YAZARA MAİL GÖNDER Eğitimde arz-talep mekanizması

YAZARLAR

Türkiye'de eğitim, Cumhuriyet'in ilk yıllarından itibaren bir devlet politikası olarak dondurulmuş ve tepeden inmeci yöntemlerle ideolojik peşin hükümlü bürokratlar tarafından tanzim edilmiştir. Demokrasiye geçildikten sonra da Tek Parti Dönemi'nden tevarüs eden jakoben CHP zihniyetiyle Millî Eğitim'in bir 'devlet politikası' olduğu ve değişmezliği savunulmuştur. Bu görüşte olanlar 'insangücü planlaması'na kalkışmışlar; İmam-Hatip Okullarını ve Kur'an Kurslarını kapatmışlar; okulları yanlış varsayımlar üzerinde yapılandırmışlardır.
Halbuki, demokratikleşme, en fazla eğitim sahasında önemlidir ve demokratik 'sosyal talep' eğitim konusunda başta gelen belirleyicidir. Eğitimde 'fırsat eşitliği'ni gerçekleştirmek için resmî eğitimin (devlet okulları) yeterli miktarda ve kaliteli olarak arz edilmesi gerekir. Ayrıca, bu resmî sistemin dışında, tespit edilmiş belirli normlara uygun özel okulların ve çeşitli eğitim kurumlarının sosyal talep doğrultusunda kurulması söz konusu olacaktır.

***

21. yüzyıldaki, 'çatısız eğitim', 'interaktif bilişim teknolojileri' ve benzeri yeniliklerin kullanılışı, gelecekte klâsik 'okul eğitimi'ni değiştirebilir. Lâkin mevcut eğitim sistemlerinde, eğitim ve öğretim öncelikle 'okul'da yapılır. Özellikle son çeyrek asırdan beri gittikçe yoğun şekilde uygulanan 'sınava dayalı değerlendirme sistemi', okuliçi öğretimi yetersiz kılmış ve bunun sonucunda da 'dershane ihtiyacı' ortaya çıkmıştır. Aslında bu durum da eğitimde arz-talep mekanizmasının neticesidir. Zira eğer 'sınav sistemi' olmazsa değerlendirme okul içinde yapılacak; okul dışındaki arayışlar son bulacak ve dershaneler meselesi de kendiliğinden çözümlenecektir.
Ancak bunun için bir aydan daha uzun bir süreye ihtiyaç duyulacağı açıktır. Diğer taraftan, 'fırsat eşitliği'nin sağlanabilmesi için, ya çeşitli okullarda uygulanan değerlendirme sistemi okulun eğitim kalitesi çerçevesinde farklılaştırılmalı ya da bütün okulların aynı (en azından yakın) seviyeye getirilmesi hedef alınmalıdır.
Bütün bu çalışmaların en kısa zamanda tamamlanması hedef alınsa dahi, nihaî sistem değişikliği için asgarî 2 öğretim yılına ihtiyaç olacaktır.
***

Başbakan Erdoğan'ın, bu yılın sonuna kadar dershanelerin kapatılması konusunda ısrarlı olduğu görülüyor. Kapatılan dershanelerin mağduriyetinin giderilmesi için çeşitli tedbirler düşünülüyor. Lâkin bütün bunlardan daha önemlisi; birkaç ay sonra 'Yüksek Öğretime Giriş Sınavı' yapılacak olmasıdır. Soru kâğıtları bile hazırlanan bu sınavın yerine konulacak sistemin bu kadar kısa bir müddet zarfında hazırlanması mümkün değildir.
Bu durumda, şu alternatifler uygulanabilir:
1. Dershanelerin kapatılması 2014 sonuna bırakılabilir.
2. Gelecek yılın Yüksek Öğretime Giriş Sınavı son defa olarak yapılabilir.
3. 2015 yılı için geliştirilen yeni okuliçi değerlendirme sistemi uygulanabilir. Aslında bu sistemin, 2014-2015 öğretim yılında ilköğretime başlayan öğrenciler için (ya da okul öncesinden) uygulanmaya başlanması ve 13 yıl sonra geçiş döneminin tamamlanması gerekir.
***

Ekonomide olgunlaşma sürecinin (gestation period) en uzun olduğu sektör tarım'dır. Tarımda ancak 1 yıldan sonra netice alabilirsiniz. Eğitimde ise bu dönem '1 nesil' olarak ölçülür. Böyle bir sistemde radikal değişiklikler yaparken hep 1 nesil ötesini görebilmemiz gerekir.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.