YAZARA MAİL GÖNDER Russell Crowe'dan büyük ders

YAZARLAR / Günaydın Yazarları

Sabah eklerin deneyimli editörü ve sinema yazarı Olkan Özyurt'la aynı binada, aynı katta çalışıyoruz. Olkan'la dün yine memleketin kültür-sanat meselelerini konuşurken laf döndü dolaştı Russell Crowe'un 'Son Umut' (The Water Diviner) filmine geldi.
Olkan filmi beğendiğini söylüyor; cumartesiye detaylı bir yazı yazacak herhalde. Olkan'ın 'Gelibolu'dan beri çekilmiş en iyi Çanakkale filmi' yorumuna katılıyorum.
8 Aralık 2014 tarihli yazımda 'Bizde çekilen Çanakkale fiyaskolarının yanında 'Son Umut' başyapıt kalır' diye yazmıştım. Lakin 'Son Umut'u bizde çekilen fiyaskolarla karşılaştırmak başta Crowe'a haksızlık olur.
Açıkçası ilk yönetmenlik denemesi olsa dahi kameranın arkasında Oscar'lı efsane Crowe olunca filmden beklentim daha yüksekti.
Daha önce de yazdığım gibi 'Son Umut'; ne tam bir dram, ne bir epik macera, ne bir savaş filmi, ne de savaş sonrası travmaları ele alan bir film. Hepsinden izler taşıyor ama öykü çok düz ilerliyor, diyaloglar etkileyici değil. Karakterlerin gelişimine neden-sonuç ilişkisinden baktığınızda eksikler var.
Finali vurucu değil, dublaj kötü. Sanki bu film sadece Avustralya ve Türkiye pazarı için çekilmiş gibi duruyor.

STANDARTLARIN ÜSTÜNDE
Öyle ki Crowe tarihteki ezeli düşmanımız Yunanlar'ı kaba saba işgalci göstermiş. Genelde kötü adam hep Türkler olurdu değil mi? Crowe, Anzak ve İngiliz bürokrasisini bile eleştirirken, Türkler'i; Olga'yı ikinci karısı yapma derdindeki adam hariç hep iyi göstermiş. Ben de kalkmış Crowe'un ilk yönetmenlik denemesini zayıf buluyorum! Evet, Crowe'a teşekkür etmemiz gerek. Daha önceki yazımda da etmiştim zaten!
Filme bizim standartlarımızdan baktığınızda ise; Türk yönetmenlerin tarih dersi işlercesine kronolojik sırada gelişen Çanakkale filmlerinin yanında 'Son Umut'un ilham verici bir öyküsü var. Dekorlar, kostümler vs. görsel açıdan, yerli film standartlarının çok üstünde. Bu fark, savaş sahnelerinde kendini daha da belli ediyor. Her zamanki gibi Cem Yılmaz ve Yılmaz Erdoğan'ın oyunculukları iyiydi, hatta filmin itici gücü olduklarını düşünüyorum.
Özetle 'Son Umut; Türkler'in çok seveceği, büyük gişe yapacak bir film gibi duruyor.

BİZİMKİLER KAÇIYOR!
Sohbetimizde Olkan ayrıca şöyle dedi: "Russell Crowe, filmin tanıtımında aktif rol alarak yönetmenlik dersi verdi. Bütün basın toplantılarına katıldı, oyuncuların tanıtım organizasyonlarından kaytarmasına izin vermedi.
Gazetelere özel röportajlar verdi. Bizim yönetmenler basın toplantısına bile çıkmıyor. Adam tam Hollywood sinemacısı; tanıtım nasıl yapılır dersi de verdi."
Bu sözlerin altına imzamı atarım. Siz hiç Nuri Bilge Ceylan'ın Türkiye'de filmi için basın toplantısı yaptığını gördünüz mü? Çağan Irmak en son ne zaman basın toplantısı yaptı? Basın toplantısı yapmak demek; filmin arkasında olduğunuzu göstermek demektir.
Crowe'a istediğimizi sorduk, adam eleştirilere çatır çatır yanıt verdi. Bizde bırakın yönetmeni, oyuncuyu bile basın toplantısına çıkaramazsınız. Bizde basından uzak durmak cool bir tavırmış gibi algılanıyor. Ama galaya hırkayla, kırmızı halıya kot pantolon-tişörtle çıkmak bakkallığını göstermede üstlerine yok bizimkilerin.

BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.