Türkiye'nin en iyi haber sitesi
MEVLÜT TEZEL

Erdoğan, dünya siyasetinin de doğal lideri

ABD Başkanı Barack Obama'nın Vietnam'da ünlü aşçı ve gurme yazar Anthony Bourdain ile yediği yemek dünya gündeminde.
Obama ve Bourdian, Vietnam'ın başkenti Hanoi'de salaş bir restoranda bir araya geldiler. Fakir Vietnamlıların arasında alçak plastik taburelere oturdular, başta noodle olmak üzere ucuz ama lezzetli, sebze ağırlıklı yemekler yiyip soğuk Hanoi birası içtiler.
Yemekte ne konuşulduğunu muhtemelen Bourdain'in TV programında izleyeceğiz. Bu arada Bourdain, hesabın 6 dolar (yaklaşık 18 lira) tuttuğunu ve yemeği Obama'nın ısmarladığını açıkladı.
Elbette Hanoi'de yenen bu yemeğin ABD için tarihsel bir önemi var:
Vietnam Savaşı'nda ABD 60 bin askerini kaybetmişti.

'WHE RE IS KRAVAT?'
Dünyada basın halkla ilişkileri en iyi yürüten lider Obama. Medyaya en etkileyici fotoğrafları o veriyor, düzenlenen etkinliklerle imajını hep güçlü ve sevecen tutuyor. Elbette bu başarılı imaj çalışmasının arkasında büyük ve profesyonel bir ekip var.
İstanbul'da düzenlenen Dünya İnsani Zirvesi'nde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın dünya liderleriyle olan samimiyeti dikkatinizi çekti mi? Almanya Başbakanı Merkel'den Yunanistan Başbakanı Çipras'a, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon'a kadar bütün liderler;
Erdoğan'la hararetli sohbetlere imza atıp bol bol güldüler. Erdoğan'a gerçekten saygı duyduklarını vücut dilleriyle de belli ediyorlardı.
Erdoğan, Çipras'ın kravat takmadığını görünce kendisinin hediye ettiği kravatı "Where is kravat?" diye esprili bir şekilde sordu. Bizim kofti solcuların çok sevdiği Çipras sanki onlara inat Erdoğan ile çok samimi bir iletişim içerisindeydi. Bu samimiyet evsahibine gösterilen klasik içtenlikten çok daha öteydi. Bu samimiyet ve saygının kaynağı 'One minute' ve 'Where is kravat?' cümlelerinin tam ortasında bir yerde duruyor. Bu samimiyet ve saygı; Erdoğan'ın doğallığından kaynaklanıyor.
Erdoğan, Obama'nın büyük bir PR ordusuyla gerçekleştirdiği imaj çalışmalarını tek başına; bazen taksi şoförlerini ziyaret ederek, esnafla sohbet ederek, vatandaşın gömlek cebinde duran sigarayı alıp "Bunu bırak içme" diyerek, sanatçılarla futbol oynayarak, bazen de köprüden geçerken intihar etmekte olan bir genci ikna ederek yapıyor. Ancak böylesine içten, saygı duyulan bir halk adamı olmasına rağmen Erdoğan'ın içerideki ve dışarıdaki düşmanları onu diktatör göstermek için gece gündüz çalışıyor. Karalama kampanyalarını o kadar abarttılar ki, Avrupa liderlerine Dünya İnsani Zirvesi'ne katılmamaları için mektup bile yazmaya başladılar.
Düşman gece gündüz çalışırken Erdoğan'ın danışmanlarının karşı hamle yapmamaları enteresan. Oysa bu diktatör suçlamasını küçük PR çalışmalarıyla bile boşa çıkarmak mümkün.
Zaten halkın içinden gelen, samimi, güçlü, doğal bir liderimiz var.
Erdoğan'ın hep politik konuşmalarını izliyoruz. Halbu ki, TV'de bir sohbet programına katılsa ya da Obama gibi örneğin Vedat Milor ile yemek yese, sanatçılarla yaptığı sohbetlerle medyaya yansısa... Erdoğan doğal karizması ve içtenliğiyle kendisini sevmeyen insanları bile çok rahat kazanır.
En önemlisi, halkı Başkanlık sistemine ikna eder.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA