YAZARA MAİL GÖNDER Hz. Aişe; en sevgilinin en sevdiği

YAZARLAR

Peygamberimizle evlendiğinde Hz. Aişe'nin yaşı 18 civarındaydı.
Peygamberimiz vefat ettiğinde de Hz. Aişe'nin yaşı 27 civarındaydı. (Şıbli, Asr-ı saadet, 2/147-151) Son derece zekiydi. Narin, nazenin, orta boylu, uzak görüşlüydü. Hz.
Peygamberimizle aralarında derinlere işleyen bir sevgi vardı. Bir gün Hz.
Peygamber'e sormuştu: Bana sevgin neye benziyor diye. Hz. Peygamber (s.a.v.) 'kördüğüm gibi' diye cevap vermişti.
Yıllar sonra bir daha sordu; O kördüğüm nasıl diye? Hz. Peygamber'in cevabı aynıydı: O kördüğüm ilk gün gibi duruyor.
Mekke'den Medine'ye hicret etti. Hz.
Peygamber'in evinden bize bir pencere açtı.
Efendimizin aile hayatına dair bütün bilgilerin kaynağı oldu. Arap şiirini bilirdi. Sözünü sakınmazdı. Peygamberimizin yanında nazı geçerdi. Başkasının söyleyemeyeceği şakayı o yapar, Hz.Resul ise gülümserdi.
Kırılmazdı.
Peygamberimizden (2210) hadis rivayet etti. Bu sayı dört halifenin ve binlerce sahabenin rivayetinden daha çoktu. Birçok sahabenin hadis rivayetindeki yanlışları düzeltmiştir.
Peygamberimiz'in (s.a.v.) başı kucağındayken: Efendimiz son nefesini verirken mübarek başı Hz. Aişe'nin kucağındaydı.
Efendimiz, onun odasında gömüldü.
Hz. Peygamberimiz'le evlenmesi emri, göklerden gelmiştir.

EFENDİMİZE NAZLANIRDI
Bir gün Hz. Peygamberimiz şöyle buyurdu:
Aişe! Senin bana kızgın olduğun anlarını biliyorum. 'Nasıl' diye sordu: Efendimiz cevap verdi: Benden memnun olduğunda 'Muhammed'in Rabbi hakkı için' diye yemin edersin. Benden memnun olmadığında ise: 'İbrahim'in Rabbi hakkı için diye yemin edersin.' Hz. Aişe bunu doğruladı.
Sen Ümmü Abdullah olursun: Hz.
Aişe'nin çocuğu olmadı. Araplar evlendikten sonra çocuklarının adıyla anılmaktan hoşlanırlardı.
Ahmed'in annesi gibi. Hz. Peygamber Hz. Aişe'nin çok üzüldüğünü görünce; ona "Ablan Esma'nın oğlu Abdullah'ı kendine evlatlık gibi kabul et ve onun adıyla anılırsın" buyurdu. Adı bundan ötürü Ümmü Abdullah -Abdullah'ın annesi- olarak kaldı.
Cebrail Hz. Aişe'yi selamlıyor:
Hz. Peygamber (s.a.v.) bir gün Cebrail'le konuşurken Hz. Aişe gelir. Cebrail Hz.
Aişe'ye selam verir. Hz. Resulullah (s.a.v.) Hz. Aişe'ye yönelip şöyle buyurdu: Aişe, Cebrail sana selam gönderiyor. Hz. Aişe cevap verdi: Ona da Allah'ın selamı olsun. (Buhari, Fedail, İsti'zan, 16)
Aişe! Müsaade etsen de nafile namaz kılsam: Efendimiz (s.a.v.) eşinin yanındayken gece için şöyle dedi: "Ey Aişe! Müsaade edersen bu gece Rabbimle beraber olmak istiyorum."
Hz. Aişe: Elbette. Nasıl isterseniz ben de onu isterim dedi. Hz. Peygamber o gece sabaha kadar namaz kıldı.
Kalk Aişe! İbadet et: Peygamberimiz (s.a.v.) her gece teheccüd kılardı. Bazen teheccüd vaktinde -yani sabah namazı öncesi- eline aldığı suyu uyuyan Hz. Aişe'ye serper ve onu namaza kaldırırdı.
Verdiği sadakaya güzel koku sürerdi: Hz. Aişe dağıtacağı paralara güzel koku sürerdi. Bir gün sordular; Neden öyle yapıyorsun diye. Cevap verdi: Efendimden duydum.
Sadaka, fakirin eline geçmeden önce Allah'ın eline geçermiş. Yüce Allah'ın eline geçen şey iyi koksun istedim.
İffeti Kuran'la onaylanmış tek insan: Hz. Aişe'nin iffetine yönelik münafıkların ahlaksızca iftiraları inen ayetlerle açığa kondu. Efendimizin mahremine uzanan onursuz diller ve ahlaksız hamleler, Kuran'ın sert ayetleriyle ebediyen lanetlendiler.
Bugün de iffet sembolü Hz. Aişe'ye uzanan bütün ithamlar aynı lanete muhataptır elbette.
Efendimizin mezarının bitişiğindeki oda: Efendimiz vefat edince Hz. Aişe'nin odasına gömüldü. Hz. Aişe (r.a.) o odayı terk etmedi. Efendimizin mezarı ile kendi yatacağı köşenin arasına bir perde gerdi. Ve bütün hayatı boyunca orada yaşadı. Vefat edinceye kadar.

HZ. ALİ İLE SAVAŞINDAN PİŞMANLIK
Hz. Osman'ın katillerini bulması için halife Hz. Ali'yi sıkıştırmak niyetiyle Irak'a giden ordunun başında Hz. Aişe vardı.
Bilindiği gibi Cemel savaşında Hz. Aişe'nin taraftarı olan ordu mağlup oldu. Hz. Ali haklı olduğu bu davada Hz. Aişe'ye hiçbir saygısızlık yapmadan onu Medine'ye gönderdi.
Hz. Aişe sonraları bu çıkışından dolayı pişman olmuştur. Hz. Aişe bu hadisede ictihad etmiştir. Ehli sünnet böyle der. Her sahabe mutlak müctehiddir. İctihadında yanılırsa bir sevap alır. Gayret etme sevabını alır. İsabet ederse iki sevap alır.Gayret etme ve isabet etme sevabını alır.
"Ey Nebi'nin hanımları. Siz kadınlardan herhangi biri gibi değilsiniz.
Eğer (Allah'ın emirlerine karşı gelmekten) korunursanız sözü yumuşak -işveli (kıvrak) bir eda ile söylemeyin ki, kalbinde hastalık bulunan kimse bir (şehavi) arzuya kapılmasın.
" (Ahzap, 32) ayetini okuduktan sonra Ahzap suresinin 33. yetine gelince öylesine çok ağlardı ki baş örtüsü ıslanırdı. Bu ayeti kerime şöyleydi:
"(Ey Peygamber eşleri ve ey diğer Müslüman kadınlar) Evlerinizde ağırbaşlı bir şekilde oturun. Önceki cahiliye dönemi kadınlarının açılıp saçıldığı gibi siz de açılıp saçılmayın.
Namaz kılın, zekâtı verin.
Allah'a ve Resulüne itaat edin.
"
Şöyle derdi: "Keşke evimden hiç çıkmasaydım." Yüce bir ruh. Muhteşem karakter.
Kendisiyle hesaplaşan kudretli şahsiyet. Hz. Aişe!

YETER! BENİ ÖVME
Bir gün yeğeni Abdullah bin Zübeyr onu çok övdü.
İtiraz etti. Beni fazla övdün dedi. Zaten Abdullah bin Abbas beni bugün yeterince övdü. Yeter artık.
On bin altını dağıtırken: Kendisine gelen on bin altını, Medine'nin yoksullarına avuç avuç dağıttı. Akşam olunca da yiyecek yemek almayı unuttuğu için aç kaldı ve oruca niyetlendi. Çok dolu, zengin ve bereketli bir hayatı oldu. Ama bu imkânlarını iyi işlerde kullandı. Gelen her emaneti ve bağışı anında dağıttı.
Sıddık'ın kızı: Babası Hz. Ebu Bekir'di. Annesi ise Ümmü Ruman'dı.
Sahabenin büyüklerinden Hz. Ebu Musa el-Eşari der ki; Çözemediğimiz meseleleri Aişe'ye sorardık. Çözüm bulurduk.
Ata bin Ebi Rabah, 'ashab içinde fıkhı bilen, tespitleri yerinde bir insandı' der.
Ebu Seleme, 'ondan daha iyi hadis bilen, dinde derinleşen, inen ayetlerin iniş sebebini ondan daha iyi bilen kimse görmedim' derdi.
Tabiin alimi Meşruk der ki; Vallahi!
Sahabenin çoğu miras konusunu ona sorar ve hesaplatırlardı.
İbni Cevzi, 'sahabede ondan cömertini görmedik' derdi.
Dosta doğru: Son zamanlarda evinden hiç çıkmadı. İbadetini yetersiz görürdü.
Bazen kendine şöyle derdi: 'Keşke hiç olmasaydım. Keşke bir kenarda unutulsaydım.
Keşke bir ağaç yaprağı olsaydım.
Keşke toprak olarak yaratılsaydım. Ölüm halinde şöyle dedi: Beni Baki Mezarlığı'nda diğer hanımların yanına defnedin. "Seni Resulullah'ın yanına gömelim" dediklerinde kabul etmedi. Sebep olarak şöyle dedi: "Efendimizin vefatından sonra siyasi olaylara karıştım. Artık onun yanında gömülmeyi hak etmiyorum."
Ahiretteki eşiyim: Son anlarıydı.
Dudaklarında tebessüm vardı. Dediler ki yüzüne tebessüm çok yakışmış. Şöyle cevap verdi: Bir defasında Cebrail Hz.
Peygamber'e (s.a.v.) şöyle demişti: 'Aişe senin dünyada da ahirette de eşindir.' O sözü hatırladım da...
Vefat: Yaşı 66 veya biraz fazlaydı.
Ramazan ayının 17. salı günü Medine'de vefat etti. Cenaze namazını Ebu Hureyre (r.a.) kıldırdı. Gecenin geç saatlerinde Medine mezarlığı olan Baki Mezarlığı'na defnedildi. Hurma dallarına bağlanmış bezlerin aydınlattığı Medine mezarlığı tıklım tıklımdı. Cenaze namazına ve definine, Medine kadınları da eşlik ediyorlardı.
Allah'ın sonsuz rahmeti bu iffet, ilim, şeref, onur ve vefa abidesi Hz. Aişe'nin üzerine olsun.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.