YAZARA MAİL GÖNDER PKK 12’den vuruyor

YAZARLAR

Gezi'den akıllara kazınan bir fotoğraf varsa, o da polis müdahalesinden kaçan üç kişinin olduğu, kişilerden yüzleri maskeli olan ikisinin el ele koştuğu, birisinin elinde BDP flaması, diğerinin elinde kalpaklı Atatürk fotoğrafı tuttuğu, onların hemen hizasındaki orta yaşlı bir adamın da polise karşı bozkurt işareti yaptığı o meşhur fotoğraftır. Bu 'proje' bir fotoğraf mıydı, bilmiyorum. Bildiğim, Kılıçdaroğlu'nun yüzde 60'lık blok diye iki sene sonra adını koyacağı yan yana gelişin sosyolojik alt zemini hazırlamak noktasında bir işaret fişeği olarak görülmesi gerektiğidir.
Bölgedeki devletlerin halklarıyla kalbinden vurulduğu bir süreçten geçiyoruz. Ukrayna'da böyle oldu, Mısır'da da böyle oldu. Türkiye'de denendi ama süreç devam ediyor. Türkiye'yi hedef tahtasına çevirmek isteyenler 12 noktasına Erdoğan'ı yerleştirdi. Eşinden kızlarına, müteveffa annesinden damadına kadar en mahreminden başlanarak saldırılan, önce otoriterlikle işe yaramayınca hırsızlıkla suçlanan Erdoğan, artık seveni için de sevmeyeni için de Erdoğan'dan 'fazla'sına işaret ediyor. Diktatörden hırsıza, katilden DAEŞ'in ve en son 'Saray Gladiosu' saçmalığının kuruculuğuna kadar hakkında söylenmeyen kalmadı.
Paralel yapının "Muaviye" ismini bile çocuklarına vermeyen bir sosyolojinin teveccühünü kazanmış Erdoğan'ı tanımlamak için 'Yezid' hakaretini kullanmasının Alevi toplumunu daha da kışkırtmak için tercih edildiği, MİT tır'larının durdurulmasının DAEŞ-Türkiye bağlantısını kurmak için gelen dezenformasyon dalgasıyla Kürtleri kışkırtma planının ilk adımı olduğunu gören gözler için gayet net göstergelerdi. En son paralel eski savcısı Zekeriya Öz bu işbirliğini, "Gezi olaylarına PKK müdahil olsaydı şu an hükümet edenlerin bu makamda oturma imkânları olmayacaktı. PKK kimden emir aldıysa katılmadı!" diyerek o zamanlar PKK'yı kendi darbeci konsorsiyumlarına katamadıklarından şikâyet ederek açığa vurdu.
Paralel yapının CHP ve HDP başta olmak üzere yönlendiricisi olduğu bu süreç, ulusalcısından milliyetçisine, paralel yapıdan PKK'ya kadar tüm toplumsal tabakaları aynı hedefe giden oklar haline çevirdi. Bundan iki yıl önce yedi göbek ulusalcıların, "KCK yöneticilerine suikast-HDP'lilere kelepçe"yle çözüm öneren paralelcilerin HDP'nin oy deposu haline geleceğini, "Türkiye Türklerindir" medyasının 'HDP'ye oy ver, kurtul' KJ'li programlar yapabileceğini ve hep beraber PKK saldırılarını cansiperâne savunacak duruma düşeceklerini, "AKPKK" diyen CHP'lilerin HDP ile 'barış yürüyüşü' yapacaklarını hayal bile edemezdik ama 'hayaldi gerçek oldu'.
KCK yöneticisi Duran Kalkan, darbeci konsorsiyumun söylemine uygun olan bir açıklamayla bu çizgiyi devam ettirdi geçenlerde. "Ordu kendisini kullandırmamalı. Ordu 'ben vatan koruyucusuyum diyordu. 'Vatan AKP midir?" diye sordu. Bir ayda 27 asker ve polis, 4 sivil öldüren PKK'nın TSK'ya vatanın ne olduğunu öğretmeye kalktığı bu sözlerdeki cüret, temelini son iki yılda yaşadıklarımızdan alıyor. Suruç Katliamı'ndan beş gün önce 'devrimci halk savaşı' başlatan, devlet Kandil'i bombalamaya başlamadan önce bir asker, iki polis ve iki sivili öldüren PKK olmasına rağmen 'Savaşı Erdoğan başlattı' yaygarası da darbeci konsorsiyumun yeni mottosu.
PKK sadece askeri, polisi, sivilleri vurmakla kalmıyor, 'vatanı' da 12'den vurmaya çalışıyor. İzin verecek miyiz? Soru budur.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.