YAZARA MAİL GÖNDER Kıskançlık insanı çürütür

YAZARLAR / Günaydın Yazarları

Son zamanlarda insanlar, aldıkları eleştirilere karşı şöyle bir savunma geliştirdiler ve ben buna fena ayar oluyorum:
"Benim için bunları düşünüyor, söylüyor çünkü beni kıskanıyor!"
Bu aptal cümleyi duymamak için; hakkında, çok içimden geldiği halde tek kelime etmediğim insanlar var mesela.
Yani bu sakil savunmaları gayet işe yarıyor.
Şimdi çıkar biri "Sen o insanı kıskanıyorsun, o yüzden çekemiyorsun ve hakkında olumsuz konuşuyorsun" der, sinirimi tepeme çıkarır. En iyisi hiç bulaşmayayım; gitsin, cehennemin dibinde ne hali varsa görsün" diyorum.
Ki hani kendi adıma söyleyeyim, Allah beni yaratırken içime iki şey koymamış: Hırs ve kıskançlık.
İkincisinin olmamasının çok yararını görüyorum.
Kıskanmak yerine 'özeniyorum', hayıflanmak yerine 'dilekte bulunuyorum'.
"Neden o Allah'ın belasında var da bende yok?" demek yerine "Aaaa ne güzel bir şeye sahip, ne mutlu ona; inşallah bir gün benim de olur" diyorum. İnanın bunu ne zaman, ne için söylüyorsam en benim olmayacaklar bile gelip kucağıma düşüyor!
Ben bu duruma sonradan kendimi geliştire geliştire, zorlaya zorlaya ermedim.
Şanslıymışım, böyle doğdum.
Ama kıskançlık ve fesatlık yok edilebilir duygularmış gibi geliyor bana.
Tabii kişi kendine ne kadar zarar verdiğini fark edebildiği sürece.

KISKANÇLIK DEĞİL, ÖNSEZİ
"Aşk meşk ilişkilerindeki kıskançlık durumundaki tavrın nedir?" derseniz, bu zamana kadar kimi kıskandıysam ve arıza çıkardıysam, gördüm ki aslında o da kıskançlık değil; önseziymiş, hissetmekmiş. Çünkü o duygu içime girdikten sonra hiç yanılmadım.
Kimse o adam; gerçekten arkamdan iş çeviriyormuş, bunu gördüm.
Girdikleri mekanda her dişi varlığın kocasına baktığını düşünen, sevgilisinin selam verdiği her kadınla yattığına inanan kadınlar vardır ya hani... Bir de bunu; ne kadar ayıp, ne kadar utanılacak bir ruh hali olduğunu fark etmeden, açık açık ifade ederler. Ezik hallerinden, özgüven eksikliklerinden hiç rahatsız olmadan, daha doğrusu bu şeker taraflarını görmeden, göremeden...
İşte çok tehlikeli onlar.
Dediğim gibi hasbelkader adamı tanıyorsundur, selam vermişsindir; kadın bunu görür ve başlar senaryoyu yazmaya.
Önce adamı didikler sonra yetmez o kadını taciz eder.

"KOCAMA GÜLÜMSEDİN"
Okuduğum bir haberden sonra geldi bu yazı da. İsimler lazım değil bize. İstanbul'un cemiyet hayatından bazı isimlerin içine karıştığı olay önemli olan.
İşte tam da o, kocasına her selam vereni potansiyel fahişe gören hemcinslerimden biri, "Kocama gülümseyip kartvizitini verirken gördüm" dediği bir kadına attığı taciz mesajları yüzünden davalık olmuş.
"Sen iş kadını falan değil, o...punun tekisin ve kocamla yatıyorsun. Hadi itiraf et" falan diyormuş.
Dikkatinizi çekerim; tek gördüğü, kadının kocasına gülümsemesi ve kartvizitini uzatması! Ardından kıskançlık denen kemirici duygu beynini o kadar zorlamış ki; oturmuş kendine bir senaryo yazmış ve kendi yazdığına, kendi de inanmış. Hayatı hem kendine, hem başkalarına zehir etmiş. Yazık ona, yazık böyle yapanlara.
Bu yazının sonunda, en iyisi son sözü verelim OSHO'ya:
"Kıskançlık nedeniyle büyük bir cehennem yaratırız ve kıskançlık nedeniyle çok acımasız oluruz. Kıskanç insan cehennemde yaşar. Karşılaştırmayı bırakırsan; kıskançlık yok olur, acımasızlık yok olur, sahtelik yok olur. Ama onu ancak içsel hazinelerini büyütmeye başlarsan bırakabilirsin; başka yolu yoktur. Büyü, git gide daha özgün biri haline gel. Kendini sev ve Tanrı'nın seni yaratış şekline saygı duy. O zaman cennetin kapıları senin için açılacaktır. Her zaman açıktırlar ama sen bakmamışsındır." (Bilgelik Kitabı'ndan)

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.