YAZARA MAİL GÖNDER 'YOLUN SONU' en iyi Çanakkale filmi ama!

YAZARLAR / Günaydın Yazarları

'Çanakkale: Yolun Sonu' en iyi Çanakkale filmi ama neye göre iyi? Bu sezon gösterime giren 'Çanakkale Çocukları' ve 'Çanakkale 1915'e göre çok iyi mesela. İlkokul çocuklarına tarih dersi verir gibi öykü anlatmıyor. 'Enemy at the Gates'e benzer, iki keskin nişancının öyküsünü gayet sürükleyici bir dilde anlatıyor. ('Enemy at the Gates'den bir esinlenme yok; tarihte zaten Korkunç Abdül ile William Edward Sing arasında benzer bir kapışma vardı.)
Filmin ikinci artısı ise; Çanakkale Savaşı'nı baştan sona anlatmaya çalışmaması. Balkan Gazisi Onbaşı Muhsin'in kardeşini korumak için savaşa katılmasını ve İngiliz keskin nişancı William Eagle ile giriştiği mücadele anlatılıyor. Arka fonda ise Çanakkale Savaşı'nı tüm gerçekliğiyle izliyorsunuz.

UYGUN MÜTHİŞ OYN AMIŞ
Diyaloglar da 'Çanakkale 1915'teki gibi didaktik değil. Berrak Tüzünataç hariç oyunculuklar da iyi. Umut Kurt yine her rolün üstesinden gelebileceğini göstermiş. Gürkan Uygun, sadece 'Kurtlar Vadisi'nin 'Memati'si olarak kalmayacağını kanıtlamış, müthiş gerçekçi oynamış. Uygun'un performansında, Anadolu insanının destansı direnişini damarlarınıza kadar hissediyorsunuz. Uygun, filmi tek başına sırtlayıp götürmüş. Bu filmden sonra Uygun'a başrol teklifleri artar.
Türkiye standartlarını göz önüne alırsak, görsel efektler de iyi. En azından diğer iki filmdeki gibi bilgisayar oyunlarına benzemiyor. Savaş sahneleri idare eder; bilgisayar teknolojisiyle asker çoğaltma kolaycılığına kalkışmamışlar, büyük bir figüran ordusu rol almış. Filmin girişi ve finali görsel açıdan çok iyiydi.

SÜRPRİZ YOK
Baştaki soruya dönersek; 'Çanakkale: Yolun Sonu' neye göre iyi? Bu sezon izlediğimiz iki fiyaskoya göre iyi ama Mel Gibson'lı 'Gelibolu'ya göre ise çok vasat. Hatta senaryo açısından 1964 yapımı 'Çanakkale Aslanları'ndan bile geride. Savaşı, her iki cepheden insani bir şekilde ele almıyor. Senaryoda yeterince sürpriz yok. Örneğin iki keskin nişancının mücadelesi, 'Enemy at the Gates'e göre çok basit kalmış. Finaldeki kapışma da daha görkemli olabilirdi.
Diyaloglar didaktik değil ama çok yavan. Savaş filmi çekmek zaten zor bir iş. Filmdeki çarpışma sahnelerinde büyük emek harcandığını hissediyorsunuz ama senaryo ve diyaloglar neden bu kadar basit kalmış, anlamadım doğrusu.
İngiliz ve Anzak karakterleri çok karikatürizeydi. Bu hastalık, tarihi Türk filmlerinin genelinde var zaten; düşman hep aptal, beceriksiz ve duygusuz yansıtılıyor. Oysa Çanakkale Savaşı, tarihe centilmenlerin savaşı olarak geçmişti! Hem düşmanı bu kadar salak gösterdiğinizde kendi başarınızı da küçültüyorsunuz. 'Inglourious Basterds'da Christoph Waltz'un canlandırdığı 'Col. Hans Landa' karakterini hatırlayın, ne demek istediğimi anlarsınız.
Bir diğer hastalığımız 'Vatan, millet, Sakarya' edebiyatı bu filmde de başrolde. Evet, inanç ve vatan sevgisi de önemli ama nerede taktik, nerede askeri zeka! Türkler savaşçı bir millet; askeri strateji ve taktik zekaları her savaşta zirvede olmuştur. Hele Çanakkale Savaşı, baştan sona satranç oyunuydu. Ama hangi tarihi Türk filmini izlerseniz izleyin, ortaya şöyle bir tablo çıkıyor: Türk askerleri çelimsiz, zavallı ve hep ağlak ama vatan sevgisiyle bir anda 'Gazman'a dönüşüp düşmanı yeniyorlar. Aslında bu durum Türkler'in askeri zekasını aşağılıyor!
'Çanakkale: Yolun Sonu', bu sezon vizyona giren iki fiyaskoya göre çok iyi, büyük para ve emek harcanmış ama beklentileri tam karşılayacağına inanmıyorum. Bence 'Gelibolu' hâlâ, çekilmiş en iyi Çanakkale Savaşı filmidir.

BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.