YAZARA MAİL GÖNDER DAEŞ, PKK ve terörün yeni yüzleri

YAZARLAR

Geçtiğimiz hafta Türkiye'de yaklaşık 40 kişinin yaşamına mal olan terör saldırıları yaşandı. DAEŞ ve PKK terör örgütleri, düzenledikleri saldırılarda Türkiye vatandaşlarını ve güvenlik güçlerini hedef aldılar. Her ne kadar bu iki örgüt değişik motivasyonlara sahipse de ikisi de benzer taktikler kullanıyor. Türkiye ise, geçtiğimiz cuma günü topraklarında ve sınırlarında artan güvenlik risklerine karşı harekete geçti.

Geçtiğimiz döneme bir bakalım. Çok önemli demokratik kazanımlara, Kürt oylarının parlamentodaki geniş temsiline, ekonomik gelişme ve alt yapı yatırımlarına ve Öcalan'ın 'silah bırak' çağrısına ragmen PKK, silah bırakmayı reddetti. Tam tersine silahlı mücadeledeye ve varlığını sürdürmek için terörizmin taktiklerini kullanmaya devam etti. Açıkçası, PKK demokratik ve şeffaf bir sürecin kendi varlık sebebini ortadan kaldıracağından korkuyor. Bu yüzden de siyasal alanda terör üzerinden yer edinmeye çalışıyor. Böyle bir tavrı dünyada hiç bir demokratik ülkenin kabul etmesine imkan yoktur ve Türkiye de kabul etmeyecektir.

HDP, PKK'nın terör siyasetini meşru göstermeye çalışıyor ama bunu elbette başaramıyor. DAEŞ'in Suruç'ta 32 kişiyi öldürdüğü saldırıyı lanetleyenlerin, ki bu saldırıyı hepimiz lanetledik ve lanetlemeliyiz, PKK'nın asker ve polisleri öldürmesini kınayamamalarının arkasında yatan neden de budur. Ne hikmetse, saldırıları üstlenmesine rağmen, birileri, ölümleri kınarken PKK'nın adını hiç anmıyor ve PKK terörünü lanetlemekten çekiniyor.

Çok açık ki, PKK, çözüm sürecini kendi leyhine istismar etmeye çalışıyor. Bunu yaparken de çözüm sürecinin temel hedeflerini, Kürtler dahil Türkiye Cumhuriyeti'nin bütün vatandaşlarının haklarının verilmesini, PKK'nın silah bırakmasını ve her tür terör faaliyetinin sonlandırılmasını ortadan kaldıracak şekilde hareket ediyor.

PKK, kendi örgüt gündemini, ideolojik ve siyasi ajandasını sanki Kürt halkının meşru istek ve talepleriymiş gibi dayatıyor.

Bir yandan da çözüm sürecini yönetme ve daha ileriye götürme noktasında en önemli iki siyasi aktör olan Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Davutoğlu, PKK ve yandaşları tarafından şeytanlaşıtırılıyor. PKK ve HDP kampı, her fırsatta Erdoğan'a saldırarak sadece çözüm sürecini baltalamıyor; HDP'nin Türkiye partisi olma idealini de heba ediyor.


YENİ BİR ŞİDDET VE İSTİKRARSIZLIK DALGASI


PKK, Suriye'de devam eden savaşı ve DAEŞ'e karşı yürütülen uluslararası mücadeleyi de kendine silahlı ve siyasal mücadele alanı açmak için bahane olarak kullanıyor. Silahlı ve siyasal güçlerini, bölgede yeni bir çatışma ve şiddet dalgası oluşturmak için harekete geçiriyor.

PKK'nın hesabı, bölgede yükselen tansiyondan kısa vadeli çıkarlar elde etmek olabilir. Lakin, unutmamalıyız ki bu hesap Suriye'de ve bölgede geri tepecektir çünkü bir terörist grubu diğeri ile bertaraf etmek mümkün değildir.

PKK'nın Suriye kolu PYD zaten baskıcı, göçe zorlayıcı, tehditkar ve yıldırıcı politikaları yüzünden Suriye Kürtlerinin, Arapların ve Türkmenlerin öfkesini kazanmış durumda.

Bu resimde Esed rejiminin ve Suriye savaşının nerede durduğunu da unutmamak lazım. Bu eli kanlı rejim hali hazırda zaten 300 bin kişiyi öldürmüş, milyonları yerinden etmiş ve Suriye'yi savaş baronları ve terörist gruplar için elverişli bir zemin haline getirmiştir.

Suriye'de bu rejim hayatta kaldığı müddetçe DAEŞ de Ortadoğu'da ve dünyanın çeşitli yerlerinde yürüttüğü kanlı saldırılarına devam etmek için zaman kazanacak ve imkan bulacaktır.

Uluslararası toplumun Esed rejimini ortadan kaldırma konusundaki başarısızlığı bugün Suriye sınırını Türkiye açısından önemli bir güvenlik tehdidi haline getirmiştir.

Son yaşanan olaylar Türkiye'nin Suriye sınırında uçuşa kapalı güvenli bölge oluşturulması ve Özgür Suriye Ordusu ve diğer ılımlı muhalif güçlerin korunması noktasındaki taleplerinde ne kadar haklı olduğunu göstermiştir.

Kısa vadeli ve sağlıklı bir siyasi perspektiften uzak bütün seçenekler maalesef bölgede DAEŞ'i daha tehlikeli bir terör örgütü haline getirmiştir. Şimdi, DAEŞ karşıtı uluslararası koalisyonun bu terör örgütünü durdurmak için daha çok şey yapması gerekiyor.

DAEŞ VE BUNDAN SONRASI

Türkiye'nin sınırlarında DAEŞ ile karşı karşıya gelmesi an meselesiydi ve bu geçen hafta oldu. DAEŞ'in bir Türk askerini öldürdüğü saldırı münferit bir vaka da olabilir, organize bir plan da… Sebebi ne olursa olsun Türkiye kararlılıkla ve güçlü bir şekilde bu saldırıya cevap vermiştir ve vermeye devam edecektir. Türkiye'nin amacı Suriye sınırını DAEŞ ve diğer güvenlik tehditlerinden tamamen temizlemektir. Sınırların güvenli hale gelmesi, Özgür Suriye Ordusu için ve DAEŞ'in barbarlığı ile Esed rejiminin vahşetinden kaçan Suriyeli mülteciler için de elzemdir.

Türkiye'yi DAEŞ'e karşı hiç bir şey yapmamakla suçlayanlar ve hatta Türkiye'nin DAEŞ'e yardım ettiğini iddia edenler bir kez daha yanıldılar. Türkiye zaten operasyonlardan önce de gayet katı tedbirler almıştı. Geçtiğimiz yedi ay boyunca 500'den fazla kişi DAEŞ örgütü ile ilişkisi olduğu gerekçesi ile gözaltına alındı ve bunlardan 100 tanesi tutuklandı.

Üstelik 1600 kadar DAEŞ örgütü ile ilişkisi olduğu düşünülen yabancı sınır dışı edildi ve 15 bin kadar yabancının aynı şüphe üzerine Türkiye'ye girmesi engellendi. Son operasyonlarda da pek çok zanlı göz altına alındı. Bu kişiler hakkında adli işlemler sürüyor.

Türkiye, Suriye'ye terörist akınının sadece Türkiye'nin meselesi olmadığını defalarca dile getirdi ve uluslararası toplumun ortak sorumluluğunun altını çizdi. Bir kez daha belirtelim ki, DAEŞ teröristlerinin geldiği ülkeler, üzerlerine düşen görevi yerine getirmek zorundalar.

Bu hafta yaşananlar gösterdi ki, DAEŞ ve PKK, iki farklı örgüt olmasına rağmen, şiddet ve terör üzerinden siyasi kazanımlar elde etmeye çalışıyor. Silahlı mücadeleyle kazanımlar elde etmek için siyasi gelişmeleri manipüle etmeyi hedefliyorlar. Bu duruma hiç bir demokrasi müsaade edemez. İster DAEŞ ister PKK, kimden gelirse gelsin terörün her türüne karşı mücadele edilmeldir ve Türkiyenin yaptığı da budur.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.