YAZARA MAİL GÖNDER Ana dilde eğitim çıkmazı

YAZARLAR

Sevgili okuyucular, bu Pazar sohbetinde sizlerle aslında terör örgütü ve Kürtçüler tarafından ideolojik bir dayatma hâline getirilen ve son günlerde hazırlanan 'Demokratikleşme Paketi' çerçevesinde tartışılan 'ana dilde eğitim' meselesindeki görüşlerimi paylaşmak istiyorum.
Hür düşünceli ve tek tipçiliğin karşısında birisi olarak bir ülkede yaşayan herkesin ana dilini serbestçe konuşabilmesi gerektiğine inanıyorum. Aslında 'ana dilde eğitim' de ilk bakışta normal bir sosyal hakmış gibi düşünülebiliyor. 'Canım, Kürtler de kendi dillerinde eğitim yapsalar ne çıkar?' şeklindeki masumane liberal lakırdıları duyar gibi oluyorum.
Lâkin, her şeyden önce şunu bilmeliyiz ki, bir ülkede iki dillilik parçalanmaya götürür. Zira ana dilde eğitim bölünmenin başlangıcıdır.
Evvelâ şu hakikatin altını çizelim: 'Ana dilin öğretilmesi' ile 'ana dilde eğitim yapılması' aynı şey değildir. Ana dilin öğretilmesine karşı değilim. Okullardaki ana dilin 'seçmeli ders' olarak okutulması isabetli olmuştur. Ancak, 'üniter' ve 'millî' devletlerde 'resmî dil' vardır ve eğitim bu dille yapılır. Bu, 'tek millet' olmanın gereğidir. İki dilli ya da çok dilli ülkeler, ya bölünmüşler ya da bölünmenin eşiğine gelmişlerdir.

***

Ana dilde eğitim yapılması birçok bakımdan imkânsız ve mahzurludur. Milletimizin büyük çoğunluğunun bildiği bu gerçekleri sıralayalım:
1. Ana dilde eğitim, genellikle 'azınlık' statüsündeki vatandaşlar için sözkonusudur. 'Kürtler', Türkiye Cumhuriyeti'nde azınlık değil, 'Türk Milleti'ni oluşturan önemli parçalardan biridir.
2. Ana dilde eğitim, 'bütünleşmeye' değil 'ayrışmaya' götürür. 'Çok kültürlülük' uygulaması yerine, farklılıkların uzlaşma içinde bireysel haklar çerçevesinde çözümlenmesi daha doğru olur.
3. 'Kürtçe', tek ve eğitime uygun bir dil değildir. Sadece 'Kurmanci' lehçesi değil, konuşanların birbirleriyle anlaşamadığı birçok lehçe vardır. Mesele, Türkiye'de konuşulan lehçelerden 'Kurmanci' ile konuşan bir Kürt kardeşimizin, Kuzey Irak'taki Kürtlerle anlaşması mümkün değildir.
4. Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimi
'nin, 'Kurmanci' lehçesine göre daha fazla geliştirilen 'Sorani' lehçesiyle eğitim ve öğretime teşebbüsü tam bir fiyasko ile neticelenmiştir. Erbil'de eğitim ve öğretim, başta Arapça ve İngilizce olmak üzere başka dillerde yapılabilmekte; ana dil olarak 'Soranice' pek az oranda kullanılabilmektedir.
5. Kürtçe eğitimin altyapısı da yoktur. Özellikle öğretim elemanı yok denecek kadar azdır.
6. Kürtçe eğitim konusunda sosyal talep de azdır. Kürtçe'yi seçmeli ders olarak tercih edenlerin oranı, Güney Doğu'da bile çok düşüktür.
7. Kürtçe eğitim neticesinde, fırsat eşitliği bozulacak; üst eğitim ve istihdam konusunda güçlükler başlayacaktır.
***

Aslında, militan Kürtçüler de sıraladığımız bu gerçekleri çok iyi bilmektedir. Mevcut hâliyle Kurmanci ve diğer lehçeler ile modern ve kaliteli bir eğitim yapılması mümkün değildir.
Özetlersek, ana dilde eğitim konusunda en önemli mahzur, ortak kültür değerlerine sahip insanımız arasında ayrışmaya sebep olmasıdır. Zira eğitim, sadece belirli bilgilerin değil ortak değerlerin de aktarılmasının yoludur. Eğitim dilindeki ayrılıklar, ortak bir toplumun oluşturulmasını ve yaşatılmasını imkânsız hâle getirir.
Bereket versin ki Başbakan Erdoğan bu gerçekleri çok iyi bilmekte ve 'ana dilde eğitim' konusunda 'demokratikleşme' maskesi altında ülkeyi bölmeye çalışanlara tâviz vermemektedir. Esasen, bu dayatmayı kabul edenler milletimizin büyük çoğunluğuyla ters düşmüş olurlar.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.