YAZARA MAİL GÖNDER Hilmioğlu neyle suçlanıyor?

YAZARLAR

Yakında, Ergenekon davasında karar açıklanabilir ve Malatya İnönü Üniversitesi eski rektörü Fatih Hilmioğlu cezaya çarptırılabilir. Bu yüzden bazı meslektaşlarımız söylemini değiştirmeye hazırlanmalı. "Hasta adam kaçabilir mi?" sorusu ve hemen akabinde sarf edilen "Kaçamaz öyleyse tutuksuz yargılansın" talebi, hüküm kesilirse mesnetsiz kalacak. Oysa, "Kendisine cezaevinde bakamayacak kadar hasta olanlar" açısından infazın ertelenmesine dair yapılan değişiklik, Hilmioğlu için bir umut teşkil edebilir.
Bir hususu hatırlatmak istiyordum: Hilmioğlu "başörtüsü rövanşının" sonucu olarak hapishanede değil. Gerçi başörtüsüne karşı zulüm derecisine varan bir mücadele yürütmüştü ama iddianamede, darbecilerle işbirliği yaptığı ileri sürülüyor. AK Parti hükümeti, Yüksek Öğretim Kanunu'nu değiştirerek YÖK'ü daha demokratik bir yapıya kavuşturmak istediğinde, bir kısım öğretim üyesi, şikâyet için Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök'ü ziyarete gitmişti. Bu da vahim ama daha da vahimi, içlerinde Hilmioğlu'nun bulunduğu bir başka grup öğretim üyesi, Jandarma Genel Komutanlığı'nda Şener Eruygur'un katılımıyla (19 Eylül 2003) gizli bir toplantıya iştirak etmişti. Laik cumhuriyet elden gidiyordu ve profesörlerin her biri Kubilay olmaya hazırdı! 25 Ekim Anıt Kabir yürüyüşü, bu toplantıda kararlaştırıldı. Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde kurulan Cumhuriyet Çalışma Grubu ile sürekli temas halinde olmak, haftalık ve aylık rapor alışverişinde bulunmak, askere "Haydi daha ne duruyorsunuz. Bir an önce müdahale edin. Biz hazırız" demek, Türk Ceza Kanunu'nun hangi maddesine girer, bunu bilemem. Bu dirsek teması, suç işlemek için gizli ittifak oluşturmak kapsamına sokulabilir mi? Eğer sokulursa cezalar çok hafifler, hatta cürümün icrasına başlamadan ilişkinin kesildiği sübut bulursa, beraat bile çıkabilir.
Meselenin ahlâki sorumluluğu üzerinde duruyorum. Bir pişmanlık, ya da bir özeleştiri bekliyorum. Buna dair tek bir emare yok. Malûm 9 Mart cuntacıları (1971), darbe gerçekleşmediği için, "gizli ittifak"tan yargılandılar. (Eski Türk Ceza Kanunu 171/2) Mayıs 1974'te çıkan af ile davaları düşürüldü. İşin ucu Genelkurmay Başkanı Faruk Gürler'e ve Hava Kuvvetleri Komutanı Muhsin Batur'a uzanacaktı. Sıkıyönetim mahkemesi böyle bir çözüm buldu. Ama sonradan o kişiler, sanki hiç suç işlememiş gibi, "mağdur edildik" diye etrafta dolaşıp durdular. Kendilerini özgürlük mücadelesinin kahramanları gibi tanıttılar.
Bu oyun tekrarlanmamalı.

BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.