Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Bundan 15 yıl önceydi. Türkiye'nin tekstil ve konfeksiyon ihracatının önemli oyuncularından biri olan Bursa'daki Yeşim Tekstil'in tepesine helikopterle indiğimiz tesislerini, Yönetim Kurulu Başkanı Şenol Şankaya ile birlikte dolaştık. Mesela bir kat Benetton katıydı. O katta Benetton'ın kuralları, standartları geçerliydi. Bir diğer katta çalışma koşullarına ait tüm standartlar titizlikle yerine getirilmiş olan GAP'e üretim yapılıyordu. Demem o ki o yıllarda, Türkiye'nin belli başlı üreticileri çocuk işçi, çalışma koşulları gibi tüm konularda markalar ne istiyorsa onu yerine getiriyor, aksi takdirde o markalara üretim yapamıyordu.
Derken, Türkiye'nin tekstil ve konfeksiyon sektörü öylesine büyüdü, öylesine güçlendi ki kimsenin yol göstermesine gerek kalmadan, kendisi uyması gereken kurallara iç denetimiyle uymaya başladı. Koleksiyonları kendisi tasarlayıp markalara ihraç edecek kadar da işin ehli oldu.
Bu hafta Independent Gazetesi'nde, Türkiye'deki bazı üreticilerin H&M gibi ünlü markalara üretim yaptığı atölyelerinde Suriyeli çocuk işçi çalıştırdığı yolundaki haberleri okuyunca önce yukarıda sözünü ettiğim yıllar geldi aklıma.
Tekstil ve konfeksiyoncular böyle büyük bir hata yaparak, kendi ayaklarına kurşun sıkmış olabilirler mi? Olamaz her halde. Çocuk işçi çalıştırma konusunun 2016 dünyasında münferit olduğunu düşünmek istiyorum ve de sektörden beklentim de böyle bir hata yapmış olan üreticiler varsa acilen bir temizlik hareketi başlatarak, çürük yumurtaları çöplüğe atmaları.
Dün LC Waikiki'yi global bir marka haline getirerek yurtdışında 100'lerce mağaza açmayı başaran perakendenin güçlü isimlerinden Vahap Küçük ile sohbet ettim.
Böyle bir olayın olmuş olabileceğine ihtimal vermek istemiyor. Küçük ancak bireysel bir hata olduysa da bunu sektöre mal etmemek gerektiğini söylüyor. Küçük, "Ülke çok yol aldı bu konuda. Yasaların yanı sıra, işletmeler çok daha duyarlı ve bilinçli oldular. Çok daha önceki yıllarda evet, merdiven altı atölyeler vardı ama şimdi şirketler kurumsallaştı. Atölyeden işletmeye dönüştü sektör" diyor.
Vahap Küçük, sektörün çocuk işçi çalıştırmanın marka imajına ne kadar büyük zarar getirdiğinin bilincinde olduğunu yineliyor ve ekliyor: "Ayrıca sormak da lazım, Bangladeş'te, Çin'de, Vietnam'da insan haklarına ne kadar dikkat ediliyor diye ciddi araştırmalar yapıyorlar mı? Türkiye'nin bu konuda karalanması ne kadar doğru?"
Öte yandan Suriyeli mültecilerin yasal olarak çalışması için çalışmalar devam ediyor. Küçük, Kilis ve Batman gibi illerde valilik izniyle bu imkânın tanındığını ancak henüz LC Waikiki tesislerinde hiç mülteci çalıştırmaya başlamadıklarını söylüyor. Küçük, mültecilerin iyi koşullarda çalışma imkânına kavuşarak, insani yaşam koşullarına ulaşmaları için ise gerekli yasanın çıkmasını istiyor.
Hazır Vahap Küçük'ü bulmuşken, genelde ihracat da büyük oranlarda küçülmüşken LC Waikiki'nin durumunu soruyorum. Duyduklarım sektörde doğru stratejiyle markaya yatırım yapanların bambaşka bir hikâyenin de kahramanı olduğunu göstermeye yetiyor. LC Waikiki'nin markalı ihracatı büyüyerek devam ediyor öyle ki 2015'te markalı ihracat, yurtdışında açtıkları 100 yeni mağaza ile tam yüzde 50 büyümüş. Ciro 7 milyar 132 milyon liraya (2.6 milyar dolar) ulaşmış. 2016 yılında hedef yurtdışında 100, yurtiçinde ise 40 yeni mağaza açarak yüzde 20 büyümek.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER