YAZARA MAİL GÖNDER 'Batı'nın görmek istediği Türkiye ve 'Gezi' çarpıtması

YAZARLAR

Aslında bu, uzun bir hikâye... Hun Türkleri'nin Başbuğu Balamir'in M.S. 390 yılında, Kavimler Göçü ile başlar; M.S. 448'de Atillâ'nın 'Batı Roma Seferi' ile devam eder. Türkler, İslâm'ın bayraktarı olunca, Hıristiyan Batı'nın 1. Haçlı Seferi'ni 1096'da Selçuklu Kılıç Arslan'ın kardeşi Kulan Aslan durdurur. Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemine kadar 10 asır boyunca Batı'nın Müslüman Türklere karşı yürüttüğü 'Haçlı Seferleri' devam eder. Cumhuriyet kurulduktan sonra da Batı'nın 'Haçlı Zihniyeti' hep sütre gerisinde beklemektedir. Lâikliğin kabulü, Batı kültürünün benimsenmesi ve hayat tarzının taklidi, bu zihniyet sahiplerinin umurunda bile değildir. Bu sebeple, her türlü tâvize ve yaltaklanmaya karşılık bizi AB'ye almak istemezler.
'Batı'ya göre, demirperde yıkılınca en büyük düşman İslâmiyet olmuştur. 'Köktendincilik', 'İslâmî terör' iftiraları, Batı'nın İslâm'ı ve İslâm'ın lider ülkesi olan Türkiye'yi görmek istediği çerçevedir. Bu yüzden, modern, demokratik ve etkili bir Türkiye'yi görmekten hoşlanmazlar.

***

Demokratik dönemde, Türkiye'de seçimleri hep Batı'nın istemediği merkez sağ ve muhafazakâr iktidarlar kazanmışlardır. Bu iktidarların millî ve öze dönük çıkışları takdir ediliyor gibi gösterilse de esasen tasvip edilmemiş; nitekim ne yazık ki asker üzerinde tesiri bulunan Batı'lı güç odakları, bazen antidemokratik müdahalelerle bu iktidarları tasfiyede rol oynamışlardır. 12 Eylül ve 28 Şubat'ta bu tesirler açıkça görülmüştür.
Siz, zaman zaman Batılı liderlerin Türkiye övgülerine bakmayınız. Aslında görmek istedikleri gelişmiş, lâik, demokrat bir Türkiye değildir. Bastırılmış 'Haçlı' içgüdüleri ile, Türkiye'yi İran'a, Suudî Arabistan'a, Pakistan'a benzeyen bir ülke olarak görmek isterler.
Onlara göre Türkiye'de demokrasi ve insan hakları yoktur; lâiklik söz konusu dahi edilemez; hukuka aslâ güvenilmez; iktidarda astığı astık, kestiği kestik diktatörler vardır. Batı ülkelerinde her türlü alkol düzenlemesi yapılabilir ama bunu Türkiye yaparsa ancak 'din devleti' için yapmış olur. Batı ülkelerinde polis, şiddete başvuran göstericilere karşı biber gazı, tazyikli su gibi önleyici tedbirler alabilir ama bu Türkiye'de yapılırsa 'dikta rejimi'nden bahsedilir.
***

Belçika devlet radyosunda, Türkiye Başbakanı Erdoğan'ın göstericileri Gezi Parkı'nda asmakla tehdit ettiği yayınlandı. Bu alçakça iftira, İngilizce alt yazılarla You Tube'a konuldu. Ayrıca, CNN i Report sitesinde de yer aldı. İşte bu utanmazlık, aslında hatâen yapılan sıradan bir çarpıtma değil, olayları fırsat bilen Batı'nın derûnindekilerini 'kusması'dır.
Bu Batı, Türkiye'de her türlü vesayeti kaldırarak, Türk Demokrasisi'ni yeniden inşa eden, dünya çapında popüler bir demokrasi liderini, ahlâksızca karalayarak bir çırpıda 'diktatör' gösterebilmek için elinden geleni yapabiliyor. Daha iki hafta önce Başbakan'ın ziyaret ettiği, 'müttefikimiz' ABD sözcüsü bile bu olaylara burnunu sokabiliyor.
Yoksa bu, ekonomik kriz içinde çırpınan Batı'nın, ekonomide zirve yapan ve Türkiye'yi şaha kaldıran Müslüman bir lideri kıskanması mıdır?..
Ne diyelim? Cehenneme odun taşıyan CHP'liler ve yıkıp yakmayı demokratik gösteri zannedenler kına yaksınlar...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.