Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Bugün röportajlardan gidiyoruz.
Hafta sonu en sevdiğim röportaj; oynadığı yeni film vizyona giren Belçim Bilgin'in, Hakan Gence'ye verdiği röportaj oldu.
Filmlerdeki öpüşme, sevişme, sarılma, soyunma vesaire sahneleriyle hâlâ barışamamış bir halimiz var. Kadın oyuncular askılarını indirdikleri, dudaklarını başka dudaklara değdirdikleri, seviştikleri anda olay kopuyor. Kızlı-erkekli nasıl filmler bunlar yani?
Kocası ne der, sevgilisi ne der? Hep kadının üstüne bindirilmiş bir maçoluk vagonu.
Belçim'e de eşi Yılmaz Erdoğan'ın bu sahnelerle ilgili tavrını sormuş Hakan Gence.
Belçim de aslanlar gibi cevap vermiş, konuyu kapatmış: "Yılmaz benim eşim; sahibim değil.
Biz ayrı bireyleriz ama aynı evde yaşıyoruz."

SAHİBİMİZ DEĞİLLER
İşte bu kadar. Özet bu kadar. Olması gereken bu kadar. Aşkın ve ilişkinin ömrünü uzatan düşünme biçimi bu kadar.
Sadece oyunculukta değil, hayatın her alanında bu yaklaşımı biz kadınlar unutmamalıyız.
Yanımızdaki adam; eşimiz, sevgilimiz, sevdiğimiz, hayat arkadaşımız, paylaştığımız, sarıldığımız, aşık olduğumuz adam ama sahibimiz değil.
Hiçbirimizin bir sahibe ihtiyacı yok. Aklımız, değer yargılarımız bize yeter. Kendi kendimize karar verebilir, bizim için en doğrusunu bulabiliriz.
Bu arada Yılmaz Erdoğan'ın duruşu da, tavrı da, saygısı da, sevgisi de; besbelli alıştığımız maço erkek senaryosundan çok uzak. Erkekler biraz örnek alsalar, biraz soluklansalar, biraz yönetmekten caysalar ya...
Neyse son sözümü söyleyeyim bari; seviyorum bu çifti, cool buluyorum.

YAZARIN BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER