Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Türkiye ile Ermenistan arasındaki normalleşme sürecinin her yönüyle tartışıldığı şu günlerde ekonomi penceresinden olan bitene bakmak istedim. Ne zaman konu Türk-Ermeni ilişkilerine gelse, benim adresim Tuğrul Erkin oluyor. Türk-Avrasya İş Konseyi Başkanı Erkin, bölgeyi uzun yıllardır takip ediyor ve aslında 18 yıldır da Ermenistan ile Türkiye arasında bir iş konseyi kurmaya çalışıyor. Ama olamıyor. Her defasında yolu bir takım engellerle kapatılıyor.
Son olarak yakın bir zamanda bu kez Ankara, 'Henüz erken' mesajı gönderiyor. Ama asıl önemlisi Erkin yıllarca iş konseyi kurulmasına en büyük engel olarak diasporayı görüyor.
Kuşkusuz, Ermenistan ile başlatılan diyalog sürecinde, Azeri dostların küstürülmemesi en önemli gündem maddesi olarak öne çıkıyor.
Dün gazeteci arkadaşım Kadri Gürsel'in, 'Karabağ'ı unutmak Azerilerin hayrınadır' başlıklı yazısının içinde 'Türkiye, Karabağ çevresindeki toprakların Azerbaycan'a iadesi için gerçekçi çözüm gözetmeli. Azerilere de 1992 öncesine dönmenin imkansız olduğu usulünce söylenmeli' cümlesini okuyunca gözümün önüne Mübariz Mansimov geldi.

Mansimov ne demişti?

Geçen yılın son günlerinde Mübariz Mansimov ile bir röportaj yapmıştım. O röportaj sırasında, konu Ermenistan ve Azerbaycan arasında nefret boyutuna ulaşmış ilişkileri geldiğinde, net bir şekilde saklamadan gizlemeden, 'Hiçbir Ermeni benim şirketlerimde çalışamaz. Bu kadar netim' demişti.
O gün bana söylemediği ancak daha sonra kimi gazetelerde kendisine ait olup olmadığına emin olamadığım beyanları da çıkmıştı. Deniyordu ki Mansimov, Türkiye'nin Ermenistan'a karşı atacağı herhangi bir adım karşısında yatırımlarını bu ülkeden çekilebilecekti. Ama tabii dün telefonla Bakü'den ulaştığım Mübariz Mansimov bir Türk olarak Türkiye'ye küsmesinin de mümkün olmadığını söylüyor. Şimdi bunu yurtdışında yaşayan en zengin Azeri olan ve Türkiye'nin de 1.3 milyar dolarlık servetiyle 22'nci büyük zengini söyleyince önemli oluyor.
Diyeceğim o ki Ermenistan ile ilişkiler, Azeri dostların küstürülmesi pahasına olursa bir sorun sona erecek belki ama bir başka önemli sorun masaya gelecek.
Tuğrul Erkin de zaten hükümetler arasında küsmelerin değil, halklar arasındaki küsmelerin önemli olduğuna dikkat çekiyor.
İş konseyi konusuna dönecek olursam, Erkin'in anlattıklarından şunu çıkarıyorum. Şayet iki ülke arasında ticari ilişkilerin gelişmesi gündeme gelirse bu işi Türk Avrasya İş Konseyi üstlenecek. Yani konsey de bu yapı içinde olacak. O nedenle Erkin yakın zamanda Ankara'ya, 'Biz konseyi kurmaya talibiz' demiş.
Erkin'e şimdilik beklemesi söylense de, 'İlk hazırlık olarak talimat verdim. DEİK bünyesindeki arkadaşlar incelemeye başladı. Ermenistan'a ne satabiliriz, ne alıyorlar, ne kadar satın alıyorlar, hayat standardı nasıl, milli gelir ne durumda gibi her yönüyle incelemeye başladık' diyor.

Çarşı Türk malı dolu!
Bir dönem Ermenistan'da enerji işine girmek isteyenler olmuş. Ancak hükümetler arası diyalog olmayınca bu işler de olamamış. Ama tabii bir takım şirketlerin mallarını Gürcistan üzerinden sattığını Tuğrul Erkin de ifade ediyor. 'Çarşı pazarda pek çok Türk malı var. Margarinden tutun da buzdolabına kadar' diyor.
Gördüğüm, Ermenistan ile Türkiye arasındaki problemi önce siyasilerin çözmek durumunda olduğu.
İşin ekonomi boyutuna sıra gelince, Türk işadamlarının son derece hazırlık olduğu ve kısa zamanda bir iş konseyi kurabilecekleri ortada.
Tabii her zaman olduğu gibi bu kez de diaspora büyük engel olarak ortaya çıkmazsa!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER