YAZARA MAİL GÖNDER 'Kelebeğin Rüyası'nda kopya yok ama...

YAZARLAR / Günaydın Yazarları

Geçtiğimiz çarşamba günkü yazımdan sonra, 'Kelebeğin Rüyası' ile Hikmet Bila'nın 'Kömür Kara' senaryosunu karşılaştıranlar çıktı. Ancak hiçbiri meseleyi kavrayamamış.
'Kömür Kara', 2007'de noterden tasdiklenmiş ve bazı yapımcılara ulaşmış bir senaryo. Senaryoyu yazan kişi de rahmetli Hikmet Bila gibi önemli bir haberci.
Yılmaz Erdoğan'ın intihal yapması için aklını peynir ekmekle yemesi gerekir!
Asıl kafa yorulması gereken sorular şunlar olmalıydı: Erdoğan, Bila'nın senaryosunu okudu mu? Ya da 'Kömür Kara'dan ilham aldı mı?

KÜÇÜK BENZERLİKLER!
Evet; iki senaryo arasında, gerçek hayat hikayesi olmasından ötürü kaçınılmaz doğal benzerlikler var. Bu noktada kimse Erdoğan'ı suçlayamaz. Ancak bu doğal benzerliklerin dışında 'Kömür Kara'yı okuduğunuzda, senaryonun ruhu ve yaratılan atmosfer açısından bazı küçük benzerlikler de çıkıyor ortaya.
Mesela 'Kömür Kara'da kazmacı yamağı 'Ali', halkevinde dolaşırken genç erkekler ve kızların özel kostümleriyle prova yaptığını görüyor. Filmde ise Kıvanç Tatlıtuğ'un canlandırdığı 'Muzaffer', halkevinde 'Suzan'ı dans ederken izliyor.
Hem filmde, hem de 'Kömür Kara'da bit ayıklama sahnesi var. Her iki eserde de şairlerin; dergide şiirlerinin yayınlamasıyla yaşadıkları sevinç ve birbirleriyle şakalaşırken yaptıkları hareketler az da olsa benziyor.
'Kömür Kara'da 'Huriye' adında güzel bir hemşire var. 'Kerem' ve 'Engin'; 'Huriye' ile ilgili birbirlerine takılıyor. 'Kelebeğin Rüyası'nda da hemşire muhabbeti geçiyor.

SENARYO VERİLMİŞ
'Kömür Kara'da yaşlı madenci; Fransız kadınların tenis oynamasını ve onları şık giyimli insanların izlemesini hayal ediyor. Filmde de 'Suzan' tenis oynuyor. Evet, voleybol da oynayabilir; tenis oynamanın 'Kömür Kara' ile bir bağlantısı olamaz ama tenis, her iki eserde de hali vakti yerinde Zonguldak ahalisini betimlemesi açısından önemli.
Bu küçük detaylardan yola çıkarak Erdoğan'ı suçlamak büyük haksızlık olur. Sonuçta Erdoğan da yıllarca bu senaryoyu yazmak için uğraştı, söz konusu şairlerin hayatını anlatan başka eserler de okumuştur.
'Kömür Kara' senaryosunun, 2007 ya da 2008'de Erdoğan'a verildiğine dair elimizde bir kanıt yok.
Ancak Fikret Bila'nın 'Kömür Kara'yı, 'Kelebeğin Rüyası'nın çekimi başlamadan önce BKM'ye verdiğini öğrendim.
Bila "Zonguldak'ı da anlatan bir film çekiyormuşsunuz, bu abimin yazdığı bir senaryo. Belki size yardımcı olabilir" demiş ve senaryoyu bırakmış.
BKM cephesinden öğrendiğim kadarıyla da Bila'ya da aynen şu söylenmiş: "Bizim senaryo çoktan bitti, cast çalışmalarına başladık. Bu senaryoya ihtiyacımız yok."
'Kelebeğin Rüyası'nın galasından çıktıktan sonra bir arkadaşıma şunu söyledim: "Bu filmde bir boşluk, yarım kalmış bir şeyler var. Hem dönem, hem de şairlerin hayatında bir şeyler eksik." Sonra 'Kömür Kara'yı okuyunca filmde hissettiğim boşluk ve yarım kalmışlık duygusu daha da önem kazandı.
'Kömür Kara' senaryosu, kitap formatında sadece 179 sayfa. Senaryonun büyük bölümü madenci 'Ali' ve ailesine odaklanıyor. Ancak buna rağmen Rüştü Onur ve Muzaffer Tayyip Uslu; 'Kelebeğin Rüyası'ndan daha detaylı anlatılıyor.
Bu çok garip bir durum!
Onur ve Uslu'nun şair olarak hayatlarındaki en önemli nokta; edebiyatta Garip akımıyla kesişen yolları. Necati Cumalı ve Salah Birsel'in, bu şairlerin hayatında önemli bir yeri var. Örneğin 'Kömür Kara'da Birsel çıkaracağı antoloji için şair 'Kerem' karakterinden şiir istiyor. 'Kerem', Zonguldak'ta Oktay Rıfat'la tanışıyor. Genç şairlerin birbirleriyle yaptıkları konuşmalarda hep 'eski şiir', 'yeni şiir' tartışması var, Orhan Veli'nin kulaklarını sık sık çınlatıyorlar.

'KÖMÜR KARA ' DAHA İYİ
Erdoğan, 136 dakikalık filmde sadece Onur ve Uslu'ya odaklanırken bu şairlerden hiç bahsetmiyor! 'Mükellefiyet' dönemi dolaylı yoldan da olsa bu iki şairin hayatında önemli yara açmış. Bu dönem, filmin sadece giriş bölümünde var. Ama 'Kömür Karası'nda her şey detaylı anlatılıyor.
Benim kapıldığım his şu: Sanki Erdoğan, 'Kömür Kara'yı okumuş da film ona benzemesin diye çok uğraşmış. Belki de filmdeki en büyük dezavantaj bu. Yoksa 'Mükellefiyet', Garip akımı vs; bunlar mutlaka olmalıydı filmde. Tabii bu noktada Erdoğan "Ben bu iki şairi böyle anlattım, benim bakış açım bu" deme hakkına da sahip.
Kimsenin günahını almayalım; 'Kömür Kara' ve 'Kelebeğin Rüyası' arasında 'intihal' kabul edilecek bir benzerlik yok. Ancak Erdoğan, 'Kömür Kara'dan ilham aldı mı; bu noktada şüphelerim var!
Gerçi bu da çetrefilli bir konu. Esinlenmenin bile artık doğal karşılandığı bir dönemde ilham aldığı için kimseyi suçlayamayız.
Ancak şunu da yazmadan edemeyeceğim: 'Kömür Kara' senaryosu; eğer son aşamada bir yönetmenin elinden geçse, 'Kelebeğin Rüyası'na 10 basar. Hatta şu haliyle bile çok çok daha iyi bir senaryo!
Keşke Erdoğan bu senaryoya film çekseydi diyeceğim ama çekemezdi.
Bu da başka bir yazı konusu olsun!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.