YAZARA MAİL GÖNDER Bir şirketin 8'inci kuşağı olmanın sırrı!

YAZARLAR

Doğrusu Türk Hava Yolları'nın Lüksemburg'a direkt sefer koyması geçen hafta en çok biz gazetecilere yaradı. Almanya- Fransa sınırında hemen Saar Nehri kıyısındaki Metzig kasabasına gitmek için önce Frankfurt'a uçmamız, ordan en az 3 saat kara yoluyla gitmemiz gerekecekti.
Oysa Eczacıbaşı Yapı Grubu'nun 2007 yılında yüzde 51'ini satın aldığı ve bu yıl sonunda da hissesini yüzde 90'a çıkaracağı dünyanın en presjijli seramik markası Villeroy& Boch'un karo tesislerindeki son gelişmeleri görmek ve ünlü markanın 8'inci ve 7'inci kuşağıyla buluşmak için yaptığımız 2 günlük seyahat, THY sayesinde yorucu olmadı. Zaten Villeroy&Boch Danışma Kurulu Başkanı olan şirketin 8'inci kuşağı Wendelin von Boch da konuşmasına Lüksemburg'a direkt seferlerin başlamasıyla duyduğu memnuniyeti anlatarak başladı.
Bir önceki yazımda Villeroy&Boch'un karo bölümünün Eczacıbaşı'na geçtikten sonra yaptığı atağı anlatmıştım ama bu şirketin 8'inci kuşağa kadar nasıl gelebildiğinden söz edememiştim. Herkes bilir ki şirketler 2'inci kuşaktan sonra tökezlemeye başlar. 3'üncü kuşaktan sonra şirketi tasfiye olan aile şirketleri çoğunluktadır.
İşte o nedenle hem Wendelin von Boch ile 7'inci kuşak Nicholas Luc Villeory ile bir yemekte sohbet etme fırsatı bulunca, 'Şirketi 8'inci kuşağa kadar taşıyabilmelerinin sırlarını bizimle paylaşmalarını' istedim.
Marka tüm dünyada öylesine güçlü ki, örneğin Mekke Saat Kulesi'nin henüz yeni döşenen karoları da, Merkel ve Putin'in birlikte açtığı Bolşoy Tiyatrosu'nun karoları da bu markanın imzasını taşıyor. Saraylara, önemli ticaret merkezlerine ve lüks otellere giren markanın Titanic gemisi için ürettiği karolar da hala hem şirketin müzesinde hem de küçük atölyesinde yerini alıyor. Üstelik karo bölümünü Eczacıbaşı'na satarak büyümesinin önünü açsa da aile banyo ve mutfak ve sofra ürünlerinde kendi başlarına büyümeye devam edecekleri bir yol haritasına sahip. Wendelin von Boch, Almanya dışında seramik alanında Meksika'da 2, Tayland'da bir fabrikaları olduğunu ve şimdi de Güney Amerika pazarlarına gitmek için proje yaptıklarını anlatıyor.
Wendelin von Boch'a aile şirketlerinin genelde ikinci kuşaktan sonra tökezlediğini, 3'üncü kuşaktan sonra ayakta kalmalarının zor olduğunu istatistiklerin söylediğini hatırlatarak, bunu başarmalarının sırrını sorunca öğrendiklerimiz şunlar oluyor.

Aileden sadece 4 kişi!
265 yıllık şirketin sahibi iki aileye mensup 1000'ün üzerinde kişi var. Aile mensuplarının 250'si şirkette hissedar. Herşeyden önce aile mensuplarının bu şirkette çalışması deveye hendek atlatmaktan daha zor. Öncelikle aile üyesinin mutlaka master seviyesinde eğitim almış olması, başvurmadan önce mutlaka başka bir şirkette 5 yıllık başarılı bir iş deneyimine sahip olması şartını arıyorlarmış. Öyle ki yıllık kazancı 70 bin euroyu bulmuyorsa o aile üyesinin bu şirkette çalışması mümkün değilmiş. Yani iş sadece işin ehli olan kişilere teslim edilmiş. Kurumsallaşma ön planda tutulmuş. Şirketin bugünlere böylesine güçlü gelmesini Boch, 'Global olmaya, kaliteden ödün vermemeye, çeşitliliği, bölgesel güce ve yenilikçiliğe çok önem verdik' diyerek açıklıyor. Bugün bu şirkette sadece 4 aile mensubu çalışıyor, 4'ü de yönetim kurullarında yer alıyormuş.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.