Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Ayvalık'ta bu yıl 9'uncusuna katıldığım Zeytin Hasat Günleri'nden ne yazık ki iyi haberlerle dönemedim yine. Tarımın dünyada dünden çok daha önemli bir konuma geldiği günlerdeyiz ama sahip olduğumuz değerlerin de kıymetini pek bilmiyoruz.
Öyle olsaydı bugün Ege Bölgesi, nesilden nesile zeytincilik ve zeytinyağı üretimi yapan aileler ve nefis zeytinyağları ile dünyada adını duyurabilirdi. Ama öyle olmuyor. Gördüğümüz zeytinci ailelerin birer birer yağhanelerini kapattığı ya da bu tesislerin de el değiştirdiği.
Üstelik Ayvalık Ticaret Odası Başkanı Rahmi Gencer ve Ayvalık Zeytin Üreticileri Derneği Başkanı Salih Madra'dan öğrendiğimize göre markalı zeytinyağı üretimi, Suriye'den gelen ve 60 bin tona ulaştığı belirtilen kaçak zeytinyağı nedeniyle tehdit altında. Bu zeytinyağlarını kimin aldığı ve Türkiye'nin kendi lezzetli zeytinyağı dururken hangi markaların bu yağları piyasaya sürdüğünü de bilmiyoruz.
Sektörün daha önce dinlediğimiz diğer sorunlarında da ne yazık ki değişiklik yok. Avrupa'nın zeytinci ülkelerinde teşvik 1.3 eurolardayken, Türkiye'nin zeytincilerinin aldığı teşvik 70 kuruş. Ne yazık ki zeytinyağı tüketimi de yerlerde sürünüyor. Her ne kadar Egeliler 'damak tadı' yüzünden dese de Türkiye'nin birçok bölgesinde zeytinyağı almak isteyenlerin zeytinyağının pahalı olması, alım güçlerinin bu yağı tüm yemeklerde kullanmaya yetmemesi tüketimi olumsuz etkileyen en önemli faktör.
Bugün yanıbaşımızdaki Yunanistan'da bir kişi yılda 25 kilo zeytinyağı tüketirken, Türkiye'de bu rakam ne yazık ki 1.6 kilo civarında. Tabii 9 yıl önce 900 gram olduğunu hatırlatıyor Rahmi Gencer. Yani buna da şükür belki. Zeytin üreticileri ve ünlü zeytinyağı markalarına sahip olanların devletle birlikte zeytinyağı konusunda tanıtım kampanyası yapabilse acaba bu tüketim biraz artar mı diye düşünmeden edemiyorum. Neticede ülkede zeytinyağının sadece soğuk yemekler ve salatalarda kullanılan bir ürün olduğu algısı da hâkim.
Sanıyorum iş dönüp dolaşıp Ana Gıda Genel Müdürü Ümit Ersoy'un ne kadar doğru bir tespit yaptığına geliyor. Söyledikleri çok netti. Zeytinyağının ve zeytin üreticilerinin sorunlarını çözmek ve tek bir ses olabilmek için herkesin uzlaştığı bir çatı örgüte ihtiyacı var. Şayet bunun Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi olduğu düşünülüyorsa bu örgütün acilen gönüllülükten çıkartılıp, sadece aidatlarla değil tüm örgütler tarafından desteklenen, maddi yapısı güçlü bir hale dönüştürülmesi gerekiyor ki zeytin sektöründe her kafadan bir ses çıkmasın ve bir sonuç alınabilsin.
Bu yıl Muhtar Kent'in katılımı ile renklenen Zeytin Hasat Günleri, 10'uncu yılında bir olmayı, daha güçlü bir örgüt yapısıyla temsili başarır.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER