YAZARA MAİL GÖNDER Eyy taraftar oyunu sevebilecek misin?

YAZARLAR / Günaydın Yazarları

Yok, yok biz beceremiyoruz yenilmeyi de, yenmeyi de... 'de uçak saatimin gelmesini beklerken düşündüğüm şey bu. Nefis bir organizasyona geldik; , basketbolun en büyük kupası için final oynayacak. Spor adına bundan daha güzel, daha eğlenceli, daha zirvede bir şey yok. Berlin, Türk istilasındaydı desem hiç abartmış olmam. Değil Almanca, İngilizce'ye bile gerek yok. Otelde, restoranlarda, kafelerde, sokakta karşılaştığımız herkes Türk.
Euroleague'in ana sponsorlarından Doğuş Holding'in davetlisiyiz. Bu arada daha sonra Doğuş'un çocuklar için yaptığı şahane projelerden bahsedeceğim. Ama şimdi konumuz, Berlin ve Final Four maceram...
'Ayşe, sen Beşiktaşlı değil miydin yahu?' İşte bana en çok sorulan soru bu... Cevabım, "Değildim yahu!" li olma hikayem lise yıllarıma dayanıyor. Malum, babam hasta Beşiktaşlı ya, bizi çocukluğumuzdan beri Beşiktaş maçlarına götürürdü. Biz saha çizgisinde oyun oynarken, Beşiktaş maç yapardı. Tribünlerde büyüdük diyebilirim. Ailede tek Fenerli yok, o derece. Tabii benim adım inat n'aber! İlle de herkesin tersine gideceğim. O zamanlar Suadiye'de oturuyoruz; okulum, arkadaşlarım, eğlencem yani her şeyim Kadıköy tarafında. Arkadaşlarımla Fener'in maçlarına gitmeye başladım. Tabii babamdan gizli. Harçlıklarımla Fener forması aldım, nasıl eğleniyoruz... Derken ben Fener'e vuruldum. Babamın hâlâ haberi yok, Kadıköy'deki her maça gidiyorum. Bir sabah babam, "Ayşeeee bu fotoğraf neeee!" diye gürlüyor. Gazeteyi bir açıyorum, 'Taraftarlar Löw'e çiçek verdi' başlığının altındaki taraftar benim! Üzerimde forma, boynumda atkı, cebimde korna! Durumum bu, babam şok! Hani maçta ağlayan, gece uyku tutmayan, sinirden tırnak yiyenler var ya; hah ben onlardandım. Ta ki 2011 yılına kadar... Futbolda şike, kavgalar, küfürler, kalp çarpıntıları derken hadiseyi bıraktım.

O KUPA BURAYA GELECEK!
Tabii Fenerbahçe tarihinde ilk kez Final Four'da finale kalınca eski heyecanım hortladı. Berlin'de herkes çok heyecanlıydı elbette. Kimler yoktu ki... Aziz Başkan ve yönetim, Hidayet Türkoğlu, Mirsad Türkcan, Önder Fırat, Levent Kızıl, İbrahim Kutluay, yıllardır görmediğim bir sürü arkadaş, yani tüm camia buradaydı. Parola; 'O kupa buraya gelecek!'
Taraftarların, takımın ve yönetimin kaldığı otellerde herhalde Berlin tarihinin en fazla çayı içildi. Garsonlar şoktaydı, 'Siz Türkler ne kadar çok çay içiyorsunuz!' diye. İçeriiiiz, çaysız asla! Final maçı günü Mercedes-Benz Arena'ya gittiğimizde üçüncülük maçı vardı ve salon bomboştu.
Kaybeden olmayacaksın şu hayatta, değil mi efendim... Oysa oradaki iki takım da Avrupa'nın en iyilerinden. Maç saati yaklaştıkça heyecandan Arena'yı dolaşmaya çıktım. Bizim taraftarlar acayip eğleniyorlar, tezahürat yapıyorlar, herkes kupaya odaklı. Çocuklar, genç kızlar, bebekler bile var. Tam bir şenlik havası. CSKA'lı kızları görüyorum, gülümsüyorum.
Önemli olan maçın kendisi ya, kızlar bana 'Bunu Fenerli taraftarlara da söylersen seviniriz' diyorlar. Formayla gezdikleri için tacize uğramış, yuhalanmışlar.
Dedim ya yenilmeyi de, yenmeyi de beceremiyoruz diye. Cuma günkü maçta da öyle olmadı mı? İspanyol taraftarlar finale çıkamayan takımlarını ayakta alkışlayıp şarkılar söylediler. Bizimkiler, 'Fenerbahçe adamın...' diye küfür ettiler. Diğer takım taraftarları ne kadar saygılı, işin keyfinde, sporun tadını çıkarır haldeyse, bizimkiler o kadar rekabette, yenip birilerinin gırtlağını sıkmanın sevincini yaşamak istemekte, küfürde, giderdeydi.
İşte bu yüzden takım tutmak, taraftar olmak üzüyor beni, tatsız geliyor. Çünkü ben sporun kendisini sevenlerdenim. Basketbol, futbol, yüzme, tenis, atletizm. Sporla yaşamak, paylaşmak değil mi amaç? Değilmiş meğer. Sanırsınız Fenerbahçe, Avrupa'nın en iyi ikinci takımı olmadı da sınıfta kaldı. Bir gün maçlarda alkışlamayı, şarkılar söylemeyi, takdir etmeyi, oyunu sevmeyi öğrenebilecek miyiz dersiniz?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.