Türkiye'nin en iyi haber sitesi

İstanbul gece hayatında, 'Gideyim güzel yemek yiyeyim, bir de müzik dinleyeyim; güzel, tatlı, ona buna sarmayan insanlarla sosyalleşeyim' isteğindeki kitlenin şöyle bir şikayet etme hali var artık: 'Valla gidecek bi' yer yok.' Aç parantez ne demek bu:
Gidiyorsun, çok da gittiğine değmiyor yahu...
Gidiyorsun da tez vakitte eve geri dönesin geliyor. Yani 'Dizimi açarım, ayağımı uzatırım daha iyi' hali.
Gidiyorsun ama yüzde 90 kaoslardan, güm güm müziklerden, gergin insanlardan, ödediğine değmeyen hesaplardan gittiğine pişman oluyorsun.
Gidiyorsun da hakkıyla eğlenmiyorsun, gülümsemiyorsun, dans etmiyorsun; dans etmiyorlar, kasık kasık birbirlerine bakıyorlar.
Gidiyorsun da 10 çıkışından birinde gittiğine memnun oluyorsun. Genelde ertesi sabah 'Valla bi' daha çıkmam!' çekiyorsun. Yine de çıkıyorsun ama öyle işte...

İÇERİSİ TIKLIM TIKLIM
Benim kızlarla uzun zamandır yemek- sinema-tiyatro-mahalle kafeleri dışında bir yerlere gitmiyorduk. Dedim, "Bu böyle gitmez kızlar, ben planı yapacağım." Şöyle bir bakındım ve istikameti Şişli'deki Bomontiada olarak belirledim.
Daha önce Buse Terim'in Instagram hikayesinde görüp bu yıl çok konuşulan restoran-bar The Populist'i not etmiştim. Sebep?
Öyle bir patates kızartması fotoğrafı koymuştu ki Buse, ağzımın suları akmıştı! Üzerinde brisket et parçaları, peynir sos, süzme yoğurt falan... (Ahh bu benim iflah olmaz iştahım...) Kızlarla daha Bomontiada'nın girişindeyken bünyemize 'İyi ki geldik' hissiyatı salındı. Bambaşka bir alem Bomontiada... Turistler, gençler, birbirlerine sarılmış çiftler, arkadaş grupları, nefis mekanlar, dışarıda toplanmış sohbet edenler, tatlı tatlı müzikler ve tabii ki Babylon...
The Populist; iki katlı, neşeli, enerjisi yüksek, Instagram için fotoğraf çekmeye doyamayacağın, servis elemanları müthiş sempatik bir mekan.
Ağzına kadar dolu; özellikle hafta sonları rezervasyonsuz gitmemekte fayda var. Giriş katındaki bar, yemekten sonra tıklım tıklım oluyor.
Biz üst kattaki terasa oturduk.
Mönüsü yaramazlık yapmak için bire bir; burgerler, pizzetta'lar, tütsülenmiş sosisler... Biz tabii ki ilk iş Buse'nin patatesinden söyledik.
Tek kelimeyle efsane!
Yasemin, "Sırf bu patates için evden kaçar, sizi eker gelirim" dedi. Ardından sosis ve mini tavuk pirzola paylaştık. Hepsi türünde oldukça başarılıydı. Ama yemeklerin ötesinde atmosfer harikaydı.



UN DOS TRES!
Yemekten sonrası Babylon'da Ayhan Sicimoğlu&Latin All Stars konserine bilet almıştım. Kızlar önce "Ne Latin müziği? 90'larda mıyız?" diye benimle dalga geçti. Sonra bir baktım ki salsa yapıyorlar! Şunu bir kenara yazın, nerede Ayhan Sicimoğlu&Latin All Stars konseri görürseniz gözünüz kapalı bilet alın; bu eğlenceyi ve müzik ziyafetini kaçırmayın.
Rumbalar, salsalar, reggaetonlar, ça ça çalar... Ayhan Sicimoğlu'nun şakaları, nefis bir orkestra ve solistlerden sahnenin yıldızı Suami Ramirez Veliz. Böyle bir ışık, böyle bir ses olamaz, kıza bayıldım! İnsanın Latin dünyasına dalası, 'Un Dos Tres Ricky Martin' günlerine ışınlanası geliyor. Meğer Suami, daha önce 'O Ses Türkiye'ye katılmış. Hem leziz yemekler yedik, hem nefis müzik dinledik, hem de eğlenen insanlar, gülen gözler, mutlu yüzler gördük.
Bomontiada bize iyi geldi... Şimdi sıra, diğer mekanlarını keşfetmekte...
Tavsiye ederim.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER