YAZARA MAİL GÖNDER Yuvana dön Hürrem

YAZARLAR / Günaydın Yazarları

Aslında içimden bu geçiyor tabii. 'Muhteşem Yüzyıl'ı o kadar izledikten, yüzüp yüzüp kuyruğuna geldikten sonra 'Hürrem Sultan' Meryem Uzerli'nin çekip Berlin'e gitmesi 'Genel izleyici' kanıma dokunuyor yani. "Son düzlükte bırakılır mı be Hürrem?" sitemi edesim, haremde eylem yapasım geliyor.
Bir haftadır sosyal medya ve gazeteler çalkalanıyor; Meryem Uzerli 'tükenmişlik sendromuna' yakalanmış.
Çalışma saatlerinin acımazsızlığı ve aldığı ücretin kavrukluğu tüketmiş kendisini.
Sonunda dayanamamış, "Benden bu kadar" demiş.
Kapı gibi raporunu da almış.
Siz sağ, o selamet.
İnsan bu, tükenir mi tükenir.
Elbette konu üzerine türlü türlü yorumlar patlatılıyor, geyikler çevriliyor.
Hadise 'Yahu Hürrem Bacı; sen de fakirsen biz ne yapalım? Nankör müsün; ayda 100 bin TL'ye tükeniliyorsa, biz çoktan elden bittik be' seviyesine getiriliyor.

SONUNA KADAR HAKLI
O halde hafiften ciddileşelim ve geri kalmayıp görüşümüzü bildirelim.
Meryem Uzerli sonuna kadar haklıdır.
Benim fikrim budur.
Ayda 100 bin TL birçoğumuz için ulaşılması güç bir rakam olabilir.
Ancak eğlence sektöründe hal böyle değil. 'Muhteşem Yüzyıl' gibi reyting rekortmeni bir dizinin lokomotifiyseniz, hakkınız ayda 100 bin TL değil.
O dünyada, o ayarda; bu para komik.
Bakın işte Meryem Uzerli basıp gidince dizi yayınlanamadı ve Star TV reklamlardan 1 milyon TL'den fazla para kaybetti.
Ortada dönen para, kazanılan gelir bu kadarken dizinin starı Uzerli'nin aldığı paraya itiraz etmesi çok normal; bu bir.
İkincisi; evet set saatleri manyaklık. Ne demişlerdi; pankartlara yazmışlardı ve sonra her zamanki gibi susup yerlerine oturmuşlardı; 'Yerli dizi yersiz uzun.' Günde 12-14 saat dizi çekmek, bölüm başına 90-100 dakika dizi yayınlamak ne demek Allah aşkına?
Her alanda olduğu gibi, dizi alanında da sistemimizin maşallahı var yani.
Yurdum klasiği.
Sık suyunu sıkabildiğin kadar olayı. "Sette toplarlar", "Az daha dişlerini sıkarlar", "Eee bu işler böyledir" diye diye geldikleri nokta bu. Alman kızı tabii ki dayanamaz bizim bu anormal çalışma biçimlerimize.

İDARECİLİK GENİMİZDE
Mesela düzen ister, disiplin ister, çalışma saatlerini bilmek ister, özel hayatına vakit ayırmak ister, hak ettiği parayı almak ister.
Bizse hep susarız çünkü doğuştan verilene razıyız.
Dişlerimizi sıkmaktan sabahları çene ağrısıyla uyanırız. Çünkü DNA'larımıza 'idarecilik' işlemiş. Çünkü memnun olmasak da, mutsuzlukta tavan yapsak da; kaybetmekten daima korkarız.
Mutsuzluğumuzdan, ruh sağlığımızdan bile daha önemlidir 'kaybetmemek'.
O yüzden kurdeşen döktüğümüz işlerde hâlâ çalışırız, o yüzden içimizi oyan evliliklere ya da ilişkilere katlanırız, o yüzden tacize, dayağa, hor görülmeye gıkımızı çıkartmayız.
Bence Meryem Uzerli'nin bu cesur yürek hareketinden öğreneceğimiz çok şey var.
Bu arada konuyu 'Biz kazandığımız üç kuruşla tükenmiyoruz, ona ne oluyor yahu?' platformuna çeken köşeci arkadaşlara da sormak isterim:
Siz, işe yeni başlamış muhabir maaşı alsanız köşenizde car car car yazı yazmaya devam eder miydiniz?
Tribünlere oynamayalım lütfen.
Sevgiler. Saygılar.
Not: Meryem Uzerli'yi sete geri döndürmek, yapımcısının seyirciye borcudur. Gidip gönlünü alın, sisteme ayar verin, bütün oyuncuların sağlığı adına şu deliliğe son verin ve Hürremli finalimizi çekin.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.