YAZARA MAİL GÖNDER Nerede beleş oraya yerleş

YAZARLAR / Günaydın Yazarları

Bazı ünlü isimlerde bir hastalık var: Hesap ödememe, ödettirme, ödemeden kaçıp gitme ve giderken de ellerine geçirdiklerini 'anı olarak' eve götürme!
Şu Alaçatı'ya taşındım taşınalı insanların bu yüzlerini de görmüş oldum.
Malum, burası küçücük bir köy. Dolayısıyla oteli, kulübü, barı, kafesi; hepsinin sahibi arkadaş ve tanıdık.

ONLAR UTANMIYORSA!
El ayak çekilip biz bize kalınca, herkes başlıyor birtakım 'anılarını' anlatmaya...
Diyeceksiniz, müşterilerinin dedikodusunu mu yapıyor bu insanlar?
Vallahi o müşteriler, o yaptıklarından utanmıyorsa; arkalarından konuşmaya da biz utanmıyoruz.
Artistinden gazetecisine, şarkıcısından mankenine çok tanınmış, estiğinde mangalda kül bırakmayan bazı isimler; kaldıkları oteli, yemek yedikleri restoranı, içki içtikleri barı 'şereflendirdiklerini' düşünüyor olmalılar ki, çıkarken hesap falan istemiyorlar.

HATIRA GÖTÜRMEK!
Bütün tatillerini bedavaya getirdikleri gibi bir de giderken yanlarında hatıra olsun diye(!) taşıyabilecekleri ne varsa götürüyorlar.
Ben bu arsızlığa çok sinirlendiğim için duyduğum ve hatta bizzat şahit olduğum örnekleri tek tek yazasım var ama tabii ki böyle bir şey mümkün değil.
Neyse, onlar kendilerini biliyorlar zaten.
Hele bir tanesi var ki; insan haline acısın mı, kızsın mı bilemiyor.
Sorsan, kendisi cennetten inen bir huri... Parası, malı, mülkü, görgüsü kimselerde yok.
Ama gel gör ki, cebinde akrep yuvasıyla geziyor.
Parası yok değil; var.
Ama ne tesadüf ki hep bütün halinde Euro'lar, dolarlar...
Onları bir zarfın içine koyuyor, sonra yiyip içtiği yerlerde "Ah canım, ben dururken hesap size mi kalır?" deyip zarfı çıkartıyor.
Sonra zarfı; içindekileri masadaki herkesin göreceği şekilde açıp öylece duruyor. Herkes birbirine bakıyor ve anlıyorlar ki o dolarlar o zarftan çıkmaya hiç niyetli değil.
Paşa paşa o peri kızı ve avanesinin hesabını ödüyorlar.
Kaldığı otele de beş kuruş ödeme yapmadığı gibi bir de tanıştığı ve ensesi kalın gördüğü işletme sahiplerini başlıyor aramaya: "Beni şuraya götürün, burada gezdirin, canım sıkıldı, beni oyalayın!"
Fakat işte ne yazık ki bu haller burada pek sökmüyor.

REKLAMA GEREK YOK
Artık kimse bu ve benzeri oyunlara gelmiyor.
"Şu şu isimler otelinizde kalacak ama para almayın, ne de olsa reklamınız yapılacak" laflarına herkesin karnı tok.
Ve kimsenin bu isimlerin yapacağı reklamlara ihtiyacı da yok.
Alaçatı; doğası ve konumu gereği zaten doğuştan yıldız bir kasaba.
Ayrıca yemek yediğin restorandan, içki içtiğin bardan, kaldığın otelden giderken saksı saksı çiçek, aksesuvar, mumluk vs. götürmek ne demek yahu?
Öyle gizli saklı falan değil; o kadar rahatlar ki bunu yaparken...
"Bu çok güzelmiş, alıyorum" diyor ve gidiyorlar.
Güler misin, ağlar mısın durumu!
Biz artık gülmeyi tercih ediyoruz, o çok çok büyük isimlerin ağlanacak hallerine...

BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.