YAZARA MAİL GÖNDER Bak yine anarşik oldum!

YAZARLAR / Günaydın Yazarları

Hayatımın en büyük üçkağıtlarını sigortacılar ve bankacılardan yedim, yemeye de devam ediyorum.
En güzelini ise 50 sene ticaretten para kazanmış olan rahmetli babam yapardı; hayatı boyunca ne kredi kartı bildi, ne çek, ne de senet.
Peşin aldı, peşin sattı, bankalarla hiç işi olmadı.
Nereden bulaştık bu canavarlara!
Geçen akşam geç saatlerde markete gittim, dönüşte kapıda kaldım.
Çünkü takıldığı günden beri, yani dört yıldır sorun çıkaran, sürekli düşen, kopan, takılan elektrikli panjurum, yine orta yerinden cart diye ayrılıp kopmuştu.

ÇİLİNGİR SORUNU!
Önce panjuru üreten Sabancı Ailesi'nin kulaklarını çınlattım.
Ardından 'Ay ben şimdi eve nasıl gireceğim?
Arka kapı olur ama kış günü, bu saatte, ıssız kasabada çilingiri nereden bulacağım? Panjurcuya nasıl ulaşacağım?' diye kapının önünde kendi kendime kuş gibi çırpınmaya başladım.
Sonra aklıma; aldığım dondurmalar geldi ve paniğim arttıkça arttı.
Kış günü, o saatte, o soğukta sokakta kalmaktan geçtim bu kez de 'Eyvah dondurmalarım eriyecek' paniğine girdim.
Hemen arkadaşlarımı arayıp bana çilingir bulmalarını rica ettim.
Ardından panjurcunun numarasını çevirmeyi denedim, aradım, açtı.
Ben sinirlenince ağlamaya başlarım; başladım hem bağırıp, hem ağlamaya...
Karşı taraf acıdı halime "Ne yapıp edip, birini bulup göndereceğim yanınıza" dedi.

AKLIMI SEVEYİM!
Ardından arkadaşlarımdan çilingir numarası beklerken, Garanti Bankası'nın kredi kartı alırken bana bir sigorta yaptığını hatırladım.
O sigorta kapsamında çilingir bulma da vardı. "Aklımı seveyim; iyi ki yaptırmışım o sigortayı, bak şimdi işe yarayacak işte!" dedim ve hemen bankayı aradım.
Bakın bu kısım biraz yıpratıcı:
Önce sesli mesaj sistemiye uzun uzun cebelleştim. Sinirim artık tepemden çıkmak üzereyken, sonunda ölü balık sesli görevlilere ulaştım.
Onlar hayatlarından bezmiş, benden de nefret ediyormuş ses tonlarıyla beni oradan oraya yönlendirip durdular.
Başka başka numaralar verdiler.
Her seferinde, bezgin görevlilere derdimi baştan anlatmak zorunda kaldım.
En sonunda tek yaptıkları şey, bana bir çilingir servisi numarası vermek oldu.
Ben aklıma mukayyet olmaya çalışırken, o numarayı da aradım.
Karşıma bir camış çıktı! Evet evet sayın okur, bildiğin camış...
Konuşmayı öğretmişler camışa ama tam olmamış.

'ÜCRETİNİ VERECEKSİNİZ!'
O camış, bana olabilecek en kaba saba ses tonuyla "Çilingiri gönderirim ama ücretini vereceksiniz" dedi.
Ben de kendisine beni bankanın yönlendirdiğini ve kart sigortamın bu ücreti karşılayacağını söyledim.
Ay, sen camış bir sinirlen, bana bir bağır!
Hem de avazı çıktığı kadar! "Ben ne bileyim senin nereden aradığını, her arayana bedava çilingir yollayalım o zaman. Bana ne kardeşim, bankan arayacak bizi bankan, sen değil" dedi ve çat diye suratıma kapattı.
Ben artık saçlarım öfkeden papaz olmuş, yine ağlaya ağlaya bankayı aradım.
Ve adamın bana söylediklerini aktardım.
Görevli o ölü balık sesiyle bana yanıt verdi: "Hanımefendi, biz çilingir hizmetini iki ay önce sigorta kapsamından çıkardık ki!"
Bu cevabı alınca benim bir an şuurum kapandı sanırım. Öfkeden tansiyon fırlamasına bağlı bilinç kaybı yaşadım.
Kendime geldiğimde hem panjuru tamire gelen adama, hem de boşu boşuna çağırdığım çilingire servis ücretlerini tıkır tıkır ödüyordum.
Bir market alışverişinin bana kaça patladığına inanamazsınız.
Tam da ay sonu... Bu, çok fena oldu!
Özetle, kahrolsun kapitalist düzenin kan emicileri! Yaşasın ilkel, basit, sadeleştirilmiş hayat!
Bak yaa, insanı zorla 'anarşik' yapar bunlar!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.