Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Aylar geçmesine rağmen, Gezi hayaleti aramızda gezinip duruyor. Gençler sokakta; protesto eylemleri birbirini takip ediyor.
Gezi'yi darbe hazırlığı olarak görüp, örgüt bağlantısı kurmaya çalışanlar da var. Bazı marjinal gruplar hareket halinde ama, geneline baktığımızda geniş kitleler yasadışı yapılarla bağlantılı değil.
İçişleri Bakanlığı'nın tespitine göre, 4 bin 725 eyleme 3.5 milyon vatandaş katıldı.
Türkiye'deki terör örgütlerinin bu kadar gücü olsa, şiddeti terk edip seçime girerlerdi.
Keşke, hissi değil, mantıki bir yaklaşım sergilense ve kitlelerin psikolojisini anlamak için çaba gösterilse. Darbe hazırlığı iddiası sürüp gidiyor. Başbakan sık sık, 27 Mayıs öncesindeki nisan eylemlerini örnek veriyor. Hem böylece CHP'nin "darbe kışkırtıcılığı"nın referansını da bulmuş oluyor. Halbuki tarih bu kadar basite indirgenemez. 27 Mayıs darbesinin sebebi, Tahkikat Komisyonu'nu protesto için İstanbul ve Ankara'da meydanlara çıkan gençlik değildi. Darbe 1950'li yılların ikinci yarısından itibaren hazırlanmaya başlandı. Gençlik gösterilerinin tarihi ise Nisan 1960...
27 Mayıs'ın gerçekleşmesinde CHP'nin sert muhalefeti rol oynadı ama Demokrat Parti de kutuplaşmanın diğer ucuydu. İktidarın bazı antidemokratik uygulamaları nefret ve gerginliği besledi. CHP'nin "yıkıcı, gayrimeşru ve kanun dışı faaliyetlerini tetkik eylemek üzere"
Demokrat Parti, 18 Nisan 1960'ta Tahkikat Komisyonu'nu kurdu.
Onun bu teşebbüsü, muhalefeti denetlemek, hatta susturmak olarak değerlendirildi. O sırada yurt sathında "kulak gazetesi" vasıtasıyla kışkırtıcı yalan haberler yayılıyordu. "Hükümet, Amerikan yardımı alabilmek için Türk kızlarını peşkeş çekiyor. Memleketi Amerikalılara satıyor."
Demokrat Parti bu yalan haberlerin darbeye zemin hazırlamak için CHP'nin işbirliğiyle üretildiğine inanıyordu.
Ayrıca CHP'nin, halkı, kanunları çiğnemeye, polisle çatışmaya teşvik ettiğini düşünüyordu.
Olağanüstü yetkilerle donatılan Tahkikat Komisyonu bu yüzden kuruldu. Tahkikat Komisyonu'nun oylandığı oturumda İsmet Paşa, darbeye yeşil ışık yaktığı söylenen bir konuşma yaptı: "Eğer bir idare insan haklarını tanımaz, baskı rejimi kurarsa, o memlekette ayaklanma olur.
Vatandaş hakları zorlanırsa, baskı rejimi kurulursa, ihtilâl behemehâl olur (Sağdan alkışlar, soldan "Ellerin kanlı senin" sesleri). Biz böyle bir ihtilâl içinde bulunmayız. Biz demokratik rejim dedik; demokratik rejim kurulmuştur. Bu yolda devam ederseniz, ben de sizi kurtaramam.
Şartlar tamam olduğu zaman, milletler için ihtilâl meşru bir haktır...
Vatandaş için başka çıkar yol yoktur kanaati zihinlere ve bütün müesseselere yerleşirse, ihtilâl bir hak olarak kullanılacaktır..."
İsmet Paşa, anayasa dışı bir baskı idaresinin Demokrat Parti tarafından kurulduğunu, seçim yapılsa bile dürüst ve adil olmayacağını, DP'nin % 96.6 çoğunlukla kazanmış görüneceğini ama o seçimlere dünyanın itibar etmeyeceğini de 27 Nisan 1960 tarihli oturumda ilan ediyordu.
Sonunda, İnönü'nün 12 birleşim Meclis'ten çıkarılması, DP'lilerin oylarıyla kabul edildi.

***
Geçmiş olaylara referans yapmak, bunlardan ders çıkarmaya çalışmak yerinde bir davranış. Lâkin bugünkü siyasi tabloya baktığımızda, tam zıttı bir görüntü ortaya çıkıyor.
Zira tarihten ders alınsaydı, her şeyden önce gerginlik sürdürülmezdi.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER