Türkiye'nin en iyi haber sitesi

"HDP Sur'da % 76, Cizre'de % 93, Nusaybin'de % 89, Silopi'de % 88 oy almış. Bu eşine zor rastlanır bir teveccüh. Peki o insanlar HDP'ye sokakları hendeklerle delik deşik edilsin, bombalı tuzakların üzerinden atlayarak çocukları okula gitsin, camileri yakılsın, belediyeleri otobüsleri bile çalıştırılmasın, çöplerini toplamasın, diye mi oy verdi" diye sormuştuk. O günden bu yana bölgeden PKK'ya isyan sesleri gittikçe daha yüksek çıkıyor. Al Jazeera'dan Kadir Konuksever, %76'sının HDP'ye oy verdiği Sur'daki mağdur halkla görüşmüş.
Konuşanlardan birisi, 30 yaşındaki iki çocuk babası Murat şöyle diyor: "Kızım geceleri delirecek gibi oluyor. Uzaklara gidebilecek imkânımız yok. Elde avuçta bir şey kalmadı, vallahi bir kat elbise alıp çıkabildik evimizden. 30 yıldır orada yaşıyorum. Mahallemdekileri ev ev, isim isim tanırım. Bu çözüm süreci başladığında baktım ki her gün yeni insanlar geliyorlar ve yerleşmeye başlıyorlar. Düzgün, hatta İstanbul Türkçeleri vardı. Duvarlarda 'MLKP' yazıları görmeye başladım. Ne zaman ki Suruç saldırısı oldu, bunların hem sayısı arttı, hem de sertleşmeye başladılar. Hendekler kazılmaya başladığında Hevsel Bahçeleri'nden de motosikletli gençler sırt çantalarıyla silah taşıyorlardı. Günlerce yığınak yaptılar. O gün anladım ki bir daha huzurumuz olmayacak."

'İki oğlum PKK içindeyken öldü, hendek yanlış'
Murat'ın sözleri, MLKP uzantısı Figen Yüksekdağ'ın %1 oy almaktan aciz partiden alınıp neden HDP'nin başına konduğunun da özeti aslında. M.C.'nin sözleri ise tüyler ürpretici bir YDG-H gerçeğini daha ortaya koyuyor:
"Depremde Düzce'ye hırsızlık için gitti. Yıkıntıların altında ölmüş kadınların kollarını bilezikleri için kestiğini kahvede arkadaşlarına anlatıyordu. Bildiğin hırsız, uğursuz, itin teki. Şimdi sırtında Kalaşnikof racon kesiyor. Üstelik YDG-H'lilerin başlarından birisi. Sen bu adamı bizim başımıza koyarsan hiç kusura bakma benim sana saygım kalmaz. Sabah hendeklerde nöbet tutup polisle çatışıyorlar, geceleri evlere girip talan ediyorlar. PKK'nin derhal bu adamları buradan çekmesi lazım."
Yine Metin isimli bir vatandaşın, PKK'ya isyanıyla sallandı geçenlerde sosyal medya. Kızının gittiği okul, YDG-H tarafından yakılan vatandaş şöyle haykırıyordu:
"Çocuğum bir haftadır okula gidemiyor. Benim abim dağda öldü. Ben de cezaevlerinde yattım. İdamla yargılandım PKK saflarında. Ama 90'ların PKK'si mazlum bir siyaset güdüyordu. Bugün zalim bir siyaset güdüyor. Ben PKK'nin içinde 15-20 yıl yaşamış bir insanım ama şu an PKK'nin yaptığı siyaset tamamiyle Kürt siyasetinin dışında bir siyasettir. Bugün Kürt halkı, yüzyıllık zulüm politikalarından son 15 yıldır özgürlük politikalarına döndü. Ama PKK ısrarla zulüm politikalarını icra etmeye başladı. 90'larda faili meçhul cinayetler ve yargısız infazlar devlet tarafından işlenirken, bugün PKK safları tarafından işlenmektedir. Biz bunu kabul etmiyoruz.
Selahattin Demirtaş'ların çocukları özel okullarda okurken, Pervin Buldan'ın çocukları Avrupa'larda okurken, Diyarbakır'da Vehbi Koç İlkokulu'nu yakarak benim çocuğumun eğitimine engel olmaya çalışıyorlar. Ve bu engel olmayı da Selahattin Demirtaş 'hendek politikası' olarak savunuyor. Biz bunu kabul etmiyoruz."
Daha açık ne söylenebilir, nasıl isyan edilebilir ki? Halkın size yüksek sesle 'neden ölüyoruz' diye hesap soracağı günler yakın demiştim. Sandığımdan da yakınmış...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER