YAZARA MAİL GÖNDER Levy... Laikçi bir aydın

YAZARLAR

Fransız düşünür Bernard-Henri Levy, Cumhuriyet gazetesine bir demeç verdi. Zihin dünyasına kök salmış peşin hükümlerin tesiri altında olduğu anlaşılıyor. Bu da onun sağlıklı düşünmesini engelliyor. Levy, ülkemizde sık sık rastladığımız "laikçi" aydınlardan biri. Müslüman Kardeşler hakkındaki sözleri, bu duruşunu anlatıyor:
- Yahudi'yim; inancım çok derin. Ama Müslüman Kardeşler'e düşmanlığımın temelinde Yahudi olmam yatmıyor. Onların tarihini biliyor musunuz?
Ortaya çıkışlarını. 1928'de, bir çeşit Arap Nazizmi olarak ortaya çıkıyorlar El Benna ile.
Bu bile Müslüman Kardeşler'e güvenmemem için yeterli bir sebeptir.
- Siz Müslüman Kardeşler seçilseler de yönetemeyecek dediniz.
- İdeolojileri göz önüne alındığında, diğer ideolojileri bitirmek için iktidara el koyacaklarını, gittikçe totaliterleşen bir din devleti kuracaklarını, devlete ve yönetim kademelerine sızacaklarını, en sonunda onları iktidara taşıyan demokrasiyi ortadan kaldıracaklarını söyledim.
- Nasıl bildiniz?
- Saklamıyorlardı ki!
Seçimler, demokrasi, onlar için iktidara gelmenin bir aracıydı sadece. Müslüman Kardeşler hep böyleydi, İslâmcılar hep böyleydi.

***
Levy'nin bu sözlerinin benzerlerini ülkemizde sık sık işittik. Erdoğan'ın tek bir cümlesine atıfta bulunarak, "Demokrasi onlar için bir araç" demiyorlar mıydı? Oysa Erdoğan, birçok kereler izah etti. "Demokrasi insanların mutluluğu, refahı için bir araçtır" dedi. Buna rağmen, iddialar sürüp gitti.
Her şeyden önce, Mısır'da Müslüman Kardeşler hangi şartlarda kuruldu? İnsanlar nasıl bir tepkiyle bir araya geldiler? Mısır, önce İngiliz hâkimiyeti altındaydı. Sonra kukla monarşiler dönemi başladı.
1952'de askeri darbeler neticesi diktatörler birbirini takip etti. Levy'nin anlattıklarını okuyunca sanırsınız ki, Mısır demokrasi açısından sorunsuz bir ülkeydi ve Müslüman Kardeşler'in doğuşuyla birlikte problemler ortaya çıktı; bu ülkede şiddet yoktu, Müslüman Kardeşler'le birlikte terör filizlendi.
Levy'nin şu sözleri de önyargılarının bir eseri: "Bir tarafta Mübarek'in generalleri; bir tarafta kadınlardan ve özgürlüklerden nefret eden sakallı İslâmcılar. Başka bir seçenek de olmalıdır."
Levy'ye göre Müslüman Kardeşler, ırkçı, kadın düşmanı, demokrasi ve özgürlükler karşıtı. "Sakallı" vurgusu ise, ötekileştirmenin dik âlâsı. Oysa bir aydın, Müslüman Kardeşler'in kurulduğu 1928'den beri birçok şeyin değişebileceğini, şartların siyasi akımları şekillendirebileceğini düşünmeli. Nitekim Mursi, Levy'nin röportajında ortaya attığı iddiaları doğrulayacak bir yönetim biçimi sergilemedi. Askeri darbe yerine, Mursi erken seçime zorlanabilirdi.
Laikçi aydınların yanılgısı, -buna ABD Dışişleri Başkanı Kerry'yi de dahil ediyorum- darbenin demokratik olabileceğini düşünmeleri. "Asker demokrasiyi inşa ve ihya etmek için müdahale etti" demek, gerçeklerle örtüşmüyor.
İşte Mısır'da yaşanan İhvan yanlılarına yönelik katliam. Askeri darbeler bazen iyi niyetle ortaya çıksa dahi, hiçbir zaman olumlu sonuçlar yaratmaz. Levy, Cumhuriyet'e verdiği röportajda, tek bir "iyi darbe"den söz edebiliyor. O da, Salazar'a karşı gerçekleşen 25 Nisan 1975'teki Lizbon darbesi. Ama şu farkı unutuyor:
Salazar bir diktatördü. Mursi ise, seçimle gelen bir cumhurbaşkanı.

BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.