Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Hz. Peygamber (s.a.v.) Medine'ye geldiğinde, başta Yahudiler olmak üzere bütün Medine'liler O'nu yakından tanımak için fırsat kolladılar.
Bunlardan birisi ve belki de en önemlilerinden birisi de Yahudi Hibri (çok bilgili olduğu kadar önder olma özelliği de taşıyan) Abdullah bin Selam'dı.
Abdullah bin Selam diyor ki; Medine'de O'nu yakından görmek ve konuştuğu şeyleri dinlemek için yaklaştım.
Yüzünü ilk gördüğümde kendi kendime şöyle dedim: Vallahi bu yüz bir yalancı yüzü olamaz. Sonra yaklaştım sözlerini duyayım diye. O'ndan ilk duyduğum söz şuydu:
"Ey insanlar. Selamı yayın.
Yemek yedirin. Akrabalık bağını koparmayın. İnsanlar uykudayken namaz kılın. Cennete de esenlikle girin." (Tirmizi, 3/313; MAce,3251, Darimi, 1/340)

İnsanlığa ve İslam'a davet eden Hz. Peygamber (s.a.v.)'in bu üslubudur.
Temiz, duru, kuşatan, ümit veren, vicdanı harekete geçiren üslup.
Hz. Peygamberin hadislerine düşmanlık eden insanlara sormak gerekiyor: bu sözlerin neresine itirazınız var. Gönül temizleyen bu hadisleri görmeyecek; yoruma açık birkaç rivayeti esas kabul edip bütün hadislere düşmanlık edeceksiniz!
Yazık.
Hangi İslam hayırlıdır
Bu soruyu bir buçuk asır önce Sahabe Hz. Peygamber (s.a.v.)'e soruyor:
Ey Allah'ın Resulü! Hangi İslam hayırlıdır? Dinin hangi ölçülerini hareket noktası yapalım:
Efendimiz (s.a.v.) cevap buyurdu:
"Yemek yedirmen ve bilsen de bilmesen de her karşılaştığına selam vermen" (Ebu Davud,5194; Nesai, 5000, İbn Mace, 3253)
Hadis ve Hz. Peygamber (s.a.v.) iki problemi ufak bir dokunuşla gündeme getiriyor: Düşkün olanlara, muhtaçlara, ikram et. Ve ayrı- gayri gözetmeden her gördüğünü güler yüzle karşıla.

Cennet'in önündeki engel

Kur'an-ı Kerim; cennete girmek için hamle yapan insanı; yokuşa sarmış, yokuş çıkmaya çalışan birine benzetir.
Yokuşu geçmesi lazım. Peki yokuşu nasıl aşacak. Cevabını da veriyor:
"Sarp yokuşun ne olduğunu sana öğreten nedir? Bir boynu çözmek (Bir köleye özgürlük vermek) tir; Ya da açlık gününde doyurmaktır, yakın olan bir yetimi veya çok düşkün bir yoksulu (yedirmektir) sonra iman edenlerden; sabrı birbirlerine tavsiye edenlerden, merhameti birbirlerine tavsiye edenlerden olmak. İşte bunlar sağ yanın adamlarıdır (Ashabı Meymene) Ayetlerimizi inkar edenler ise, sol yanın adamlarıdır (Ashabı Meş'eme) 'Kapıları kilitlenmiş' bir ateş onların üzerindedir." (Beled Suresi, 12-20)
Ahlakı düzgün olanlar başkasının çaresizliğini görebilenler, eli açık olanlar, yetimi doyuranlar, belki de önlerine sırat gibi konulacak olan akabeyi - engeli, yokuşu aşabilirler.

***


Gerek bu ayetler ve gerekse de önceki hadisler; Müslümanca duruşu anlatırken hiçbir fiili ibadete (namaz, oruç, zekat gibi) işaret etmeden ahlaka vurgu yapıyor. Bence bunun üzerinde durmak lazım. Bu; namaz, oruç gibi ibadetlerin - haşa - değersiz olduğunu göstermiyor.
Bilakis dinin bunlardan ibaret olmadığını gösteriyor. Din sadece ibadet değil, bir o kadar ahlaktır, dürüstlüktür, okşamadır, doyurmadır, merhamettir.
Selamdır. Yani insanlıktır, vicdandır da aynı zamanda.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER