YAZARA MAİL GÖNDER PKK’dan CHP’ye selam

YAZARLAR

Haber "Demirtaş'ın kardeşi CHP'ye seslendi" diye yer aldı ama doğrusu şu olacaktı: "Demirtaş'ın PKK'lı kardeşi, CHP'ye seslendi." Çünkü Nurettin Demirtaş'ın askerlik raporu sahte çıkınca soluğu Kandil'de almıştı.
Nurettin Demirtaş, "Eğer Mustafa Kemal Atatürk'ün Kurtuluş Savaşı'ndan ders alınacaksa, ilk hamlesinin Kürtlerle ittifak kurmak olduğu hatırlanmalıdır. CHP cumhuriyetin bu kritik sürecinde Kürtlerin yanında yer almalıdır" diyerek CHP'ye 'el uzatmış'. PKK'lılar geçen sene CHP'ye HDP ile işbirliği teklif ediyorlardı. İş artık direkt PKK ile saf tutmaya çağırmaya kadar varmış...
Rejimi kurmakla övünen parti, halk oyuyla seçilmiş Cumhurbaşkanı'nı devirmek amacıyla hareket eden bir terör örgütüyle işbirliğine davet edilmektedir. Üstelik davetteki metafora göre PKK, 'Kurtuluş Savaşı'nın günümüzdeki ordusudur! Gelmekte olanı 10 Ağustos 2015'te, koalisyon tartışmalarının yapıldığı süreçte, şöyle ifade etmiştim:

***

"Bölgedeki devletlerin halklarıyla kalbinden vurulduğu bir süreçten geçiyoruz. Ukrayna'da böyle oldu, Mısır'da da böyle oldu. Türkiye'de denendi ama süreç devam ediyor. Türkiye'yi hedef tahtasına çevirmek isteyenler 12 noktasına Erdoğan'ı yerleştirdi. Eşinden kızlarına, müteveffa annesinden damadına kadar en mahreminden başlanarak saldırılan, önce otoriterlikle, işe yaramayınca hırsızlıkla suçlanan Erdoğan, artık seveni için de sevmeyeni için de Erdoğan'dan 'fazla'sına işaret ediyor. Diktatörden hırsıza, katilden DAEŞ'in ve en son 'Saray Gladiosu' saçmalığının kuruculuğuna kadar hakkında söylenmeyen kalmadı.
Paralel yapının 'Muaviye' ismini bile çocuklarına vermeyen bir sosyolojinin teveccühünü kazanmış Erdoğan'ı tanımlamak için 'Yezid' hakaretini kullanmasının Alevi toplumunu daha da kışkırtmak için tercih edildiği, MİT TIR'larının durdurulmasının DAEŞ-Türkiye bağlantısını kurmak için gelen dezenformasyon dalgasıyla Kürtleri kışkırtma planının ilk adımı olduğunu gören gözler için gayet net göstergelerdi. En son paralel eski savcısı Zekeriya Öz bu işbirliğini, 'Gezi olaylarına PKK müdahil olsaydı şu an hükümet edenlerin bu makamda oturma imkânları olmayacaktı. PKK kimden emir aldıysa katılmadı!' diyerek o zamanlar PKK'yı kendi darbeci konsorsiyumlarına katamadıklarından şikâyet ederek açığa vurdu.
Paralel yapının CHP ve HDP başta olmak üzere yönlendiricisi olduğu bu süreç, ulusalcısından milliyetçisine, paralel yapıdan PKK'ya kadar tüm toplumsal tabakaları aynı hedefe giden oklar haline çevirdi. Bundan iki yıl önce yedi göbek ulusalcıların, 'KCK yöneticilerine suikast- HDP'lilere kelepçe'yle çözüm öneren paralelcilerin HDP'nin oy deposu haline geleceğini, 'Türkiye Türklerindir' medyasının 'HDP'ye oy ver, kurtul' KJ'li programlar yapabileceğini ve hep beraber PKK saldırılarını cansiperâne savunacak duruma düşeceklerini, 'AKPKK' diyen CHP'lilerin HDP ile 'barış yürüyüşü' yapacaklarını hayal bile edemezdik ama hayaldi gerçek oldu."

***

Gelinen noktada, PKK'nın CHP'ye ittifak çağrısı yapmasını gerektirecek bir konjonktür gerçekten var. PKK'lı intihar bombacısının Ankara'da 37 vatandaşımızı öldürdüğü gün, CHP Genel Başkan Yardımcısı'nı PKK'nın yayın organı Med Nûçe'de görmemiz mesela. Ya da yine CHP'li bir vekilin, "1992 doğumlu bir kadını, vücudunu patlatarak ölüm saçmaya iten sebepleri konuşmadıkça terörle mücadele yalandır" diyerek bizleri mağdurlarla değil, intihar bombacısıyla empati yapmaya çağıran sözleri mesela. Bunlar sadece son bir hafta içinde gerçekleşenler. Yoksa Kılıçdaroğlu'nun 'hendeklerdeki arkadaşlar' çıkışı ya da 'YPG terör örgütü değildir' ifadesi de hâlen hafızamızda...
PKK'ya, CHP'yi işbirliğine çağırma cüretini veren, bizzat CHP'nin mevcut yönetimidir. Anamuhalefet partisinin geldiği nokta hem acıklı, hem ibretliktir.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.