Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Her dönem, kendi gözde mesleğini üretiyor. Son beş yılın en gözde ve en karlı işlerinden birisi de blogger'lık. Blogger olmak için akademik bir eğitimden geçmenize gerek yok. İnternette bir blog açmanız ve daha sonra sosyal medyada blog'unuzun reklamını yapmanız yeterli. Blogger'lar, büyük moda markalarının en büyük ihtiyacı olan sokak trendleri konusunda ise yüksek moda ile sokak modasını birleştiren bir köprü durumundalar. Dev markalarla yaptıkları işbirlikleri ve kazandıkları paralarla da isimlerinden söz ettiriyorlar. Gelin üç ünlü blogger'a bir göz atalım:
1. Vogue dergisi editörlerinden, 1962 İtalya doğumlu Anna Dello Russo, sanat tarihi eğitiminden sonra moda muhabirliği yapmaya başlamış. Moda manyağı olarak adlandırılan Dello Russo'nun AdR Factory isimli sitesi, en çok takip edilen moda blog'larının başında geliyor. Bir İtalyan kadınına oldukça yakışan frapan tarzı ile Anna Dello Russo; en sevdiğim moda blogger'ı. Yaşından mıdır bilinmez, güzel fiziği ve yeşil gözleri ile Dello Russo, moda dünyasının Ahu Tuğba'sı. Dünyanın en büyük hazır giyim markalarından H&M için 2012 yılında tasarladığı her parçayı edinmiştim.
2. Fotomodel olarak adım attığı moda dünyasında Blond Salad isimli blog'u ile ünlenen Chiara Ferragni, adını pahalı couture parçaları, sıradan jean'ler ve tişörtlerle kombinlemesiyle duyurdu. Ferragni, moda dünyasına yön verecek fikirleri dışında tüm özel hayatını sosyal medyadan paylaşması ile stil soslu pembe dizi atmosferi de yaratmayı bildi. Seneler önce İstanbul seyahatinde Kadıköy'den dolmuşa binerek gönlümüzü kazanan Chiara, ülkemizde en çok takip edilen blogger'lardan biri.
3. Her daim bana benzetilen Olivia Palermo'dan da söz etmek istiyorum. İtalyan asıllı Amerikalı Palermo, zengin bir ailenin kızı olarak, oyunculuktan modelliğe kadar pek çok iş denedikten sonra moda blogger'ı oldu. Lüks ve zarif stili ile göz dolduran Palermo için 'tasarımı sokak modasına uyarlayan kadın' diyebiliriz. Palermo'nun, Alman model Johannes Huebl ile evlenirken giydiği gelinlik çok sade bulunmuş ve ülkemizde beğenilmemişti. Bizde taştan ve puldan geçilmeyen, alabildiğine kabarık eteği ile dans pistinde damada bile yer bırakmayan gelinliklerin tercih edildiği düşünülürse, Palermo'nun Carolina Herrera gelinliğinin eleştirilmesini normal karşılıyorum.

YAZARIN BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER