Türkiye'nin en iyi haber sitesi
HASAN CELAL GÜZEL

Dershanelerin kapatılması ve 'Millî Eğitim Şûrâsı'

1988'de Millî Eğitim Bakanı iken, dershanelere ilk olarak karşı çıkmış ve kapatılmaları gerektiğini savunmuştum. Tabiatıyla dershaneciler de aleyhime kampanyalar başlatmışlardı. Hatta 1989'da bakanlıktan gitmemde 'dershane lobisi'nin de rolü olduğu iddia edilmişti. O esnada dershanelerin büyük çoğunluğu, öğrencilerin eğitim seviyesi ve terbiyesiyle hiç ilgisi olmayan ve sadece kendi çıkarlarını düşünen bir grubun elindeydi. Bunlar, kötü şartlarda öğrencileri sınıflara doldurur ve eğitimde fırsat eşitliğinin olmamasından faydalanarak istismar ederlerdi.
1990'lı yıllardan itibaren dershanelerin büyük çoğunluğu, hayatını irşada ve eğitime vakfetmiş, büyük İslâm âlimi ve gönül dostu Fethullah Hoca Efendi'nin talebelerince idare edilmeye başlandı. Artık dershanelerin çoğu, kolay para kazanmak için öğrencilerin sömürüldükleri yerler değil, ilim ve irfan yuvaları hâline gelmişti. Bu sâyede, bazen devlet okullarında gerçekleştirilemeyen, millî ve manevî değerlere sahip, ahlâklı nesiller yetiştirilmeye başlandı.
Dershaneler konusunda evvelâ şu gerçekleri bilmek ve ona göre hareket etmek gerekir:
1. Dershanelerin mevcudiyeti eğitim sisteminin yetersizliğinden ve yanlışlarından ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla, bu yanlışları düzeltip eğitim sistemini yeterli hâle getirmeden dershaneleri kapatmak, büyük bir boşluk doğmasına ve çok çeşitli sorunların çıkmasına sebep olacaktır.
2. Dershaneleri kapatmadan önce, okullar arasındaki eğitim ve öğretim kalitesi farkını azaltmak gerekir. Böylece, bölgeler ve okullar arasındaki farklar, dershaneyi gerektirmeyecek şekilde düzenlenmiş olur.
3. Eğitim sisteminde köklü bir ölçme-değerlendirme, rehberlik ve yöneltme hizmetleri esas alınmalı ve orta öğretimin çıktısı buna göre hazırlanmalıdır. Böyle bir mekanizma kurulmadan 'sınav sistemi' kaldırılamaz. Bu şekilde yeni bir sistemin kurulması da kolay değildir; en az birkaç yıllık yoğun bir çalışma gerektirir.
4. Dershaneler ille de kaldırılacaksa, evvelâ her derece okulda ve öğretime girişte 'sınav sistemi' kaldırılmalıdır. Sınav sistemi varken dershaneler kaldırılamaz.
5. Eğitimde 'fırsat eşitliği', bir dereceye kadar dershaneler sâyesinde sağlanmaya çalışılmaktadır. Mevcut okul içi eğitim sistemine göre, dershaneler kaldırılırsa, eğitimde fırsat eşitliğini temin edecek başka yol kalmaz.
6. Dershanelerin, eğitimde değerlendirme sistemi değiştirildikten sonra, 'özel okullara' çevrilmesi doğru bir tercihtir. Ancak, bunun gerçekleştirilebilmesi için çok ciddî bir teşvik sisteminin uygulanması ve yeterli süre tanınması şarttır.
Cumhuriyet'in başlangıcından beri toplanan Maarif Şûrâları, bu gibi önemli açmazlara çözüm bulmada faydalı olmuştur. Millî Eğitim Bakanlığım sırasında 1988'de topladığımız '8. Millî Eğitim Şûrâsı'nın kararları uzun müddet Türk eğitimine yön vermiştir. Bu şûrâya, şimdiki Millî Eğitim Bakanımız Nabi Avcı da önemli katkılarda bulunmuştu. Başbakan Erdoğan, hızlı bir uygulama yerine, toplanacak bir Millî Eğitim Şûrâsı'nda meselenin her yönüyle incelendikten sonra karar verilmesini beklemelidir. Aksi takdirde, Türk millî eğitimindeki kırk yıllık bu uygulamanın önemli ve telâfisi güç bir boşluk oluşturacağına muhakkak nazarıyla bakılmalıdır.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA