YAZARA MAİL GÖNDER Ne hakla! 35'e bakla!

YAZARLAR / Günaydın Yazarları

Gitmenin insan güzelliğine katkısı sonsuz. Ara sıra çemberden çıkıp iki nefes almazsak hayatımıza küseceğimiz garanti.
Her gün aynı şeyleri baştan yaşamayan kaç kişi mevcut acaba.
Aynı güne uyan, aynı geceye yat, sonra kolaysa gel de yarat.
Tıkanıyorsun yani.
Bir de 35 yaşına bir hafta kalmışsa; gör tıkanmayı, paniği, endişeyi, bunalmayı, aynaları taşlama arzusunu.
Tabii yapılabilirse eğer, gidip iki hava almanın kişiye artıları müthiş. Rutini kırıyorsun, gün boyu bilmediğin sokaklarda dolaşıyorsun, düşünüyorsun, düşünmüyorsun, başka müzikler dinliyorsun, başka yüzler görüyorsun, bıraktığın yerde neleri özlediğini fark ediyorsun, senin bilindik, küçük dünyanın dışına taşıyorsun.

GEÇERKEN UĞRAMIŞ
Uzun süreli olmasa da birkaç hafta götürüyor, toparlıyor, cilalıyor vaziyeti.
Dedim "Ben gidiyorum, gelen var mı kızlar?" Kimseden ses yok. 34 yaşımın son haftası, vize bekliyorum ve arkadaşımın evindeyim.
Kapı çaldı. Ayşe geldi. Ayşe Hatun Önal.
Merhaba, merhabayız biz. Aynı sektörde olanlar birbirlerini arkadaş zannederler.
Garip bir bakış açışı tabii. Neyse...
Arkadaşımın arkadaşı Ayşe; geçerken uğramış işte.
Pek de konuşmuyorum.
Nasıl biri kestiremiyorum.
Derken Ayşe "Ben çok bunaldım, yarın öbür gün tatile gidiyorum" dedi. Nasıl oldu da anlaştık, birbirimizden emin olduk bilmiyorum ama iki gün sonra Ayşe ile Atatük Havalimanı'nda karşı karşıyaydık.
Tatile çıkmak öyle basit bi'şey değildir, ciddi karardır yani. Hele kiminle gittiğin en önemlisidir.
İki kardeş bile anlaşamayabilir tatilde.
Sevgililer tatil etabını geçmeden tam sevgili değildir mesela.

İHTİYACIMIZ VARDI
Biz de tuttuk; birbirini tanımayan iki Akrep, iki Ayşe tatile gidiyoruz, iyi mi!
Üstelik ikimizin de en ihtiyacı olduğu dönemde.
Benim birinci halka kanka grubu şaşkın şaşkın bakakaldılar tabii.
Herkes alarmda: 'Bakalım bunlar ne yapacaklar?' Size şöyle söyleyeyim, Ayşe'yle her yere giderim. Hiç benzemiyoruz ve çok benziyoruz çünkü.
Neyse işte böyle başladı yeni yaş kutlamalarım. Başka bir yerde, tanımadığım bir Ayşe'yle...
Elbette nereye gidersen git içinde kocaman bir bavula tıktığın soruları, cevapsızlıkları, hüznü, endişeyi, kaygıları da götürüyorsun. Siz bakmayın kişisel gelişimcilere, bu duruma henüz kökten çözüm bulunamadı.

BEŞ YIL NASIL GEÇTİ?
Artık en İzmirli yaşımdayım yani. 'Ne hakla, 35'e bakla' kıvamında yaptığım saçma esprileri bir yana koyarsak, ki acilen koyalım; bu son beş sene nasıl geçti, özetle pek bilmiyorum.
Adettendir, arkadaşlarla kutladık ama artık doğum günleri doğum günleri gibi değil bende. Büyümekten mi, büyüyememekten mi, bir yıl daha asıl gönülden geçenlere kavuşamamış olmanın yenilgisinden mi, sıkça kapıda biten 'Eee?' hissinden mi, neden acaba?
Gitmenin kaçışa girdiği kesin.
Keşke tatile çıkma ihtiyacını hissetmeyeceğimiz hayatlara sahip olsaydık diye düşünmeden olmuyor. Gidince ille de geri dönülüyor.
35'ler 45, 45'ler 55 oluyor...
Yaş önemli değil de yaşamak gerekiyor. İyi yaşamak. Elinden gelenin en iyisini yapmaktan vazgeçmemek...

BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.