Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Habertürk'ten Belkıs Kılıçkaya, "Dışlayan Laiklik; Pasif Laiklik" kitabının yazarı Ahmet Kuru ile bir söyleşi yaptı. Seyretmeyenler, ya da kitabı okumaya vakit bulamayanlar için önemli satırbaşlarını makaleme alıyorum.
Kuru, ABD, Hindistan ya da Hollanda'da, "pasif laiklik" olduğunu söylüyor. Devlet, kamusal alanda dini öğelere, giyim-kuşama karışmıyor, tam anlamıyla tarafsız davranıyor.
Fransa, Türkiye, Meksika gibi ülkelerde ise, "dışlayıcı laiklik" var. Kamusal alandan dini olanı ötelemek; ötekileştirmek. Bir sosyal mühendislik projesiyle, devlet, değişim ve dönüşüm için görevlendiriliyor.
Dışlayıcı laikliğe, Fransızlar, "Laicite de combat" (Militan laiklik) diyorlar. Bunun karşısında, herkesi farklı inançlarıyla birlikte kapsayan çoğulcu bir laiklik söz konusu olabiliyor.
Belkıs Kılıçkaya, çok yerinde sorularla konuyu açtı. Dışlayıcı ya da militan laikliğin Fransa'da, ülkede yaşayan Müslümanlarla ilişkisini belirlediğini, buna mukabil, Katoliklerle münasebetinde çok daha yumuşak bir görüntü verdiğini söyledi. "Türkiye'de ise, laiklik adına, çoğunluğu oluşturan Müslümanlarla bir kavga sürüp gidiyor" dedi.
Kuru, tarihi süreci şu şekilde anlattı: "Fransa'da militan laiklik, 1880'lerden başlayarak, 1950'ye kadar Katolik inanca karşı da dışlayıcıydı. Ama daha sonra, 'Katoliklik bizim kimliğimiz' diyen De Gaulle'ün temsil ettiği 'sağ-muhafazakâr' çizgiyle sosyalistler arasında bir denge oluştu. Sosyalistler yumuşadı. Nitekim şimdi, Fransız yurttaşlarının 4'te 1'i özel okullara gidiyor. Bu özel okulların % 90'ı Katolik okullar. Devlet onlara maddi yardımda bulunuyor. Fransız ordusunda, papaz, haham ve imamlar var. Türkiye'de de, son yıllarda tedrici bir hoşgörü ortamı doğdu."
Türkiye ile Fransa arasında dindevlet ilişkilerinde bir başka fark da şu: 1905'te, Fransa'da Kilise ve Devlet ayrıldı.Türkiye'de ise, devlet, Diyanet İşleri vasıtasıyla dini kontrol ediyor.
Belkıs Kılıçkaya ile Ahmet Kuru, Niyazi Berkes'in de kulaklarını çınlattılar. Bugün için kabulü mümkün olmayan bir laiklik tarifi getirmişti Berkes: "Laiklik= Din ile dünya işlerinin ayrılması..." Bu dışlayıcı laiklik, özellikle 1933-1949 arasında katı bir şekilde uygulandı. Din kamusal alandan tamamen dışlandı. Demokrasiye geçmek üzereyken, uygulama bir nebze yumuşadı: CHP iktidarı döneminde, 1949'da, 10 aylık İmam Hatipler açıldı. Zira, ölü yıkayacak imam bile kalmamıştı.
Ahmet Kuru'nun dediği gibi, Türkiye'de laiklik anlayışı yavaş yavaş değişiyor. "Laiklik elden gidiyor" uyarıları çok şükür demode oldu. Gelecek seçimlerde başörtülü bir milletvekilini Genel Kurul'da görmeyi umuyorum. 1999 ayıbını bir şekilde silmeliyiz.

YAZARIN BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER