Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Türkiye'yi olası bir koalisyona götüren 7 Haziran seçimlerinden bir iki gün sonra iş dünyasının pek çok ismini gördüğüm bir davete katılmıştım. Hemen herkes o günkü seçim sonuçlarının ışığında, AK Parti ve CHP'nin koalisyon yapmasını en iyi seçenek olarak görüyor ve had safhaya ulaşan kutuplaşmanın, gerginliğin önünün de böylece alınacağını, toplumun rahatlayacağını düşünüyordu. Ancak beklenen olmadı. Bir siyasi partinin ak dediğine diğeri kara dedi ve kimse anlaşmaya yanaşmadı. Bu arada tırmanan terör olayları vatandaşı canından bezdirdi. Birbiri ardına gelen ölüm haberleri hepimize büyük acılar yaşattı. Tüm ülkenin moralinin bozuk, herkesin mutsuz olduğu günler yaşadık.
1 Kasım'da tekrarlanan seçim tüm bu yaşananlardan sonra daha da önemli hale gelmişti. Ama evet hiç kimsenin tahmin dahi edemeyeceği bir sonuçla kapandı sahne. Ekonomi dünyasının içinde yer alan bir gazeteci olarak şunu gözlemledim. İşleri bozulan, iflasın eşiğine gelen, çekleri dönmeyen, küçüldükçe küçülen iş dünyasında pek çok isim güçlü bir tek parti hükümetini içten içe istemeye başladı. Ancak kimse de bunu yüksek sesle dillendirmedi. Mesela en son katıldığım bir davette tekstil ve konfeksiyon dünyasının ünlü bir markasına sahip bir ailenin tüm fertlerinin bu kez AK Parti'ye oy verdikleri konuşuldu. Bunun sebebini sorunca, "İstikrar arayışı öne çıktı, kimsenin işlerin bu kadar bozulmasına tahammülü yok" cevabını aldım.
Türkiye son yıllardaki büyümesini en çok konut sektörüne borçluyken ve birbiri ardına mega konut projeleri hayata geçirilmişken, son zamanlarda tüketicilerin satın alma taleplerini ertelemeleri nedeniyle sektörde tehlike çanları çalmaya başlamıştı. Büyük projelerden birinin sahibi olan bir şirketin telefonu 24 ay vadeli sıfır faizli yeni promosyonu için 15 gün boyunca hiç çalmamıştı mesela. O nedenle seçim sonuçlarının en çok sevindirdiği sektör sıralamasında inşaat ve perakende başı çeker herhalde.
Hal böyle olunca, iş dünyası yüzde 49'un üzerinde oy alarak kısa süre içinde hükümeti kuracağı kesinleşen AK Parti iktidarına sevindi. Ertelenen satışlar yeniden gündeme geldi. Rafa kaldırılmış olan yatırım planları masaya yayıldı. Bir hafta sonrasını dahi göremediklerini ileri sürerek projeksiyon yapmayanlar, 4 yıllık tek parti hükümetinin sunmasını bekledikleri istikrara proje üretmek için uykularından uyandı.
Ez cümle ekonomi penceresinden bakınca, herkesi sevindiren bir seçim sonucu var karşımızda. Şimdi herkes daha hoşgörülü bir ortam ve de ekonomik reformların baştacı edildiği yeni bir dönem beklentisinde. Dünden beri posta kutuma derneklerden, vakıflardan ve sivil toplum kuruluşlarından 'iş dünyası umutlu" mesajları boşuna düşmüyor yani.
Ha tabi bir kadın olarak, seçimin hepimizi üzen boyutunu da es geçemeyeceğim. Nüfusun yarısını oluşturuyoruz ancak ne yazık ki TBMM'deki sesimizi yine kıstılar.
7 Haziran'ın en güzel sonucu 98'e çıkan kadın vekil sayısı idi ki o da yeterli değildi kuşkusuz ancak şu anki durum içler acısı. An itibarıyla kadın vekil sayısı 82'ye indi ve kadın temsiliyeti yüzde 18'lerden 15'lere düştü. Bu sonuç 2023 için müthiş bir vizyon koyan bir ülkeye hiç ama hiç yakışmadı!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER
;