Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Giden gidene; yakında buralarda arkadaşım kalmayacak diye korkuyorum. Dün akşam çok sevdiğim ama uzun zamandır görüşemediğim bir arkadaşımı aradım.
Baktım, o da kaçmış İstanbul'dan. Antalya'da yaşıyormuş çoğunlukla. Dedi; "Kendime geldim Ayşe, İstanbul'da bünyeyi nasıl bir işkenceye maruz bırakıyormuşum meğer. Üstelik buralarda yaşamak için harcadığın para İstanbul'un 10'da biri."
Başladı İstanbul'u terk etmenin güzelliklerini saymaya:
"Sabahları mutlu uyanıyorum."
"Trafik, otopark stresi çekmiyorum."
"Hayatı boşa aldım sanki, sakinleştim, ağır hareket ediyorum, huzurluyum."
"Yediklerim mis gibi, taze ve ucuz."
"Ucuz yaşıyorum, iş saatlerimi kendim belirliyorum (editör kendisi), para biriktiriyorum."
"Spor yapabiliyorum, doğada yürüyorum, kitap okuyorum, yıllardır hayatımdan gereksiz zaman çalan her şeyden kurtuldum, yapamadıklarımı yapıyorum."
"Arkadaşlarımla daha uzun ve kaliteli görüşebiliyorum, sohbetler ediyorum. Çevredeki her yere gidiyorum, Anadolu'ya gidiyorum." '

'BIRAKAMADIĞIN ŞEY NE?'
Tam da sabah altıda uyanmama rağmen akşam dokuza kadar nasıl zamanın geçtiğini ve istediğim çoğu şeyi yapamadığımı ve fena halde yorgun olduğumu düşünüyordum yarım saat önce.
Az daha konuşsa zaten bavulu yapıp, evi kapatıp, Mini'yi arabaya atıp, çekip gidecektim buralardan. Gidemiyorum işte. İstiyorum aslında. Arkadaşım da sordu bana; "Bırakamadığın nedir Ayşe? Seni çok mutlu eden bi'şey var da onu mu bırakamıyorsun, yoksa sadece alışkanlıklarını mı? Yoksa bütün bu huzursuzluklarına, mutsuzluğuna rağmen İstanbul'da kalışın korkularından dolayı mı?"

DÜZENİN BAĞIMLISIYIZ
Sonra şu soruyu sordu bana: "Ayşe İstanbul'da en son ne zaman Sultanahmet'e gittin? Ne zaman Pierre Loti'de çay içtin? Ne zaman Kanlıca'da yoğurt yedin? Ne zaman vapura binip adalara gittin, ne zaman Hamdi'de kebap yedin?"
Sustum tabii...
"Sen İstanbul'da İstanbul'u yaşamıyorsun ki, sen İstanbul'da aynı yerlerde dönüp duruyorsun ve zamanın geçiyor. Ben ayda üç gün gelip bütün bunları yapıp İstanbul'u senden fazla yaşayıp dönüyorum."
Yine sustum tabii... Haklıydı. Kişi kurduğu düzenin, alışkanlıklarının, isminin, koltuğunun olmasa bile sandalyesinin, taburesinin bağımlısı oluveriyor işte. Sonra gözler dalıp dalıp gidiyor; nerede eski enerjim, nerede neşem, nerede yaratma hevesim...

YAZARIN BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER