Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Genç nesiller, Türkiye'nin darbelerden neler çektiğini hatırlamıyor. Hatta 28 Şubat bile, 16 yıl geride kaldı. Tabii kitaplardan okuyunca, yaşanmış gibi olmuyor. Oysa benim neslim, 27 Mayıs'tan beri kaç darbe/ müdahale gördü. Şahsen ben, her birinin sıkıntılarını da yaşadım. O bakımdan, askeri vesayeti sona erdirecek bugünkü yargılama sürecini dikkatle takip ediyor, akamete uğramamasını istiyorum.
Milliyet gazetesi, Oktay Pirim ile Süha Abacıoğlu'nun kaleme aldığı "12 Mart'ın gizli tarihi"ni yayınlıyor. Dönemin MİT Müsteşarı Fuat Doğu'nun belgelerinden yararlanarak hazırlanan yazı dizisi, hem perde arkasında kalan birçok olaya ışık tutuyor, hem de o günleri hatırlamamıza vesile oluyor. 28 Şubat'la ilgili kitabımı (Demokrasiye İnce Ayar/ Doğan Kitap) tamamladıktan sonra, "12 Mart Cuntaları ve El Yazısı İtiraflar" isimli eski bir kitabımı güncelledim. Yakında Ufuk Yayınları'ndan çıkacak. Bu çalışmaları yaparken, o günleri yeniden hatırladım.
12 Mart öncesinde oluşan cuntaların pek çoğu, 27 Mayıs'ın izlerini taşıyordu. Birçok eski Milli Birlik Komitesi üyesi, daha ziyade Komite'den tasfiye edilen 14'ler (Orhan Kabibay, Numan Esin, İrfan Solmazer) sahnedeydi. Orhan Kabibay, kişilere "çengel" atılmasında önemli bir rol oynuyordu. Numan Esin ile İrfan Solmazer ve "Yarım kalan 27 Mayıs hareketini tamamlamaya çalışan uslanmaz ihtilâlci" Talat Turhan, Kabibay cuntasının içindeydi. Kara Kuvvetleri Komutanı Faruk Gürler'den ve Hava Kuvvetleri Komutanı Muhsin Batur'dan güç alıyorlardı. Muhsin Batur'un da teşvikiyle, esas örgütlenme Hava Kuvvetleri bünyesinde gerçekleşmişti. Askeri cunta, 9 Mart'ta müdahaleye hazırlanıyordu. Bu cuntanın en önemli isimlerinden biri, Tümgeneral Celil Gürkan'dı. (12 Mart muhtırasından sonra, 16 Mart'ta birçok subayla birlikte emekliye sevk edildi.)
27 Mayıs'ın önde gelen isimlerinden Cemal Madanoğlu, ayrı bir cunta kurmuştu. Onun örgütüne, muhtemel bir askerî müdahale sonucu ihtiyaç duyulacak fikri hazırlığı yapmak üzere gazeteci yazar Doğan Avcıoğlu, İlhan Selçuk ve İlhami Soysal katılmışlardı. Bu kişilerin çıkarttığı Devrim gazetesi, "ordu-gençlik el ele" tem'asını işliyor, Türkiye'nin asker- sivil aydınların öncülüğünde gerçekleştirilecek bir devrimle kurtulacağı fikri yayılmak isteniyordu. Silâhlı propagandaya soyunan Deniz Gezmiş ve arkadaşlarını "Mustafa Kemal'in takipçileri" olarak alkışlıyorlardı. Milli Birlikçi Osman Köksal da, Madanoğlu cuntasındandı.
9 Mart'ta darbe gerçekleştirilebilseydi, Baas tipi bir rejim kurulacaktı. Kemalist düşüncelere sahip Türk Silâhlı Kuvvetleri mensuplarının ve solcu aydınların elbirliğiyle gerçekleştireceği "Devrim" aslında sosyalizme giden ilk aşamaydı. Milli Demokratik Devrim'den sonra, engeller ayıklanacak ve bilahare sosyalist bir Türkiye'nin temelleri atılacaktı. 9 Mart toplantısında darbenin sol rengini gören Kara Kuvvetleri Komutanı Faruk Gürler yan çizdi (zaten mütereddit bir karakteri vardı); düğmeye basılmasını engelledi. Bir gün sonraki Genişletilmiş Komuta Konseyi'nde ise, emir- komuta zinciri içinde müdahale edilmesi kararlaştırıldı. Genelkurmay Başkanı Memduh Tağmaç, alttan gelen baskıları göğüslemek amacıyla 12 Mart muhtırasına razı oldu.

YAZARIN BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER