YAZARA MAİL GÖNDER Üniversiteli kadınlar İstanbul'da toplanıyor

YAZARLAR

Hafta sonu İstanbul önemli bir kongreye ev sahipliği yapacak. 1919 yılında 1. Dünya Savaşı'ndan sonra bir grup Kanada, İngiliz ve ABD'li üniversite mezunu kadın tarafından kurulan Uluslararası Üniversiteli Kadınlar Federasyonu, ilk kez Türkiye'de bir kongre düzenliyor. Federasyonun 81 ülkede 131 binden fazla üyesi var. En son dünyanın en fakir ülkesi Nijer ve Zambia da üye olmuş.
1949 yılında federasyona üye olan Türkiye, her 3 yılda bir kongre düzenleyen federasyonun bu önemli toplantısı için 2010'da Mexico City'deki toplantıda adaylığını koyuyor ve kazanıyor. 21 şubesi ve 1300 üyesi ile Türkiye şubesi, o günden itibaren genel başkan seçiminin de yapıldığı bu önemli toplantı için hazırlıklara başlıyor. 46 ülkeden 500 kadın üyenin kayıt işlemi geçtiğimiz nisan ayında tamamlanıyor. Yani kongreye katılım isteği çok yüksek. Ancak hemen akabinde Hatay'da onlarca insanımızın ölümüyle sonuçlanan patlamalar, Suriye sınırında yaşanan gerginlikler, ardından Gezi Parkı olayları nedeniyle Türkiye'deki derneğin yöneticileri konuklar iptal ederler mi diye tedirginlik yaşasa da hiç kimse Türkiye'ye gelmekten vazgeçmiyor.
Dün sabah Uluslararası Üniversiteli Kadınlar Federasyonu Başkanı Marianne Haslegrave, Türkiye şubesi (TÜKD) Genel Başkanı Nazan Moroğlu ve Başkan Yardımcısı Nezihe Bilhan ile buluşup kadın konusunda hangi konuların masaya yatırılacağını konuştuk.
Üniversiteli Kadınlar Federasyonu, kadın ve kız çocuklarının insan hakları, kadına karşı şiddet, cinsiyetler arası uçurum, çocuk gelinler, kentlerde yaşlı ya da örneğin görme engelli kadınların yaşadığı sorunlar gibi pek çok konuyu tartışmakla kalmıyor, Birleşmiş Milletler'in aldığı kararlarda da etkili oluyor. Kadınların güçlenmesi ve karar mekanizmalarında yer alması için çalışmalar yapıyor.
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu üyesi ve milletvekili Şafak Pavey'in de konuşmacı olduğu kongrede katılımcıları ilginç sürprizlerin beklediğini öğreniyoruz. Toplantı esnasında kurulacak bir hayali mahkemede 16 yaşındaki kızının evlenmesi için dilekçe veren bir annenin durumuyla 'çocuk gelinler'e önemli bir gönderme yapılacağını söylemekle yetineyim.
Toplantıda merak ettiğim konuşmalardan birini de sanırım Mısır Ulusal Kadın Konseyi Başkanı Dr. Mervat El Tallawy yapacak. Haslegrava, 'Arap Baharı'nın artıları kadar eksilerine de bakıyoruz ve ne yazık ki Arap Baharı kadınlar için daha fazla özgürlük anlamına gelmedi' diyerek hayal kırıklığını dile getiriyor. Bakalım Tallawy, Mısır'daki kadının durumuyla ilgili neler anlatacak.
Bu arada Marianne Haslegrave ile sohbet edince, kadınların iş yaşamında yeterince var olmalarının önündeki en büyük engellerden birinin sadece Türkiye'de değil ABD ve Avrupa ülkelerinde dahi kreşler olduğunu anlıyoruz. Ne yazık ki pek çok kadın son derece iyi eğitim alsa da çocuk doğurduktan sonra işten ayrılma yolunu seçiyor. Türkiye'de üniversiteye girişte kız ve erkek öğrencilerin sayısı eşit oluyor, hatta bazı sosyal bölümlerde kızların oranı yüzde 60'ı buluyor. Ancak bu eşitliği ilerleyen yıllarda korumak mümkün olmuyor. Türkiye Üniversiteli Kadınlar Federasyonu Başkanı Nazan Moroğlu, üniversitelerdeki kadın öğretim görevlisi oranının yüzde 40'larda olduğunu, dekanların yüzde 15'inin, rektörlerin ise sadece yüzde 4'ünü kadınların oluşturduğunu söylüyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.