YAZARA MAİL GÖNDER Konfeksiyon üreticileri panik yaşıyor

YAZARLAR

Ekonomi gündemi bir hayli yoğun ama bence şu sıralar üstünde özellikle durulması gereken en önemli konu ABD ve AB arasında mayıs ayında görüşmeleri başlayacak olan ikili serbest ticaret anlaşması. Deniyor ki tüm zamanların en büyük anlaşması bu olacak.
Türkiye'yi çok yakından ilgilendiren bu anlaşmanın içinde ya da paralelinde Türkiye ile de bir özel anlaşma yer almazsa ihracatın ne denli olumsuz etkileneceğine ilişkin senaryolar pek fena.
Düşünün ki şayet Türkiye bu anlaşmanın dışında kalırsa, örneğin Romanya'dan örneğin Bulgaristan'dan ABD'ye yapılacak ihracat sıfır gümrükle gerçekleşecek. Türkiye'den giden malların üzerinde ise yüzde 10 ile 20 arasında gümrükle girecek. Hal böyle olunca Türkiye fiyat avantajını kaybedecek ve sadece doğrudan ihracatı değil, AB'deki önemli üreticiler kanalıyla yaptığı ihracat da negatif etkilenecek.

Kaybımız çok büyük olur!
Türkiye Girim Sanayicileri Derneği Yönetim Kurulu eski Başkan Yardımcısı Halil Sezer
, Sezer Tekstil'in sahibi. Mont, kaban üretiyor ve ağırlıklı AB ülkelerindeki önemli markalara ihraç ediyor. Örneğin Diesel, Massimo Dutti ve Tommy Hilfiger'da satılan montların bir kısmını Sezer üretiyor yani. Yıllık ihracatı 16 milyon euroyu buluyor.
Sezer de tekstil ve konfeksiyon sektörünün diğer temsilcileri gibi en çok tedirginlik yaşayan işadamları arasında. Çünkü bu anlaşma en çok bu sektörü ilgilendiriyor ve daha önce AB-Meksika serbest ticaret anlaşmasından yaşandığı gibi Türkiye dışarıda kalırsa kayıplarının büyük olacağını düşünüyor.
Ne yazık ki Türkiye Gümrük Birliği anlaşmasına rağmen AB'nin herhangi bir üçüncü ülkeyle imzaladığı bir serbest ticaret anlaşmasından otomatik olarak faydalanamıyor. Sürekli mücadele vermesi, o ülkelerle görüşerek anlaşmaya ikna etmesi gerekiyor. Bakanlar Zafer Çağlayan ve Ali Babacan her türlü girişimde bulunarak Türkiye'nin bu anlaşmanın dışında kalmaması için uğraşıyor da peki ya Türkiye müthiş bastırmasına rağmen bu oluşumun dışında kalırsa ne olur?

Made-in Romania öne geçer!
İşte Halil Sezer olumsuz tabloyu basit bir dille şöyle anlatıyor:
"Made in Italy veya Made in Romania bir giyim eşyası veya kumaş veya herhangi bir sanayi ürünü vs elini kolunu sallaya sallaya sıfır gümrükle girecek ABD'ye. Bizim ihracatımız Made in Turkey mallar ise yine yüzde 10 ile yüzde 20 arası gümrük yiyecek. Ayrıca, bizim aslında Avrupa'daki global marka müşterimize ihraç ettiğimiz malları, müşterimiz ABD'ye satmak isterse, ABD'ye girerken mallarımız gümrük yüzünden pahalanacak. Dolayısıyla, bizim Avrupa'daki müşterimiz mallarını Türkiye'de üretmek yerine örneğin Romanya'da veya Bulgaristan'da üretmeyi tercih edebilecek. Yani hem direkt ABD ihracatlarımızda, hem de muhtemel indirekt ABD ihracatımızda ciddi bir dezavantajla karşı karşıya kalacağız. Üretimini yaptığımız İtalyan, İngiliz ve İspanyol müşterilerimiz ABD'ye ciddi miktarda mal satıyor.
ABD ve AB'nin toplam dış ticaretleri, dünya ticaretinin üçte birini oluşturuyor. Sadece tekstil ve konfeksiyon olarak, AB'nin ABD'ye yıllık ihracatı 3.8 milyar euro. Yani, AB ile olan Gümrük Birliği anlaşmamız üçüncü ülkeleri de içerecek şekilde genişletilirse veya ABD ile paralel ve eşzamanlı bir serbest ticaret anlaşması imzalanırsa, bu durum sadece ABD'ye yapacağımız ihracatı değil, AB'ye yapacağımız ihracatımızı da artıracaktır, özellikle fiyat hassasiyeti yüksek olan ihracatımızı."
Durumun ne kadar ciddi olduğu ortada. Bakalım önümüzdeki ay neler yaşanacak ve Zafer Çağlayan ve Ali Babacan başta AK Parti hükümeti karşı tarafı ikna etmeyi başararak Türkiye'nin önündeki bu yeni engeli kaldırabilecek mi?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.