiştiriyorduk. Başkalarını eleştirirdim, ben de onlara benzedim; bir daha büyük konuşmak yok! Şimdi dijital dünyanın etkisinden mi bilinmez; doğduğumuz haftayı festival tadında kutlama kafasına giriyoruz. Yeter ki bol bol fotoğraf paylaşalım. Mesela benim geçtiğimiz salı günü başlayan doğum günü kutlamalarım bugün son bulacak. Esma Sultan'da parti, bir öğle yemeği, Nopa'da Özge Fışkın'lı canlı müzik kudurması, Ulus 29'da pasta kesmeler... Hafta boyunca doğum günü kutlamayanı artık doğdu saymıyorlar.

DİZİ TURİZMİNDE YERİMİZDE SAYIYORUZ
13'üncü İslam Zirvesi için İstanbul'a gelen 56 ülke temsilcisi, Taksim ve Boğaz hattındaki otellere yerleştiği için, günlerdir sıkı bir polis çemberi içinde yaşıyoruz. Nişantaşı halkı olarak ne zaman sabah yürüyüşüne çıksak; ya kimlik kontrolüne takılıyoruz ya da trafik yüzünden olduğumuz yerde sayıyor, gideceğimiz yerlere kestirme yollar arıyoruz.

ARAPLAR TAZE KAN OLMUŞ
Bir yanımda otelci arkadaşım, diğer yanımda da dizi-sinema yapımcısı arkadaşımla otururken; söylenmeye başladım. Ama her ikisinden de sağlam bir rövaşata yedim. Otelci arkadaşım durumdan memnun olduğunu, uzun zamandır otelinin hiç bu kadar dolu olmadığını ve işten çıkarmaları durdurduğunu ifade etti. Meğer Arap ülkelerinden gelen temsilciler ve aileleri; uzun zamandır beklenilen taze kanmış.
Yapımcı arkadaşım ise, günlerdir sette gruplar halinde Arap fanları misafir ettiğini söyledi. Dizisinin o diyarlarda popüler olmasından çok memnundu. Anlayacağınız bu zirve işi bir tek bana dert olmuş; onun dışında turizme, yeme-içme sektörüne hareket katmış. Ben de bu konunun üzerine; bu dizi işinin turizmini neden Arap topraklarında yapmadığımızı merak eder oldum. Yapılıyor deniliyor da nerede? Bir saç ektirme turizmi kadar ses getirmedi kanımca.
Madem Türk oyuncularımız, Arap ülkelerinde bu kadar meşhur ve hayranları set basacak kadar heyecanlı; bu işin turizm tarafını ciddiye almalıyız. Bakın Universal Stüdyoları'na; nasıl da topraklarını kalkındırıyorlar!

BİR MİNİ DİZİ KEŞFİM VAR
Kimine göre 80'lerden kalmış bir senaryo, kimine göre sürükleyici bir serüven. Altı bölümlük mini dizi olması da benim gibi uzun soluklu dizi izlemeye tahammülü olmayanlar için iyi bir çözüm. Her ne kadar 'The Night Manager'ı izlerken kendimi Bondvari bir serüvende hissetsem de, bundan rahatsız olmadım. Dizinin başrolündeki Tom Hiddlestone'a, bir sonraki Bond filminde, James Bond'u oynaması için teklif götürebilirler; çok başarılı.

STİLİNE GÜVENDİĞİN İNSANI TAKİP ET
Bugüne kadar stiline güvendiğiniz kişilerin fotoğraflarını dergilerden kesiyor ya da akıllı telefonunuzun fotoğraf arşive kaydedip alışverişe çıkıyordunuz, öyle değil mi? Ne de olsa rol modelinizin tarzı size de çok iyi gidecek, üstünüze cuk oturacak; ama bir türlü o kombini yapamıyordunuz ... Neyse ki değişen moda kanunları ve atılımları ile işler kolaylaştı. Bakınız; Pinko by Sabancı ile, cemiyet kadınlarının rol modeli olan Arzu Hanım'ın gardırobunu aralıyorsunuz. Diğer yandan Deniz Marşan'ın da serseri ruhlu stiline hayran kızlar tanıyorum. Şimdi o da, bohem dünyasını Direct Message markası adı altında, plaj kıyafetleri koleksiyonuyla sergiliyor. Yani anlayacağınız, moda artık kişiselleşti. Stilini beğendiğiniz kişilerin, kendi stillerinden esinlenerek yarattıkları kapsül koleksiyonlar; kızlarımızın işini hayli kolaylaştırdı.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.