YAZARA MAİL GÖNDER Sedef hakkında bilmeniz gerekenler

YAZARLAR

Bağışıklık sisteminin yol açtığı ve stresin tetiklediği bir deri hastalığı olan sedef, deride pullanmalar ve dökülmeler ile ortaya çıkmaktadır. Doktorunuzun uyguladığı tedaviye uymak, stresten uzak kalmak ve bol bol dinlenmek tedaviyi destekler

Sedef, en sık rastlanan deri hastalıklarından biridir. Kronik ve tekrarlayıcıdır. Yapılan araştırmalara göre, dünya üzerinde yaklaşık 300 milyon, Türkiye'de ise yaklaşık 2.5 milyon kişi, sedef hastalığıyla mücadele ediyor. Şiddeti kişiden kişiye değişiklik gösteren bu deri hastalığı genelde, diz, dirsek, bel saçlı deri ve genital bölgede ortaya çıkar. Sedef genelde 20-40 yaş aralığında ortaya çıksa da her yaşta görülebilir. Sedef, vitiligo gibi farklı deri hastalıklarıyla sıklıkla karıştırılır. Vitiligo ve sedef tamamen farklı hastalıklardır. Bu sebeple teşhisi mutlaka bir uzman tarafından konmalıdır. Tipik sedef, deride zemini kırmızı, üst kısmı beyaz parlak (pullu) plakalar barındırır. Bazı durumlarda kabuksuz, sadece kırmızı alanlardan oluşan tipleri de vardır.

BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ SEBEP OLUR
Dünya genelinde milyonlarca insanı etkisi altına alan sedef hastalığının ortaya çıkış nedeni tam olarak bilinememektedir. Bağışıklık sistemi tarafından oluşturulduğu düşünülmektedir. Nasıl oluştuğu tam olarak tarif edilemese de genel kabul görmüş bir tanımı vardır: Bazı ilaçlar, çeşitli bakteri ve virüsler, derinin tahrişi veya güneş yanıkları sonucu açığa çıkan proteinler; bağışıklık sistemimizin önemli elemanları olan akyuvarları uyarmaktadır. Bu durumda aktifleşerek tepki veren akyuvarların ürettiği çeşitli maddeler epidermis denilen üstderi tabakası hücrelerinin aşırı çoğalmasına ve deri damarlarının genişlemesine neden olmaktadır. Bunun sonucunda normalden 4-8 kat fazla deri hücresi oluşmaktadır. Aşırı hücre üremesi nedeniyle üstderi hücreleri normal biçimde olgunlaşıp atılamamakta ve deride kızarma, pullanma oluşmaktadır. Stres, sedefe sebep olan en önemli faktörlerden biridir. Bir de hastalık boyunca oldukça kötü bir görüntü oluştuğunu ve bu durumun stres halini tetiklediğini düşünecek olursak, stres kaynaklı sedeften kurtulmanın ne derece zor olduğunu anlayabiliriz. Sedefin nedenlerini araştıran bilim adamları bazı bulgulara ulaşmışlar. Buna göre, fiziksel ve psikolojik stres, aşırı güneş ışığına maruz kalmak, ağrı kesici, hormon, tansiyon ve kortizon ilaçları sedefe neden olan etkenler arasında sayılıyor. Farklı deri hastalıklarıyla karıştırılan sedef hastalığının en önemli belirtileri, ilgili bölgede kaşınma, özellikle el ve ayak bölgelerinde su toplaması, soyulma, çatlak, dirsek-diz gibi darbe gören yerlerde parlak kırmızı deri ve üzerinde hastalığa adını veren sedef renginde pullanmalardır. Eklemlerde ısı artışı, kızarıklık ve şişme, eklem ağrısı, ilgili bölgede sabah sertliği ve eklem hareketinde kısıtlanma diğer belirtiler arasında sayılabilir. Deri tabakası olan her bölgede görülebilen sedef hastalığı genelde saçlı deri, genital bölge ve tırnaklarda ortaya çıkar. Bu hastalığın tanısı için genelde kan testi yapılmaz. Uzman bir hekim tarafından fiziki muayene sonucu tespit edilebilir. Maalesef birçok hastalıkta olduğu gibi sedef hastalığında da durumdan mustarip olanlar çareyi aktarlarda arıyor. Oysa sedef hastalığının tedavisi çok hassas bir süreçtir. Hatalı her davranış hastalığın şiddetini artırır ve tedavisini daha da güç hale getirebilir. Sedef hastalığının, plak, damlacık, ters yerleşimli ve sedef romatizması olmak üzere çeşitleri vardır. Tedavi, hastalığın tipiyle doğrudan ilişkilidir.

ÇATLAKLAR AĞRIYA YOL AÇABİLİR
Plak Psoriasis: En sık karşılaşılan türü budur. Bu tip sedef, hem yaygın, hem de bölgesel olarak görülebilir. Bölgesel plak tipi, genelde diz, dirsek, saç dibi, bel ve kalça gibi bölgelerde görülür. Zemini kırmızı, en üst tabakası ise parlak beyaz plakalardan oluşan bir görüntüsü vardır. Yara olarak tanımlayabileceğimiz bu görüntü vücuda dağıldığında, generalize plak psoriasis olarak adlandırılır. El ve ayakları tuttuğunda derin sayılabilecek çatlaklara neden olduğundan kişiye, ciddi ağrı veren bu tip, günlük yaşam rutinlerini yapmayı da engeller hale gelebilir.
Damlacık Tarzı Sedef: Vücutta yaygın küçük damlacıklar halinde görülür. Bu sebeple damlacık ismiyle alınır. Araştırmalar, bu tip sedefin bademcik veya boğaz enfeksiyonları sonrasında ortaya çıktığına işaret ediyor. Tedavisinde antibiyotik kullanımından olumlu neticeler alındığı da biliniyor.
Ters Yerleşimli Sedef: Genelde vücudun kıvrımlı bölgelerinde ortaya çıkar. Kızarıklık ön plandadır. Kol altı, göbek ve kasık bölgelerinde rastlanan bu tip, terleme ile artış gösterir.
Sedef Romatizması: Sedef, bir cilt hastalığıdır. Ancak beraberinde romatizmal sorunları da getirebilir. Yapılan araştırmalara göre, her 10 sedef hastasından bir-ikisinde iltihaplı sedef romatizması görülüyor. Eklemde ağrı, kızarıklık, şişme ve hareket kısıtlılığı bu tipte sedefin belirtileri arasında sayılabilir.

BU HASTALIĞIN TEDAVİSİ VAR MI?

Sedefin tedavisindeki en önemli ayrım, hastalığın tipi ve yaygınlığında gizlidir. Bir diğer önemli nokta ise, muhakkak uzman bir hekim tarafından tedavi edilmesi gerektiğidir. Eğer romatizmal sedef ile karşı karşıya iseniz, dermatoloğunuz ve romatizmal tedaviyi üstelen doktorunuz beraber yol almalılar. Sedef, kronik olabileceğinden, yaşam boyu sürebilen bir hastalıktır. Alevlenme ve yatışma dönemleri vardır. Stres, boğaz ve ağız bölgesi enfeksiyonları ve bazı ilaçların kullanılması, alevlenmeye sebep olabilir. Toplumda merak edilen bir başka konu da, sedef hastalığının cilt kanserine neden olup olmadığıdır. Yapılan araştırmalar, sedefin cilt kanseri riskini artırmadığını gösterdi. Burada önemli olan doğru tedavidir. Kontrolsüz kullanılan bazı ilaçlar, cilt kanseri riskini artırabilir. Mevcut tedavi yöntemleri, hastalığı kökten yok etmeye henüz yetmiyor. Ancak hastanın hayatını ciddi oranda zorlaştıran etkilerin ciddi oranda azalmasını sağlayabiliyor. Birçoğu halen devam eden tedavi arayışlarının büyük çoğunluğu umut vaat ediyor. Tedavi sürecindeki öncelikli amaç, derinin dökülmesinin önüne geçmek ve iltihap oluşumunu azaltmaktır. Doktor tavsiyelerine harfiyen uymak, stresten uzak durmak, bol bol dinlenmek ve mümkün olduğunca az ilaç kullanmak, tedavi sürecini destekleyerek iyileşme süresini kısaltabilir.

BULAŞICI BİR HASTALIK DEĞİLDİR
Sedef, bulaşıcı bir hastalık değildir. Toplumda, sedefin bulaşabileceğine dair yanlış bir inanış vardır. Oysa yapılan araştırmalar sedefin, temas veya ortak eşya kullanımı sonucu bulaşmadığını gösteriyor. Toplumda sedefi olanları dışlamamak ve onlara karşı kırıcı davranmamak gerekiyor. Bu hastalığın nedenlerini araştıran bilim adamları, kalıtsal bir yatkınlıkla ilişkili olduğu yönünde veriler elde ettiler. Bu durum, genelde hastalığın şiddetli seyrettiği durumlarda geçerli. Sedef hastaları arasında yapılan bir araştırmaya göre, bu hastalıkla mücadele edenlerin yaklaşık yüzde 30'unun ailesinde de sedef hastalığı görülmüş. Bu oran, azımsanmayacak bir değeri oluşturuyor. Ancak bu sonuç, sedef hastalığı olan birinin çocuklarında da sedef görüleceği anlamına gelmiyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.