YAZARA MAİL GÖNDER Hâlâ başörtüsü krizi mi?

YAZARLAR

21. asrın başında, 2013'te, bir Türk münevveri olarak hâlâ kadınların başörtüsü konusunda bir kriz yazısı yazdığım için çok üzülüyorum ve utanıyorum. Bu ne biçim bir Orta Çağ zihniyetidir ki, 'kadın'ı başının içindekiyle değil de başının örtüsüyle değerlendirir?... Kadın, inancı öyle gerektirdiği için başını örtüyorsa, buna hangi barbar, yobaz mâni olabilir? Cumhuriyet'in 90. yılında hâlâ gardırop devrimciliğine devam mı edeceğiz? 'Zarf'tan 'mazruf'a ne zaman geçeceğiz?...
Sorarım size; eşinizin, kızınızın, annenizin başını zorla kapatsalar neler hissedersiniz? Bu milletin yıllardır bu saçma sapan, akıl dışı yasaklar içinde neler çektiğini bilemezsiniz. Çünkü sizin kızlarınız elini kolunu sallayarak üniversiteye gittiğinde, bu halkın başörtülü kızları, yüzlerine kapatılmış kapının ardından gözleri yaşlı onları seyrediyorlardı.
Ben 28 Şubat Darbe Dönemi'nde, Kayseri'de İnsan Hakları Mitingi'nde başörtülü çocuklarımızın haklarını ve demokrasiyi savunduğum için aylarca hapis yatmıştım. Ayaş Cezaevi'nde bana gönderilen binlerce başörtülü kızımızın mektuplarını okumuş olsalardı, bu ulusalcı, Atatürkçü geçinen zorba güruhunun kalpleri yumuşar mıydı, bilmiyorum.
En hızlı devrimciler bile bunların yaptıklarını yapmadı. Atatürk, kadınların kılık kıyafetine karışmamış; namusa müdahale olarak kabul edileceğini bildiği için bu konuda hiçbir kanun çıkarmamıştır. Aslında, 12 Eylül Darbe Genelgesi'ne kadar bu konuda herhangi bir mevzuat yoktur.


***

Aydınlanmayı, moderniteyi, çağdaş uygarlığı, şapkacılarda, kuaförlerde ve modaevlerinde arayan eski CHP'lileri bir dereceye kadar mazur görebilirdiniz. Zira işin ucunda bol keseden saylavlıklar (mebus), yüksek maaşlı memuriyetler, özel tahsisli kotalar, hülâsa reddedilmesi zor menfaatler vardı.
Lâkin, demokrasiye geçilip iktidar sandığa bağlanınca da CHP'li jakobenler uslanmadılar. Tekerlemelerine ve gardıropçuluklarına devam edip bu defa da askerle oynamaya başladılar.
Bir ara Ecevit 'tarihî yanılgı'dan söz etti. Ancak yıllar sonra başörtülü Merve Kavakçı'nın yemini sırasında gördük ki CHP'nin tepeden inmeci, zorba, jakoben zihniyeti aynen devam ediyormuş. 1999 Seçimlerinden sonra FP'den milletvekili seçilen Merve Kavakçı, siyaset bilimi doktoru, birçok vasıfları olan, Türk Milleti'ni temsile lâyık değerli bir milletvekili idi. Ancak sırf inancından dolayı başını örttüğü için, Meclis'ten ve Türkiye'den alçakça kovuldu. O'nun haklarını iade etmek, demokrasiye inanan herkesin boynunun borcudur.

***

Hâlen TBMM ile ilgili mevzuatta kadın milletvekillerinin başlarını örtmesini yasaklayan herhangi bir hüküm yoktur. Olmuş olsa bile, insan hak ve hürriyetlerine uymayan bir yasakçı hükmün geçerliliği olmazdı. Bugün bazı kadın milletvekillerinin, inançları icabı Hac farîzasını ifa ettikten sonra, TBMM'ye başları örtülü olarak gelmeleri bekleniyor.
Bu konuda, AK Parti ve MHP destek veriyor, BDP tarafsız kalıyor. CHP'ye gelince, CHP sözcüleri Meclis'te gene maraza çıkaracaklarını açıkça ilân ediyorlar... Hani siz değiştiydiniz? Hani artık 'yeni CHP' vardı? Hani bundan sonra lâiklik ticareti yapmayacaktınız? Hani 'başörtüsü'ne karışmayacaktınız?'...
Ben sık sık yazıyorum ya: 'Kırk yıllık Yani bir türlü Kâni olmuyormuş...'
Peki CHP yönetimi bu gerçekleri bilmez mi derseniz cevabım: Demek ki CHP artık yüzde 25'lik mezhepçi ve ulusalcı tabanı elinde tutmanın peşinde... Bir zamanlar rozet taktıkları oy tabanı umurlarında bile değil.
Bu arada, içlerinden bazıları da homurdanan 'iyi saatte olsunlar'a selâm çakmayı da ihmal etmiyorlar.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.