YAZARA MAİL GÖNDER Habur'dan ders alalım

YAZARLAR

Terör meselesi konusunda önce gerçekçi tespitlerde bulunmamız gerekir. Şu hakikatleri bilmeden yapılan değerlendirmeler yanlış neticeler doğurur:
1. Türkiye nüfusunun yüzde 85'i Türk asıllıdır. Geriye kalan nüfusun yüzde 9'u Kürt, yüzde 6'sı diğer etnik asıllıdır. Diğer etnik grupların tamamı ve Kürt asıllı olanların çok büyük kısmı, kendisini bu milletin ayrılmaz parçası olarak görmektedir. Bir üst kimlik olarak 'Türk Milleti', hiçbir ırk, din, mezhep ve dil ayrımına dayanmaz; bir siyasî vatandaşlık kimliğini ifade eder.
2. Terörist PKK ve türevlerinin insanlık dışı cinayetleri ve saldırıları, en fazla Kürt kardeşlerimize zarar vermiş ve sorunlarının çözümünü engelleyerek geciktirmiştir.
3. Son bir yıllık dönemde, Başbakan Erdoğan'ın, engellemelere rağmen terörle mücadelede doğru yöntemlerle ve azimle mücadelesi sonucunda, terörist sayısı binin altına inmiştir. Terör örgütü dağılma noktasına gelmiştir.
4. Terör sorununun çözümünde PKK ile iç ve dış destekçilerinin yürüttükleri 'psikolojik harekât', tam netice almayı zorlaştırmaktadır.

***

19 Ekim 2009'da, Hükûmet 'demokratik açılım' çerçevesinde, eylemlere karışmadığı varsayılan 34 PKK'lının Habur sınır kapımızdan girmesine izin vermiş; PKK'lılar olağan dışı şekilde ifadeleri alınarak serbest bırakılmışlardır. Hükûmet'in ve yargının bu iyi niyetini istismar eden terör örgütü ve uzantıları bunu güya bir 'zafer gösterisi' hâline döndürdüler. Halkın çok büyük infialine sebep olan bu kepazelik, kamuoyu araştırmalarına göre AK Parti İktidarına asgarî yüzde 5'lik bir destek azalmasına yol açtı.
Şimdi, PKK'nın kurucularından olan ve para kuryeliğini yapan terörist Sakine Cansız ve diğer teröristlerin cenazelerinin, başta Diyarbakır olmak üzere birçok yerde şiddet gösterilerine çevrilmek istediği anlaşılıyor. Burada mesaj açıktır: Aynen son Hakkâri saldırısında olduğu gibi, 'Biz hâlâ varız' denilecek ve teröristbaşı ile yapılan görüşmeler sanki bir zafer imiş gibi gösterilmek istenecektir.
***

Yazımın başlangıcında sıraladığım gerçekler çerçevesinde, terör örgütüne sempati duyan az sayıdaki Kürt vatandaşımız ile Türkiye nüfusunun çok büyük çoğunluğunu teşkil eden vatandaşlarımızın hissiyatları arasında âdil ve mâkûl bir denge kurulması şarttır.
Hükûmet'in, terörle mücadeleyi aynı hız ve sebatla birkaç ay daha devam ettirmesi hâlinde terör örgütünün tamamen etkisiz hâle geleceğini bilmesine rağmen 'görüşme' yoluna gitmesinin sebebini, bu psikolojik dengede ve ezilmişlik hissinin izalesinde aramak gerekir. Böylece, bir bakıma bütün nüfus kucaklanmak istenmektedir. Aksi takdirde bunun başka bir rasyonel izah tarzı yoktur.
Lâkin PKK'ya sempatik bakan ve gerçek miktarı yüzde 1'i geçmeyen nüfusu kucaklar ve psikolojik bakımdan yenilmişlik duygusuna mâni olurken, diğer Türkiye'nin Türkü, Kürdü, Arabı ile yüzde 99'unun hissiyatına, hassasiyetine ve haysiyetine kim sahip çıkacak?...
Eli kanlı teröristlerin zafer işaretleriyle dolaşması, Mehmetçik katillerine muhteşem cenaze törenleri düzenlenmesi ve sanki terör eylemleri neticesinde zorla alınmış haklar varmış gibi izlenim oluşturulması hiç kimsenin lehine olmayacaktır.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.