Türkiye'nin en iyi haber sitesi
NAZLI ILICAK

Necip Fazıl... Nâzım Hikmet...

Necip Fazıl Kısakürek, dindar gençliğin beslendiği, feyz aldığı bir şair. Bu durumda, şiire düşkün bir Başbakan'ın zaman zaman ona atıfta bulunmasını doğal karşılamak gerekir. Ama ne zaman ağzını açıp Necip Fazıl'dan bir şiir okusa ya da onu övse, hemen Şair'i yerden yere vuran bir karalama kampanyası başlıyor.
Necip Fazıl, Abdülhakim Arvasi ile 1934'te tanıştıktan sonra, dindar bir kimlik kazandı ve 1943'te Büyük Doğu'yu çıkarttı. Bir dünya hayal etti; gençliği o istikamette yönlendirdi. Nitekim bugün muhafazakâr camiada yer alan çok sayıda insan onun düşüncelerinden etkilendi.
Geçenlerde Tayyip Erdoğan "Kısakürek'in Eserlerinde İdeal Türk Gençliğinin Nitelikleri" isimli makale yarışmasının törenine katıldı. Orada, Necip Fazıl'ın, dindarların ezikliğini yenmeye yönelik umut verici mısralarına temas etti. Bir yanda Sakarya Türküsü, diğer yanda Mehmed'e Mektup...
Ne diyordu Kısakürek Sakarya'da: "Öz yurdunda garipsin; öz vatanında parya. / Yüz üstü çok süründün ağaya kalk Sakarya!"
Zindandan Mehmed'e Mektup'ta da, aynı dik duruş tavsiye edilmekteydi: "Mehmed'im sevinin başlar yüksekte / Ölsek de sevinin eve dönsek de. / Sanma bu tekerlek kalır tümsekte / Yarın elbet bizim elbet bizimdir. / Gün doğmuş, gün batmış ebed bizimdir."
Erdoğan, Necip Fazıl'ın "İnanıyorsanız muhakkak üstünsünüz" sözlerini hatırlatarak, inanç sahiplerinin özgüven içinde olmasını istedi: "Elitler değil, sermaye değil, her rüzgârda eğilen mütefekkirler değil. Kalemini güce kiralayan muharrirler, emirle manşet dizen uşaklar değil, bu ülkenin sahibi 76 milyonun tamamıdır."
Başbakan'ın üslûbu, aslında kışkırtıcı ve ayrımcıydı. İşin bu yönünü eleştiriyorum ama maksadı oradaki gençlere "Siz ikinci sınıf vatandaş değilsiniz, boynunuz bükük kalmasın. Burası bizim yurdumuz, bizim toprağımız" mesajını vermekti. "İnançlarınızdan, değerlerinizden utanmayın, sıkılmayın" diyordu.
Türkiye'de dindarların uzun yıllar boyunca ayrımcılığa uğradığı, ezildiği, küçük görüldüğü yalan mı? Erdoğan, işte bu birikimi isyan halinde dile getiriyordu. Necip Fazıl'ın, bugünkü demokrasi anlayışıyla uyuşmayan düşünceleri olabilir. Nâzım Hikmet de, Sovyetler Birliği'ndeki proletarya diktatörlüğüne kendini adamıştı. Stalin'i bile övdü. Sovyetler Birliği'nde kalabilmek için buna mecburdu da.
Stalin öldüğünde (1953), şunları yazmıştı: "Kardeşlerim hüngür hüngür ağlamak geliyor içimden. Tutuyorum kendimi sizin gibi aynı metanetle. Seviyorum onu aynı Marks'ı, Engels'i, Lenin'i sevdiğim gibi. Yoksul esir halkımın dostuydu o. Hangi halkın dostu değildi ki..."
Ama Kruşçev, 20'nci Kongre'de Stalin'i hedef alınca, durum değişti. Stalin'in ölümünde hüngür hüngür ağladığını söyleyen Nazım, 1961'de onu eleştiren bir şiir yazdı: "...Yok oldu çizgisi meydanlardan / Gölgesi ağaçlarımızın üstünden / Çorbamızdan bıyığı / Odalarımızdan gözleri / Ve kalktı göğsümüzden baskısı taşın, tuncun, alçının..."
Aynı çelişkiyi Mustafa Kemal'e yönelik tavrında da görüyorsunuz. Kurtuluş Savaşı Destanı'nda, onun için "Sarışın bir kurda benziyordu ve mavi gözleri çakmak çakmaktı..." diyordu. Mustafa Suphi'nin Trabzon açıklarında öldürülmesi ve Atatürk'ün "Biz Bolşevik değiliz ve olmayacağız" sözleri üzerine şu şiiri yazdı: "Trabzon'dan bir motor açılıyor; sahilde kalabalık. Motoru taşlıyorlar, son perdeye başlıyorlar. Burjuva Kemal'in omzuna binmişler, Kemal kumandanın kordonuna, kumandan kâhyanın cebine inmiş. Kâhya adamların donuna. Uluyorlar... Hav hav. Hak Tüü..."
Şimdi bütün bunları hatırlatarak, Nâzım Hikmet'i değersizleştirmek mümkün mü? Zamanın şartları, yapabileceklerinin sınırı, hayatını idame ettirme mecburiyeti, henüz komünizmin ne olduğunu anlayamaması, şiirini etkilemiştir. Yoksa o da, tıpkı Necip Fazıl gibi özünde temiz ve idealist bir şairdir.

YAZARIN BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA